
RADİKAL KİTAP'TAN ESİN ÇETİNEL'İN DEĞERLENDİRMESİ
15 Ağustos 2007
Finansal terörizm, krizler ve ABD
Yaşar Erdinç'in 'Para Harekâtı' kitabı, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri bir aşk öyküsü çevresinde okumak isteyenler için
ESİN ÇETİNEL
Mali piyasaları takip edenlerin basından tanıdığı Yaşar Erdinç'in Para Harekâtı daha ilk sayfasından itibaren beni şaşkınlığa sürükledi. Erdinç, klasik ekonomi kitaplarının o kasvetli havasını yok etmek için kitabına bir öyküyle başlamıştı. Hem de ne öykü. O, gazete manşetlerine kadar taşınan 2001 krizinin dramatik öykülerinden biri. Türkiye Cumhuriyeti'nin yaklaşık seksen yıllık tarihinin en büyük mali krizinin yaşandığı dönemde gün geçmiyordu ki bir intihar, bir iflas, bir tutuklama haberi çıkmasın. İşte Erdinç o dönemi dramatik bir öyküyle kitabının girişine taşımış.
Ünlü bir işadamının 2001 krizinde batışı ve ardından geçirdiği kalp krizi ile yaşamanın son bulması... Yani Türk filmi kıvamında bir giriş. Bu, kitaptaki ilk şaşkınlığım oldu ancak son değil. İlerleyen sayfalarda başrolü ölen işadamının kızı aldı. Babasını 2001 krizinden kaybeden Hülya doktora tezi konusunu 'Babasını ölüme sürekleyen süreci anlamak için' tabii ki krizler olarak seçti. Tez çalışmasının başında karşılaştığı 'finansal terörizm' kelimesi ise kitabın ana temasını oluşturdu. Hem okuyup hem çalışan Hülya tezini güçlendirebilmek için çok zor şartlarda yaşamasına rağmen 750 milyon verip hafta sonu düzenlenen iki günlük bir eğitim programına kaydoldu. Bu seminer sayesinde Hülya hem doktora tezinin ana hatlarını oluşturdu, hem de semineri veren 'yakışıklı hocası Serhat Cengiz ile yaşadığı duygusal ilişkisi kısa sürede evlilikle sonuçlandı.
İşte ekonomiye girişte bu uzun girizgâhtan sonra başladı. Serhat ve Hülya'nın duygusal ilişkisinin serpiştirildiği iki günlük seminer boyunca ekonominin dinamikleri de işlendi.
Ekonomiyi bir insan vücuduna benzeten Serhat hoca ekonomideki dengeleri anlatırken de üzerinde kristal top duran masa örneğini veriyor. Seminer boyunca üzerinde kristal top olan ve kırıldığında ne olduğunu 2001 krizinde acı bir biçimde öğrendiğimiz masanın ayakları olan kamu kesimi (bütçe dengesi), reel kesim (arz-talep ve enflasyon), dış ödemeler dengesi (cari açık) ve malum finansal piyasalar (faiz ve döviz) arasındaki ilişki irdelendi. Kitabının önsözünde ekonomi tahsili almamış sıradan okuyucuya ulaşmayı hedeflediğinin altını çizen Yaşar Erdinç duygusallık dozunu hiç düşürmemeye çalışarak ekonomiye ilişkin eğitimi ve mesleği ekonomi ağırlıklı olmayan başka deyişle sokaktaki insanların sorduğu soruları bu seminerde katılımcılara sordurduğu sorularla yanıtlayarak kitabını örmüş. Bu arada basında kriz döneminde çıkmış gazete köşe yazıları da kitaba eklenerek kuvvetlendirilmiş.
Latin Amerika krizleri
Tabii iki günlük ekonominin dinamiklerini basit bir dille anlatan seminer bitiyor ve ardından Hülya'nın krizler tezi başlıyor. Bu bölümde ise Hülya her birinde ABD'nin de desteklediği rejim değişikliklerine kadar giden Arjantin, Şili, Peru ve Meksika krizlerini inceliyor. Yazar bu bölümlerde Türkiye'nin adını zikretmeden göndermeler yapmaktan da geri kalmıyor. Kitabın açıkçası benim için en ilgi çeken bölümü ihtilallerle sonuçlanan bu ekonomik krizlerde sözkonusu ülkelerin ekonomilerindeki hızlı iyileşme ve ardından dış etkenlerin de etkisiyle (hangi ülke olduğunu yazmama gerek yok herhalde) hızlı çöküş süreçleri ekonomi penceresinden inceleniyor. Bu arada ülkemizde de ciddi yatırımları bulunan George Soros gibi namı diğer para sihirbazının bu ülkelerdeki faaliyetleri de genişçe yer alıyor.
Sonuçta bu bölümde tüm Türk okuyucuları açısından çıkartılacak çok sayıda sonuçta var.
Gelelim bu kitapta beni yine çok şaşırtan bölüme. Bu bölümde Cengiz ve Hülya çifti bir hafta sonu Antalya'da Başbakan Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Devlet Bakanı Ali Babacan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e belli başlı ülkelerin krizlerine ilişkin sunum yapıyor. Yine Latin amerika ülkelerindeki krizlere ilişkin detaylı sunumlarda Başbakan ve katılan diğer bakanların soruları ve bunların yanıtları oldukça ilginç... Tabii bir gazeteci ve okur olarak bu bölümdeki en merak ettiğim konu ise 'bu sunum gerçek mi', 'başbakan ve bakanların soruları ve hatta kendi aralarındaki tartışmaları doğru mu'...
Evet bir ekonomi kitabında görmeye alışmadığımız çok sayıda unsuru barındıran Para Harekâtı bir aşk öyküsü çevresinde ekonominin dinamikleri, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri, çok sayıda köşe yazısı, kitap ve internet sitesi önerileriyle okura bir yol haritası çizmiş.
Kitabımı bütün DNR, REMZİ KİTABEVİ, İNKILAP KİTABEVİ ve diğer büyük kitabevlerinde bulabilirsiniz. Ya da aşağıdaki internet adreslerinden sipariş verebilirsiniz.
http://www.ideefixe.com/
http://www.kitapyurdu.com/
http://www.scala.com.tr/




|
 |
Günlük Yorumlar |
 |
ESKİ YORUMLARI OKUMAK İÇİN: Ekranin solunda "latest posts" adinda bir bölüm var. Bu bölümün altinda son yazilarimin basliklari yer aliyor. Bunu tikladiginizda ilgili yaziyi okuyabilirsiniz. Subat ayindaki tüm yazilarimi görmek için sol tarafta "Archieves" yazısının altındaki "February" yazisini tiklamaniz yeterlidir. Ya da Ocak ayindaki yazılarımı görmek için "January" yazisinin üzerini tiklayiniz. Ayni sekilde KÖŞE YAZILARIM bölümüne girdiginizde yine ekranin sol tarafindaki linkleri kullanarak eski yazilarima ulasabilirsiniz.

Tuesday, 09 March 2010
Goldman Sachs yayınladığı raporunda Türk bankalarını değerledi...
05 Mart 2010 Cuma Saat: 14:35
Ayrıntılar şöyle:
Siyasi belirsizlik, artan enflasyon baskıları ve görece yüksek değerlemelere bağlı olarak Türk banka hisseleri son zamanlarda baskı altına girdi. Dirençli marjlardan gelir büyümesi, işletme kaldıracı, düşen risk maliyeti ve artan kredi hacimlerine işaret eden 2009 finansalları sonrası güçlü temellerle bu biraz çatışıyor. Gelir kalitesi iyileştikçe Türk bankaları bilançolarını büyük oranda geliştirmeyi başarıyor, bu da düşük kaldıraç ve yüksek çekirdek sermaye, likidite ve aşırı fonlamaya sebep oluyor. Bu yapısal sapmaya bakarak, Türk bankalarını kredi vermeye yeniden başlama ve birkaç yılın karlılık büyümesini almaya hazır olduklarına inanıyoruz.
AKP ve laik oluşum arasındaki çatışmayı son siyasi belirsizliğin daha fazla yaralayacağını düşünmüyoruz. Ekonomistlerimiz güçlü iç ekonomik aktiviteye bağlı olarak yılın ikinci yarısında faizlerin kademeli olarak artmasını bekliyor. Bunun yüksek piyasa volatilitesine sebep olacağını düşünmüyoruz ve bu yüzden özsermaye getiri oranı üzerinde çok az yukarı yönlü baskı öngörüyoruz. Türk bankalarının orta vadede güçlü temelleri sürdürmesini beklerken cazip yukarı yön sunacaklarını da düşünüyoruz.
Türk bankaları portföyünde en iyi risk/getiri profilini Garanti'nin sunduğunu düşünüyoruz. Banka için gelir tahminlerimizi güçlü 4Ç sonuçları ve yönetimin iyimser rehberliğine bağlı olarak %20 (2010) ve %15 (2011) yükseltiyoruz.
Revize edilmiş 12 aylık NAD bazlı hedef fiyatımız 8.65 TL ile Garanti %47 artış potansiyeli sunuyor. Hisseyi AL'a yükseltiyor ve Orta Avrupa, Avrupa, Orta Doğu, Afrika Odak Listemize ekliyoruz.
Moody’s: Siyasal Gerilim Risk Unsuru
05 Mart 2010 Cuma Saat: 14:30
Türkiye'de yaşanan siyasi gerilimin önemli bir risk unsuru olduğunu açıklayan uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's, borç dinamiklerine yönelik ek disiplin sağlayıcı politikalara ihtiyacı olduğunu bildiirdi..
Moody's'in Türkiye baş analisti Sarah Carlson, Türkiye'nin herhangi bir ülkenin notunun yatırım yapılabilir seviyesine yükselmesinde önemli rol oynayan borç dinamiklerine ilişkin ek disiplin sağlayıcı politikalara henüz sahip olmadığını söyledi..
Türkiye'nin borca ulaşabilirliğinin uluslararası standartlara göre hâlâ düşük olduğunu kaydeden Carlson, "Türkiye'nin dış şoklara karşı kırılganlığı son yıllarda gelişme kaydetti, ancak bu konuda hâlâ gelişmekte olan ülkeler arasında son yüzde 20'lik dilimde yer alıyor.
Türkiye, ayrıca bütçe sürecine yönelik ek disiplin sağlayıcı politika kurallarına sahip değil. Bu kuralların uygulanması, herhangi bir ülkenin notunun yatırım yapılabilir seviyeye yükselmesi için belirleyici faktörlerden olan borç dinamiklerindeki iyileşmenin uzun ömürlü ve daha öngörülebilir hale gelmesine yardımcı olur" açıklamasında bulundu.
Türkiye ekonomisinin son yıllarda önemli gelişmeler sağladığına da dikkat çeken Carlson, siyasi gelişmelerin ise bir risk unsuru olduğuna dikkat çekti. Carlson, "Türkiye açısından diğer potansiyel bir zorluk ise siyasi ortam kaynaklı. Bizim olay riski (event risk) değerlendirmemize göre, Türkiye'de siyasi riskin ağırlığı, ordunun karar alma sürecindeki rolünün azalmasına rağmen çoğu Avrupa ülkesinde olduğundan daha fazla" diye konuştu...
Son mali krizin Türk ekonomisi ve ekonomik politikası için bir tür stres testi olduğunu belirten Carlson, Türkiye'nin kredi notu açısından kuvvetli tarafları konusunda ise şu bilgileri verdi: "Her ne kadar Türkiye ekonomisindeki daralma çok sert olsa da kamu maliyesinin dayanıklılığı dikkate değer. Hükümetin ve ülkenin çok ağır ekonomik ve finansal zorluklar karşısında, yeniden organize olma kabiliyeti Türkiye'nin dayanıklılığının daha yüksek bir düzeye erişmiş olduğunun bir göstergesidir ki Türkiye'nin notu da bunu yansıtmaktadır. Türkiye ekonomisinin iç veya dış şoklara karşı toparlanma kabiliyeti, (mali) politika kredibilitesinin son 10 yıl içinde belirgin bir gelişme gösterdiğini yansıtmaktadır."
Türkiye'nin uzun vadeli büyüme temellerinin oldukça sağlam olduğunu ancak büyüme hızının küresel ve yerel sebeplerle 2000'lerin ortasındaki hızlara ulaşmasının beklenmediğini belirten Carlson, "Yine de Türkiye küresel ekonomiye gittikçe daha fazla açılmakta ve her geçen gün değer yaratmada bir üst sınıfa doğru ilerleyen Türk sanayii mali krizi, yeni ihracat pazarlarına genişlemek ve bu sayede AB ülkelerine bağımlılığını azaltmak için kullandı" değerlendirmesini yaptı..
Hülya Kayıkçı, http://groups.google.com/group/PARATREND adresinde bu grubu ziyaret edin
Olanlar Geçende Oldu,Bugünler Geçenin Etkisi Olacak…
05 Mart 2010 Cuma Saat: 14:00
Geçen hafta önemli veriler,gelişmeler ve haberler ile doluydu. Bu haftaya önemli bir gelişme kalmadı. Geçenin etkisi,bugünlerde görülmeye devam edecek. ECB ve BOE faiz kararlarını,açıklamalarını yaptılar. Avrupa ve İngiltere bölgesinde gelecekte riskler devam edecek. İstikrarlı bir büyüme süreci Türkiye’nin ihracat coğrafyası içerisinde oluşmuş değil. Kış koşulları ortadan kalktığında ve karlar ulaşımı etkilemediği taktirde, kışın gerçekleşmeyen talep ekonomide baharda daha fazla itici güç oluşturabilir. Türkiye bu hafta ekonomik veriler olarak;Pazartesi günü açıklanacak olan Ocak ayı Sanayi Üretimini ve Perşembe günü Cari İşlemler Dengesini takip edecek. İMKB önümüzdeki haftada önce savunma ardından hücum deneyebilir. Siyasi ve enflasyonist olumsuzlukları 50.800-51.000 desteğinde karşılayan İMKB, 52.500’ü kırarsa iki hafta önceki düşüşü unutturabilir. Yurtdışında bu hafta önemli bir data akışına sahip değil. Pazartesi Almanya Ocak Sanayi Üretimi,Çarşamba Almanya Ocak Dış Ticaret Dengesi,Cuma günü ABD Perakende Satışlar ve Michigan Tüketici Güveni Endeksi takip edilecek. İMKB’nin kendi iç dinamiklerinde hareket edecek bir hafta bizleri bekliyor.
Gökhan USKUAY
Bankalardan 2010’na,Karlı Başlangıç…
05 Mart 2010 Cuma Saat: 14:00
BDDK Cuma günü kesinleşmiş geçici verilere göre bankacılık sektörünün ana göstergelerini açıkladı. Bankacılık sektörü 2010’na hızlı bir başlangıç yaptığı görülüyor. Geçen sene Ocak ayı içerisinde 1.58 Milyar TL olan bankacılık sektöründe kar rakamı bu sene %29,4 oranında artarak 2 Milyar TL’ye ulaştı. 2009 yılı içerisinde aylık ortalamasına göre %19 üzerinde bir rakama tekabül ediyor. Bankacılık sektörü kar-kış dinlemeden, karlılığında yükselişini devam ettiriyor. Bankacılık sektörü adına sevindirici diğer bir gelişme takipteki alacaklarının Ocak ayında bir önceki aya %0,3 oranında azalış göstermesi. Türkiye için üzücü gelişme ise bankalar hala kredi vermeye başlamamış olması. Krediler kalemi Ocak ayında 1.38 Milyar TL artış gösterdi, bir önceki aya göre artış oranı %0,4 seviyesinde kaldı. Yıllık bazda %10-20 gibi kredi hacminde artış bekleyen sektör için düşük bir seviye diyebiliriz. Bankaların ellerinde ki parayı kredi olarak değil, menkul kıymetler yoluyla devlete vermeye devam ediyor. Menkul kıymetler kalemi Ocak ayında 4.29 Milyar TL artış gösterdi.Bankaların toplam menkul kıymetler kalemi bir önceki aya göre %1,6 oranında artış göstermiş oldu. 2010 yılına başlarken,bankalar hala karlılıklarını artırmaya devam ediyor. Karlardaki artış ve takipteki alacakların düşmesi,İMKB’ye kote olan bankalara ilginin devamını sağlayabilir.
Gökhan USKUAY
Hülya Kayıkçı Dünya Piyasalarını Değerlendirdi
05 Mart 2010 Cuma Saat: 10:50
Haftalık işsizlik maaşı başvuruları ve son çeyrek üretkenlik verilerine dair olumlu açıklamaların yanında analistlerin bazı hisselerde tavsiyelerini yukarı yönlü revize etmeleri ve perakende satışlardaki ciddi sıçrayışla birlikte ABD borsaları hafif de olsa yükselişle kapandı.. S&P 500 Endeksi, arka arkaya beşinci günde de değer artışını korudu..
Dow Jones Sanayi % 0.46 değer kazanarak 10.444 seviyesinde, S&P 500 Endeksi % 0.37 değer kazanarak 1.122 seviyesinde ve Nasdaq Bileşik Endeksi % 0.51 değer kazanarak 2.292 seviyesinde günü tamamladı.
Dünyanın en büyük gazlı içecek üreticisi Coca Cola'nın hisse senetleri, UBS analistleri tarafından ''AL''a yükseltildi. Bunun üzerine şirket hisseleri % 1'in üzerinde yükseldi. Aynı şekilde UBS analistlerinin "AL" tavsiyesi verdiği Boeing hisse senetleri de % 1 ve üzeri yükseliş gösterdi..
Bank of America'nın ''AL'' tavsiyesi verdiği Walt Disney hisseleri % 2.9 değer kazandı...
Beklentilerden güçlü Şubat ayı satış rakamları açıklayan Abercrombie & Fitch'in hisse senetleri, % 15 yükselerek perakende hisseleri arasında öne çıktı..
Öte yandan petrol fiyatlarındaki düşüşe bağlı olarak gerileyen enerji hisseleri, piyasalardaki yükselişin sınırlı olmasına neden oldu.
Yatırımcıların bugün açıklanacak tarım dışı istihdam verisi öncesinde temkinli duruşa geçmelerine bağlı olarak günün ilk saatlerinde dalgalı bir seyir izleyen endeksler, kapanışa 15 dakika kala yükselişe geçti...
Ekonomistlerin beklentisi, geçen ay ABD'de 50 bin kişinin işini kaybettiği yönünde. Ancak ay boyunca süren olumsuz hava şartlarının veriye olumsuz yansıyabileceğinde endişe ediliyor ve dolayısıyla beklentiler oldukça geniş aralıkta seyrediyor. Tahminler 90 bin düşüş olacağına kadar yükseliyor. İşsizliğin ise % 9.8'e çıkması bekleniyor..
Yunanistan'ın başarılı ihalesine rağmen euro değer kaybederken Asya'da yükseliş var...
Asya'da endekslerde genelde yükseliş var. Japonya Merkez Bankası'nın parasal rahatlığı artırmak için yeni adımlar atacağı beklentisiyle Tokyo'da artış % 2'ye yaklaştı. Diğer endekslerde ise % 1'in altında yükselişler yaşanıyor...
Japonya Merkez Bankası'nın alması beklenen önlemler yenin değer kaybetmesine de yol açarken bu da ihracatçı şirketlerin hisselerini destekledi...Dolar-yen 89.32 civarında..
Para piyasalarında euro-dolar paritesi 1.3577 seviyesine gerilerken, dolar-TL uluslararası işlemlerde 1.5511'e yükseldi.
Petrol 80.67 dolar civarına gerilerken, altın 1132 dolar seviyesinde..
ABD 10 yıl vadeli hazine tahvillerinin faizi % 3.61 seviyesinden işlem görüyor..
http://groups.google.com/group/PARATREND adresinde bu grubu ziyaret edin
Gedik Yatırım’dan Günlük Yorum
05 Mart 2010 Cuma Saat: 10:50
İMKB 100 endeksi, günü % 0.50 düşüşle, 51,440 puandan kapattı. Gün içerisinde en düşük 51,056 ; en yüksek 51,699 puanı gören İMKB 100 endeksi, önceki günkü kapanışının (258) puan altına indi.
ABD'de olumlu verilerle (özellikle perakende satış artışları) beraber endeksler % 0.5 civarında arttı. Bu sabah Japonya'da % 2.2 artışla kapanmasının ardından ABD Futurelarının % 0.15 artıda olduğu görülüyor. Avrupa ve İstanbul borsalarının güne hafif alıcılı başlamasını bekliyoruz. İMKB 100 için 51.800 ve 52.300 direnç noktaları olacaktır.
Yunanistan'ın dünkü ihalesine talep yeterliydi. Ancak yine de Euro değer kaybetti ve parite 1.36'nın altına indi. AMB başkanı Trichet, Atina yönetiminin yardım için IMF'nin kapısını çalmasının uygun bir davranış olmayacağını ifade etti. Papandreu bugün Almanya'yı, pazar günü Fransa'yı ziyaret edecek. Almanya'dan sürpriz açıklamalar piyasaları olumlu etkileyebilir.
Bugün saat 15:30'da açıklanacak olan ABD tarım dışı istihdam (Beklenti 50 bin kişi azalacak) ve işsizlik oranı (Beklenti % 9.7'den % 9.8'e çıkacak) piyasalarca yakından takip edilecektir.
TCMB elinde şişen balonu artık kabına sığmaz olduğunu görünce olsa gerek bir iki ay yüksek gideceğini daha geçen ay duyurduğu enflasyonun artık yıl sonuna dek yüksek gideceğini beklemeye başladığını duyurdu. Başkan Yılmaz’ın bu beklendiği değişikliğini geciktirmesi bizi şaşırtmadı zira hükümetin bütçe açıklarını fonlamada Hazine’ye yardım etmek için piyasaya repo karşılığı borç veriyor. TCMB bundan 2 yıl önce de yabancı kuruluşların tehditlerine boyun eğerek o dönemde faizlerini artmaması gerekirken artırmış ve hemen birkaç ay sonra TCMB’nin bu hareketi sonrasında yükselen faizlerin ardından bizi bugünlere getiren şiddetli faiz indirimleri başlamıştı.
Gösterge tahvilin bileşik faizi %9.15 seviyesiyle hiç de önemli hareket yapmamış durumda. Artık piyasa yapıcı bankaların da tepki vermeyerek yapabileceği bir şey yok. Yükselen enflasyonun yükselen kurlar şeklinde dönüşmesi elinde bono portföyü tutan bankaların korktukları şey. Şimdilik faizlerin artması ve bir panik oluşmasını beklemiyoruz. Mevcut pozisyonların sağlığı açısından tepki verilmeyecektir.
Abdullah Kunt’tan DİBS ve F/X Analizi
05 Mart 2010 Cuma Saat: 10:48
BONO: Beklentilerden yüksek gelen yurtiçi enflasyon rakamı ve TCMB Başkanı Durmuş Yılmaz' ın enflasyondaki asıl düşüşün üçüncü çeyrekte gerçekleşeceğini ifade etmesinin ardından satıcılı seyir izleyen bono piyasası gün içinde %9,22 bileşik seviyesine kadar yükselen gösterge faiz günü %9,14' ten sonlandırdı. Bu sabah itibariyle tezgahüstü piyasada gösterge faiz %9,20 - %9,15 aralığında işlem görüyor.
Eurobond: Avrupa bölgesi ülkelerine yönelik ekonomik kaygılar ve içeride yaşanan asker -hükümet gerilimi sonrasında bir miktar düşüş gösteren eurobond piyasası Yunanistan' ın kurtarılacağına yönelik artan beklentiler ve içeride siyasi gerilimin azalmasıyla kayıplarının bir kısmını telafi ederek günü 159.50 $ seviyelerinden sonlandırdı.
Dolar: Merkez Bankasından gelen açıklamalarla güne 1.54 seviyesinde başlayan USD/TRY kuru pariteyi takip ederken Ermeni tasarısına yönelik olumsuz beklentilerle yatay hareket etti. Beklentilere paralel gelen ABD verileri ile paritede de çok fazla bir hareket gözlenmezken piyasa günü 1.5440' dan sonlandırdı. Bu sabah itibariyle €/$ paritesi 1.3580 seviyelerinde ve dolar /TL 1.55' den güne başlangıç yapıyor.
www.global.com.tr
Garanti Yatırım Araştırma’dan Piyasalara Bakış
05 Mart 2010 Cuma Saat: 10:46
IMKB’de Ermeni tasarının kabulünün etkisi, olumlu yurtdışı borsalar nedeniyle sınırlı kalabilir ve kritik ABD verisi öncesi dalgalı seyirle bekleyiş devam edebilir. Piyasaların gözü bugün ABD’de açıklanacak tarımdışı istihdam (beklenti -68 bin kişi) verilerinde olacak.
ABD’de Ermeni tasarısı kabul edildi... ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nde sözde Ermeni soykırımı iddialarını içeren tasarı 1 oy farkla kabul edildi. Tasarının Temsilciler Meclisi Genel Kurulu’na gelebilmesi için karar Meclis Başkanı Pelosi’ye ait. Bilindiği gibi tasarı en son 2007 yılında da komitede onaylanmıştı ancak Başkan Bush’un çabalarıyla tasarının Genel Kurul’a gelmesi engellenmişti. Ayrıca tasarının yasalaşması için Senato’dan da geçmesi gerektiğini belirtelim. Dolayısıyla yasalaşma süreci oldukça uzun ve zor. Tasarının kabulü ABD-Türkiye ilişkilerinde bir miktar gerginlik yaratmakla birlikte, tasarının yasalaşma olasılığının çok düşük olması nedeniyle piyasalardaki olumsuz etkinin de oldukça sınırlı olacağını tahmin ediyoruz.
Ermeni tasarısı dün ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi'nde 22'ye karşı 23 oyla kabul edildi. Başbakanlık tasarıyı kınarken, Büyükelçi Namık Tan'ı da istişare için Ankara'ya çağırdı.
- Şubat ayı enflasyon verileri sonrası yayınlanan fiyat gelişmeleri raporunda TCMB, enflasyondaki yükselişin, işlenmemiş gıda fiyatları, vergi ayarlamaları ile geçtiğimiz yılın aynı ayındaki düşük baz gibi geçici unsurlardan kaynaklandığını belirtti.
- Moody's, Türkiye’nin borç dinamiklerine yönelik ek disiplin sağlayıcı politikalara ihtiyacı olduğunu bildirdi.
ABD’de Büyüme Verileri Düzeldi
05 Mart 2010 Cuma Saat: 10:45
Yılın ilk ayında endişe yaratan ABD büyüme panaroması yeniden iyileşmeye başladı. Hafta başında Institute of Supply Managers’ (SMI) imalat sanayi ve hizmetler anketlerinde faaliyetin beklentilerin üstünde artarak genişlemenin sürdüğe dair ilk işaretleri vermesinin ardından, Fed’in bölgesel ekonomik faaliyetlerin gücünü ölçen Bej Kitap’ında da 12 bölgeden dokuzunda mülayim artışlar gözlendi. Şubat perakende mağaza zincirleri satışları da 2007’den bu yana %3.7 ile en güçlü aylık artışını sergilerken, 3 haftalık bir yükselişin ardından yeniden inişe geçen ilk işsizlik başvuruları da piyasalara moral verdi. ADS adlı özel şirketin bordrolardan yaptığı araştırmaya göre de, Şubat ayında işten çıkarmalar iyice yavaşladı. Tüketici harcamaları da gelirlerdeki yavaşlamaya rağmen canlı seyrediyor.
Bugün TSI 15:30’da yayınlanacak Şubat tarım dışı istihdam verileri ise özellikle Doğu Kıyısını etkisi altına alan kar fırtınaları yüzünden hayal kırıklığı yaratabilir, ancak bu konuda hemen tüm finans basınında çıkan uyarı haberleri, Wall Street’de olumsuz bir tepkiyi frenleyecek. ABD Kongresi 15 milyarlık yeni bir istihdama destek paketini de Obama’nın onayına göndererek işleri şansa bırakmıyor. ABD’de zaten baz etkisi ile olması gerektiğinden daha canlı görünmesi gereken büyümenin tökezlemesi, küresel toparlanmanın sürdürülebilir olduğu algılamasına büyük bir darbe vurarak borsalarsaki rallileri yavaşlatırdı. Yılın ikinci yarısı için konuşmanın erken olduğunu hatırlatarak, şimdilik borsaların ABD’den destek alacağı görüşümüzü koruyoruz.
ABD Çıkışlı,AB İnişli Çıkışlı…
05 Mart 2010 Cuma Saat: 10:45
Son iki gün içerisinde önce FED’in gözüyle ABD’nin durumunu,ardından ECB’nin gözüyle AB’nin durumunu öğrendik. FED ABD’nin durumunu, Şubat ayında yoğun kış koşullarına rağmen büyümenin güçlendiğini belirtti. 12 bölgesel FED'den 9'u ekonomik aktivitenin iyileşme gösterdiğini bildirdi.Yani ABD’de dengeli ve istikrarlı bir büyüme süreci devam ediyor. ECB ise dün beklenildiği gibi faiz oranlarını sabit tutarken, 2010 yılı içerisinde Avrupa Birliğinde büyümenin inişli çıkışlı olacağı ve dengesiz bir büyüme gerçekleşebileceğini belirtti. Yani AB’nin, A’sı büyürken B’si geriden takip edecek. Şubat ayı Almanya IFO durum ve güven endeksleri 10 ay sonrasında daralırken, kış koşularının iş dünyasını olumsuz yönde etkilendiği IFO tarafından duyurulmuştu. Kış koşulları ABD’de devlet dairelerini 20 sene sonra tatil ettirecek kadar sertken, AB’de kış koşulları bu boyutta değil. ABD’de kış koşullarına rağmen iyileşmenin devam etmesi büyümenin kırılgan olmadığını gösteriyor.AB’nin büyümesi ise hala kırılganlık gösteriyor. Sektörler arasında bir kıyas yaptığımızda Almanya’da imalat sektörü Şubat ayında değişim göstermezken, FED tarafından yayınlanan Bej Book’ta imalat sektörünün özellikle ileri teknoloji ekipmanları,otomotiv ve metal sektörlerinin güçlendiği belirtiliyor. FED para politikasında likidite programlarının devre dışı bırakır ve iskonto faiz oranlarını yükseltirken, ECB bunları konuşmanın erken olduğunu ve enflasyon baskılarının olmadığını belirtiyor.Sonuç olarak kış koşulları ortadan kalktıkça daha hızlı bir iyileşme gösteren ABD göreceğiz. FED’in politikaları ve adımları daha fazla ön planda olacakken, AB’yi sorunları ön planda kalmayı sürdürecek.
Gökhan USKUAY
Tuesday, 09 March 2010
Yurtdışında Risk Alma İştahı Artarken,Türkiye’de ki Riskleri Unutturacak…
08 Mart 2010 Pazartesi Saat: 15:30
ABD’de Cuma günü açıklanan veriler, ABD’lilerden çok ithalatçılarını sevindirdi. Asya piyasaları daha az ABD’linin işsiz kalması ve ABD’de son bir yıl sonra yükselen tüketici kredileri ile birlikte haftanın ilk günü coştu. Risk alma iştahında yaşanan artış ise Türkiye’de oluşan riskleri unutturabilir. ABD’de son bir yılda işsiz sayısı 3.2 Milyon kişiye geriledi. Yukarıda grafikte görüleceği gibi baz etkisi nedeniyle önümüzdeki aylarda işsizlik rakamları daha olumlu bir görüntü sergileyecek. Cuma günü açıklanan tüketici kredileri verisi, Tarım dışı istihdamdan daha olumlu sürprizler içermekte. Aralık ayı tüketici kredileri yukarı yönlü revizesi ve Ocak ayı tüketici kredi verilerinde bir sonra gelen artış piyasaların daha önce görmediği bir iyileşmeydi. Ekim ayında %11,4 oranında daralan tüketici kredileri, Aralık ayında %2,2 daralması ardından %2,4 yükseldi. Aralık ve Ocak ayında yaşanan toparlanmada yeni açılan tüketici kredileri büyük rol oynadı. ABD’de yaşanan toparlanma ve daha iyi verileri önümüzdeki günlerde göreceğiz. Cuma günü ABD’de açıklanan bu veriler sonrasında genel bir risk alma iştahında artış gözlemiyoruz ki, bu Türkiye’de artan riskleri unutturacak bir gelişme. Dolar/TL’nin 1,53’ü aşağı yönde kırması ve faizlerde %9’a hareket ABD’de ki verilerin risk alma iştahını artırması olarak yorumlanabilir. Bu hafta önemli bir veri akışı olmayacak. Çin’de Perşembe günü açıklanacak ÜFE verileri haricinde,piyasanın iştahı kesilmeyecektir.Risklerin başladığı nokta 54.000 olduğunu düşünürsek, İMKB’de yurtdışının etkisiyle 53.300’ü kırıp bu noktaya hareket edebilir…
Gökhan USKUAY
Faber: Altın ve GOP Karlı Olacak
08 Mart 2010 Pazartesi Saat: 15:15
Gloom, Boom & Doom Report'un editörü Marck Faber, yatırımcıların ABD hisse senetlerinden ziyade gelişmekte olan hisse senedi piyasalarına yönelmelerini ya da her ay devamlı olarak bir miktar altın satın almaları gerektiğini belirtti...
Faber, ''Altın miktarının, basılan para miktarı ile aynı orantıda artması mümkün değil. Bu para basmalarla birlikte ABD doları eninde sonunda gücünü yitirecek'' dedi..
Dünya para birimlerinin arka arkaya yaşadığı hezimete değinen Faber, ''Doların hemen şimdi değer kaybedeceğini söylemiyorum. Nitekim diğer para birimleri örneğin euro bile şu aralar en kötü dönemini yaşıyor'' diye de ekledi.
Bununla birlikte Faber, ''Ancak eninde sonunda, bu şekilde para basılmaya devam edildiği sürece satın alma gücü zayıflatacaktır'' diye konuştu..
Eğer hisse senetlerinde iddialıysanın ABD hisseleri yerine Viyetman'ı tercih edin diyen Dr Doom; Hindistan, Çin ve Malezya hisslerininde büyüme kaynaklı kazanç sağlayabileceğini belirtti..
VERİLER FABER'DEN YANA
Altın onsu haftanın son işlem gününde 1.135 dolardan işlem görüyordu.
Altın fiyatları son bir ayda 68 dolar birden artarak 1.131 dolara yükseldi. Uzmanlar altının yeniden yükselişe geçmesini trend değişikliği olarak yorumluyor.
Bloomberg'in anketine katılan 22 analiste göre altın fiyatları 1.300 dolara yükselecek..
Uluslararası piyasalarda Aralık 2009'da ons fiyatı 1.226 dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesine çıkan, sonrasında da hızlı düşen altın fiyatları yeniden tırmanışa geçti. Altının yeniden yükselişe geçmesini trend değişikliği olarak yorumlayan uzmanlar, altın fiyatlarında ikinci yükseliş dalgasının başladığını belirtiyor.
ECB YUNANİSTAN'I BATIRACAK
Faber aynı zamanda Yunanistan ve Euro Bölegesi ekonomilerine de değindi..
Yunanistan'ın Avrupa Merkez (ECB) bankası tarafında batırılacağına inandığını kaydeden Marc Faber, Avrupa ülkelerininde yarı yolda olduğunu savundu..
İspanya, Portekiz aynı dönemde batacağını kaydenen Faber, Euro Bölgesin'deki zayıflığın en önemli neden olduğunu belirtti..
Ayakta kalmak için açıklanan acı reçetenin ve kemer sıkma politikalarının Avrupa'yı zor bi döneme sokacağını söyleyen Marc Faber, bunun para piyasalarını da sağlıksız değerlenmesine neden olacağını kaydetti.
Derleyen: Hülya Kayıkçı, http://groups.google.com/group/PARATREND adresinde bu grubu ziyaret edin
ABD A Tipi Fonlarda Nakit Azalıyor
08 Mart 2010 Pazartesi Saat: 15:10
Investment Company Data adlı özel kurumun araştırmasına göre, ABD’de kayıtlı hisse senedi (A Tipi) fonlarda nakit hızla azalarak toplam net varlıkların %5.7’sinden %3.6’ya, veya 171 milyar dolara indi. Uzmanlar, geçen sene Mart ayından bu yana düşük getirili varlıklardan riskli olanlara yaşanan geçişin, nakit daralmasından dolayı yavaşlayıp, S&P500’de kazançları azaltabileceğini düşünüyor.
A Tipi Fonlar’da nakit varlığın en son bu seviyeye indiği Eylül 2007’den sonra Wall Street son zamanların en büyük ayı pazarına sahne olurken, SP500 %57 düşüş yaşamıştı. Aksi görüşte olanlar ise hala Likit Fonlarda (money market funds) biriken 3.1 trilyon doları işaret ederek, yatırımcıların risk iştahının sürmesi halinde bu kaynaktaki cephanenin piyasaları sürüklemeye yeterli olacağını öne sürüyor. Son 14 ayda Likit Fonlar’dan diğer menkul kıymetlere geçiş 755 milyar doları buldu.
Eğer Fed faiz artırmaz, veya başka nedenlerden dolayı mevduat, kısa vadeli bono ve direkt nakte çevrilebilir varlıkların getirisi artmazsa, Likit Fonlarda’ki çok düşük getirili birikimlerin daha riskli yatırımlara kayması en makul senaryo. Ama, Fed daha ne kadar faizleri sıfırda tutacak? ABD DİBS eğrisi enflasyon, arz fazlası veya yabancı ilgisinin azalması gibi nedenlerden dolayı yukarı kayarak Likit Fonlar’ı daha cazip hale getirmez mi? Bu soruların cevabını yılın ikinci yarısından itibaren alacağız.
Garanti Yatırım: Sanayi Üretimi Verileri Piyasaları Etkilemez
08 Mart 2010 Pazartesi Saat: 13:10
Sanayi Üretimi, 2010 yılı Ocak ayında 2009 yılı Ocak ayına göre %12.1 arttı. Piyasa beklentisi %16 iken bizim beklentimiz üretimin %10-11 civarında yükseliş göstereceği yönündeydi.
Ocak ayı verisinin beklentilerden düşük gelmesinin piyasa üzerinde bir etkisi olmayacaktır. Şubat ayı için yaptığımız hesaplara göre sanayi üretiminde %20’ye yakın artış bekliyoruz. Büyüme göstergeleri, %6 olan 2010 büyüme beklentimizle uyumlu seyretmektedir.
Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, 2010 yılı Ocak ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre
• Madencilik ve Taşocakçılığı %0.6 azaldı
• İmalat Sanayi %14.4 arttı
• Elektrik, Gaz ve Su %3.1 arttı
Takvim Etkisinden Arındırılmış Endeks 2010 yılı Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %16.1 artış gösterirken, Mevsim ve Takvim Etkilerinden Arındırılmış Endeks bir önceki aya göre %0.3 artış göstermiştir.
Saygılarımızla,
Garanti Yatırım Araştırma
www.garantiyatirim.com.tr
Meraklısı İçin: Dolar/SEK Analizi
08 Mart 2010 Pazartesi Saat: 13:10
Petrol fiyatlarında bir süreden beri görülen yükselişler ve geçtiğimiz hafta Avrupa bölgesinde oluşan olumlu hava İsveç Kronunu (SEK) olumlu şekilde etkiledi. Bununla beraber ABD ekonomisinde yaşanan olumlu gelişmeler, işsizlik verilenin beklenenden iyi gelmesi ve bunlara bağlı olarak ABD piyasalarındaki tırmanışlar USD'yi diğer kurlar karşısında değer kaybettirdi. Bugün USD/SEK paritesini yakından etkileyecek bir veri yok.
USD/SEK paritesi şuanda 7.0920 fiyat seviyelerinde. Parite şubat ayı başından bu yana bir downtrend içerinde yer almakta. Dünyada yaşanan bu olumlu havanın devamı durumunda bu trendin içinde hareket etmeye devam edecektir. 7.0716 oldukça önemli bir destek bu desteğin kırılması durumunda 7.0000 seviyelerine kadar fiyatlar düşecektir. Fakat bu destek kırılmaz ise bir düzeltme hareketi söz konusu olacak, bu tür bir alım tepkisinde fiyatlar önce 7.1400 sonrasında da 7.1580 seviyelerini test edebilir. Ancak genel yön itibariyle parite satım ağırlıklı olacaktır.
Özellikle ABD borsalarındaki olumlu hava parite de satışları beraberinde getirecektir. Eğer konjonktür bu şekilde devam eder ise uzun vadeli olarak 6.7850 seviyeleri görülebilir.
Mustafa KEYSAN
Finansal Analist
Istanbulanalytics: Sanayi Üretimi Beklentilerin Çok Altında
08 Mart 2010 Pazartesi Saat: 13:10
Sanayi üretimi Ocak’ta %15,9 piyasa beklentisinin altında %12,1 artış gösterdi. Sermaye malları imalatında yıllık yükseliş geçen yılın düşük bazının da desteğiyle %29,7 gibi yüksek bir oranda gerçekleşirken, otomotiv sanayi imalatı %66,8 arttı. Çalışılan işgünü ve mevsimsellik etkisinden arındırılmış sanayi üretimi ise Aralık ayına göre %0,3 gibi sınırlı bir artış gösterdi.

Artış hızının geçen Mart’tan sonra başlattığı toparlanmanın da son bir kça aydır güç kaybettiği gözleniyor. Son derece basit aritmetik hesapla, geçen sene %12 civarında büyüyen sanayi üretimi, eğer Aralık-Ocak artışı yıllık bileşiğe vurulursa, %4 civarında seyredecek.
İbrahim Aksoy
Çin'den ABD'nin Kur Baskısına Tepki
08 Mart 2010 Pazartesi Saat: 12:58
Amerikan Başkanı Obama’nın yuanın değerinin doğal seviyesinin çok altında tutulup Çin’e ihracatta haksız avantaj sağladığı yönündeki eleştirilere karşı, geçtiğimiz Perşembe günü üst düzey bir Çinli yetkili kur değerlemesi konusunda Amerikan baskısına boyun eğmeyeceklerini belirtti.
Çin Dış İşleri Bakanlığı sözcüsü Ma Zhaoxu olağan bilgilendirme konferansında, mesnetsiz iddia ve baskısların kur sorunun çözümüne yardımcı olmayacağını savundu. Çinli yetkilinin bu tepkisi, Obama’nın Çarşamba günü Washington’da Demokrat senatörlerle buluşmasında Amerikan dış ticareti üzerine söylediklerine karşıydı. Söz konusu toplantı sırasında Obama belki Çin’in kuru manipüle ettiğini söylemedi ama Çin’in ekonomi politikalarına yönelik ağır eleştiride bulunurken “ABD, Amerikan mallarını yapay olarak oluşturulan yüksek enflasyondan kurtarmak ve Çin mallarının fiyatlarının yapay olarak çok düşük seviyede kalmasına engel olmak mecburiyetindedir, zira bu durum ABD açısından büyük bir dezavantaj yaratmaktadır.” dedi.
Ekonomistler de kur sorunu konusunda aynı görüşteler. Yuanın dolar ve diğer para birimlerine karşı doğal seviyesinden % 25 ile % 40 arasında daha az değerli olduğunu savunuyorlar. Bu fark Temmuz 2005’te Çin yönetiminin Bush yönetiminin baskıları üzerine yuanın dolar ve diğer para birimleri karşısında dar bir bantta seyir izlemesini öngören düzenlemesinden beri en yüksek seviyede.
2005’ten sonra yuan % 21 değer kazandı ancak Temmuz 2008’den beri aynı değerini korudu. Bugün ise 1 dolar 6,83 yuana karşılık geliyor.Çinli yetkili Zhaoxu, uluslararası ödemeler dengesine, döviz arz ve talebine bakıldığında yuanın değerinin makul ve dengeli bir seviyeye doğru gittiğini savundu.
Kur politikası tartışmaları, Çin ile Amerika arasında yükselen gerginliğin yansımalarından sadece biri. İnternet sansürü, Amerikan şirketlerine yönelik hack girişimleri, Tayvan’a silah satışı ve Dalai Lama’nın muhtemel Washington ziyareti bu gerginliğin belli boyutları olarak son bir ayda öne çıktı. Küresel kriz döneminde dünya ekonomilerinin düştüğü sıkıntılı durumlara karşın Çin ekonomisinin büyümeye devam etmesi, Çin yönetiminin güvenini daha da arttırdı.
Ekonomi konusundaysa, Çinli yetkililer Amerikalı muadillerine doların değerinin korunmasının önemi hususunda telkinlerde bulunuyorlar. 2.4 milyar dolar dolayında döviz rezervi bulunan Çin, Amerika’nın en borçlu olduğu ülke. Çin resmi haber ajansı Xinhua’nın Çarşamba günkü haberine göre, Çinli ekonomistler, rekor bütçe açıkları gören Amerika’nın daha çok para basıp devlet tahvili çıkarmasıyla doların değerinin düşeceğinden endişe duyuyor.
Amerikan yönetiminin Çin’e meydan okumada ileri gideceği aşikar. Bu sonbahardaki ara seçimlerden dolayı, Obama artan işsizliğe bir çözüm bulma yönünde kendini baskı altında hissediyor. Başkan Obama geçen hafta, 5 yıl içerisinde Amerikan ihracatını 2 katına çıkarmayı hedeflediğini söylemişti.
Çin’de, ihracata yönelik endüstriler ülkenin kıyı ve iç kesimlerdeki vatandaşlar için önemli bir istihdam alanı oluşturuyor. Küresel krizle birlikte ihracatın önemli ölçüde düşmesinin ardından, Çinli yetkililer, iç tüketim artışının ekonomik büyüme için çok önemli olduğunu dillerinden düşürmüyorlar.
Geçen yıl Çin ekonomisi, % 8.7 oranında bir büyüme kaydederek, hükümet tarafından koyulan % 8 büyüme hedefinin üzerine çıkmış ve ülkenin küresel krizi çok az zararla atlatmakta olduğunun işaretlerini vermişti. Büyümeyi sağlayan en önemli faktör de iç tüketim oldu. Çin yönetimi bunun için Kasım 2008’de 585 milyar dolarlık bir teşvik paketi açıklamıştı.
Ama bu iç tüketim, spekülasyon ve özel yatırımlarla ülkeye giren yabancı para, ki ekonomistlerin tabiriyle “sıcak para”, enflasyonu tetikliyor. Nitekim 2009’un son çeyreğinde, tüketici fiyat endeksi % 1,9 oranında artış gösterdi. Öte yandan, aşırı ısınmış bir ekonomi korkusu Çin yönetimini enflasyonu önlemek için bu yıl sonlarına doğru yuanın değerini tekrar yükseltmeye sevk edebilir.
Nitekim Goldman Sachs Baş ekonomisti Jim O’Neill de, Ocak ayı sonlarında Bloomberg’e yaptığı açıklamada, Çin yönetiminin 2010 yılı sonuna kadar yuanın değerini en az % 5 artıracağını dile getirmiş, konuşmasının devamında bu değerlemenin, Çinli liderlerin bir açıklaması olmaksızın aniden yapılabileceğini belirtmişti.
Çift haneli işsizlik oranlarının görüldüğü ve Çin’in Amerikan işlerini çaldığı düşüncesinin yayıldığı bir süreçte Çin ile kur tartışmalarını tekrar alevlendirmek Obama yönetimi için siyasi anlamda yararlar sağlıyor. Ancak uzmanlar Obama’nın Bush’a göre kur konusunda Çin’e karşı baskı gücünün daha düşük olduğu kanaatinde. Gerçi Çin’i yuanın değerini yükseltmesi için sürekli baskı altında tutan Bush’un da pek başarılı olamadığını da belirtmek gerekir.
Uzmanlara göre Çin, küresel rekabetle düşen ihracatını tekrar canlandırmaya kararlı. Bunun için de düşük kur politikası kaçınılmaz gözüküyor. Çinli yetkili Zhaoxu’nun söylediklerinden anlaşılacağı gibi Çin yönetimi ekonomi politikasında kendisine en çok borçlu olan Amerika’nın uyarılarına karşı tahammülsüz davranıyor.
Peterson Uluslar arası Ekonomi Enstitüsü’nden Çin uzmanı Nicholas R. Lardy: “ Bu uyarılar onlar için hiçbir şey ifade etmiyor. Zira, eleştiriler konusunda Çin yönetiminin kafası karıştı. Küresel kriz döneminde kuru dengede tuttukları için övgü bekliyorlardı.” dedi.
Çin’e karşı eleştiri yöneltmenin, her iki taraftan tahrik unsurlarının zedelediği ilişkileri daha da kötüleştirmesi muhtemel görünüyor.
İki hafta içinde Obama’nın Çin’in huzur bozucu diye itham ettiği Tibet’in ruhani lideri Dalai Lama ile Çinlilerin itirazlarına rağmen buluşması bekleniyor. Bir yandan da Amerikan yönetimi Tayvan’a silah satışı konusunda adım adım ilerliyor. Bu da Tayvan’ı ayrılmış da olsa bir eyaleti olarak gören Çin yönetimini oldukça kızdırıyor. Dışişleri bakanı Hillary Rodham Clinton ise Google’ın hackleme konusundaki iddialarından sonra Çin yönetimini internet sansürü konusunda eleştiriyor.
Amerika, İran’ın nükleer programına karşı Çin’in sert yaptırımlara destek vermeyeceği için de oldukça hayal kırıklığına uğramış durumda. Çin’in ABD öncülüğündeki iklim değişikliği girişimlerine karşı çıkarak, Kopenhag’daki iklim değişikliği konferansını diplomatik bir fiyaskoya dönüştürdüğünü de unutmamak gerekir.
Amerikan yönetimi sıradan gibi görünen bir sorundan doğabilecek husumetin daha geniş manada ilişkileri etkilememesi için çok uğraştı. Konunun hassasiyeti sebebiyle ismini açıklamak istemeyen üst düzey bir yetkili “ zira hangi sorunun ne zaman önemli hale geleceğini belirlememiz mümkün değil” açıklamasında bulundu. Kur oranları, Dalai Lama ile görüşmeden açıklaması daha zor ve gizemli bir konu. Ama Amerikan iş hacmi ve ihracat yeterliği gibi anlaşılması kolay konuları etkileyebiliyor.
Beyaz Saray’da Çin politikası üzerine çalışmış olan Kenneth G. Lieberthal, kur sorununun çok ateşli bir politik tartışma unsuru olabileceğini belirtiyor. Lieberthal sözlerini “Bu yılın ikinci yarısında, ticari ilişkilerde hassas bir unsuru yıkma tehlikesiyle ciddi bir şekilde karşı karşıyayız” şeklinde sürdürüyor.
Fevzi Öztürk, http://groups.google.com/group/PARATREND
Çin’de Hızlı Kredi Artışı Sorun Yaratıyor
08 Mart 2010 Pazartesi Saat: 12:58
Çin hükümeti, ülkenin finans sektöründeki 'örtülü riske' dikkat çekerek, piyasadaki aşırı likiditeyle şişen konut fiyatlarına önlem almak için harekete geçme sözü verdi. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumun ciddiyetine işaret eden Çin Başbakanı Wen Jiabao, Cuma günü yaptığı Ulusa Sesleniş konuşmasında, "Ekonomimiz hâlâ bir takım belirgin sorunlar yaşamaya devam ediyor" dedi. Wen, yaptığı değerlendirmede imalat sektöründeki kapasite fazlasının ve kırsal kesimin gelir artışındaki düşük hızın başlıca sorunlar olduğuna dikkat çekti. Hükümet, geçen yıl büyük artış gösteren ve riskli bir noktaya ulaşan kredi kullanımını da yüzde 22 oranında azaltacağı taahhüdüne bulundu.
Wen, kredideki bu artış sonrasında konut ve arsa fiyatlarında yaşanan balonun yeni vergiler ve kredi kısıtlamalarıyla önleneceğini de söyledi.
Bloomberg'de yer alan bir haber analizde, Wen'in değerlendirmelerinin son dönemde ülke ekonomisiyle ilgili ortaya çıkan, 2009'da yüksek oranda kullandırılan kredilerin, ülkeyi krize sürükleyeceği endişelerini de güçlendirdiği belirtildi. Çin'de geçen yıl kullandırılan kredi miktarı 1.4 triyon dolar olmuştu.
ABD'nin Harvard Üniversitesi'nde görevli Ekonomi Profesörü Kenneth Rogoff, Çin'de aşırı noktaya ulaşan bu kredilerde sorun yaşanmasıyla önümüzdeki 10 yıl içinde ülkenin hızlı büyümesinin çift haneli rakamlardan yüzde 2 seviyesine gerileceğini öngörmüştü.
Bununla birlikte yine ABD'deki Northwestern Üniversitesi'nde ekonomi dersleri veren Profesör Victor Shih, Çin için 2012 yılında kriz riski bulunduğu uyarısında bulunmuştu.
Çin'de büyüme oranı kredilerdeki bu artış nedeniyle 2009'un son çeyreğinde yüzde 10.7 olarak gerçekleşmişti. Bu ülkenin 2007 yılından beri gördüğü en hızlı büyüme olmuştu. Hükümet, bu sene için de yüzde 8 büyüme hedefi öngördü.
Fevzi Öztürk, http://groups.google.com/group/PARATREND
Ekonomist Levent Durusoy
08 Mart 2010 Pazartesi Saat: 12:50
Yatırım Finansman Başekonomist’i Levent Durusoy, bugün www.bilgeyatirimci.com makalesinde Ocak sınai üretim verilerini yorumladı. Durusoy, son bir aylık artıştan memnun:
Takvim ve mevsimsel etkilerden arındırılmış endeksin Ocak ayı için duyurulan aylık büyüme hızı ise %0,3. Bu oran %0,7’lik büyümeden %0,6’lık daralmaya revize edilmiş olan düzeltilmiş Aralık ayı performansı ile mukayese edildiğinde oldukça olumlu bir eğilime işaret ediyor. Sanayi üretim endeksinin ana detaylarına indiğimde ise büyüme hızında başı üretimini yıllık bazda %14,4 arttıran imalat sanayinin çektiğini, onu kısıtlı %3,1’lik büyümesi ile enerji sektörünün takip ettiğini, madencilik sektöründe ise göz ardı edilebilir %0,6’lık bir daralma yaşandığını görüyorum
Kapital Yatırım: Riski ve beklentisi düşük bir hafta
08 Mart 2010 Pazartesi Saat: 12:50
İçeride yaşanan gerginliğin kısmen yatışması ve yurtdışında açıklanan olumlu verilerle birlikte geçtiğimiz hafta İMKB’de haftanın ilk ve son günü sert olarak nitelendirilebilecek bir çıkış yaşandı. Haftanın diğer günlerinde ise yatay bir görünüm izledik. Haftaya hızlı bir çıkışla başlanmasında haftasonu iç siyatteki normalleşme belirtileri etkili olurken, haftanın son günü de ABD’den gelen işsizlik rakamları piyasalara moral verdi. ABD’de %10,00 olan işsizlik rakamları son verilerle birlikte %9,70 seviyesine geriledi. Bu haberin de etkisiyle Dow Jones endeksi cuma gününü %1,17’lik yükselişle 10,566 seviyesinden kapattı. Dow’da 10,500 üzerindeki bu kapanış olumlu olurken, pozitif görünümün devamı için bu seviyenin üzerinde kalınabilmesi önemli olacaktır.
Avrupa’da ise Yunanistan’ın 5 milyar euroluk 10 yıllık tahvil ihracına 3 kattan fazla talep gelmesi Yunanistan’ın borç çevirmesine yönelik endişeleri azaltırken, Almanya’da da cuma günü açıklanan ocak ayı imalat sektörü siparişlerinde %1,5 olan beklentinin yaklaşık 3 katı (%4,3) artış olması ekonomide canlanma işareti olarak yorumlandı. Asya tarafında ise gazetelerde yer bulan Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) ilk toplantısında para politikasında gevşemeye gideceğine dair açıklama yapacağı haberleri pozitif görünümün destekçisi oldu.
www.kapitalmenkul.com.tr
Altın Artık Ziynet Değil Yatırım Aracı
08 Mart 2010 Pazartesi Saat: 09:30
Artan altın fiyatları, bu kıymetli madenin takı olarak kullanılmasını nerdeyse imkansız kılıyor. Çeyrek altının bile TL100’e yaklaştığı bir ortamda, dargelirli vatandaşın hediye olarak almaya gücü yetmez. Ama, altındaki yükseliş yatırımcıları sevindiriyor. Özellikle TL faizlerinin çok düşük seyrettiği bu günlerde, altına talep artabilir.
www.milliyet.com.tr
Altın yine coştu! Altın son bir kaç gündür hızla artmaya başladı. Bir zamanlar 50 lira olan çeyrek 100 liraya koşuyor! 22 ayar bilezik fiyatları 56,50 lira, çeyreğin fiyatı ise 94,50 lira oldu. Kuyumcular çeyreğin 100 lirayı aşmasından korkuyor.
Altın fiyatlarının uluslararası piyasalarda yeniden yükselişe geçerek ons fiyatının son iki hafta içerisinde 1080 dolardan, 1145 dolara yükseldiği bildirildi. Altın fiyatlarının yükselmesinin ardından 22 ayar bilezik fiyatlarının 56,60 lira, çeyreğin fiyatının ise 94,50 lira olduğu belirtildi.
Adana Kuyumcular Odası Başkanı Oğuz Başman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, altının her zaman iyi bir yatırım aracı olduğunu belirterek, son iki hafta içerisinde yeniden yükselişe geçmesinin bu durumu kanıtladığını söyledi. 14 Şubat Sevgililer Günü'nün ardından altında hiç beklemedikleri bir yükseliş yaşanmaya başladığını ifade eden Başman, şöyle konuştu: “İki hafta önce uluslararası piyasalarda ons fiyatı 1080 dolar altın fiyatları 1145 dolara kadar çıktı. Bu artışa hiç kimse bir yorum getiremiyor. Çünkü kimse yükseleceğini ummuyordu. Onsunun 950 dolara gerilemesini beklerken fiyatlar uçtu. Önümüzdeki süreçte de fiyatlar yükselebilir de, inebilir de” dedi.
ÇEYREĞİN FİYATI 94,50 LİRA OLDU
Başman, Türkiye'de de daha önce gramı 50,70 lira olan işlenmiş 22 ayar bileziğin fiyatının artarak 56,50 liraya, 84 liraya kadar gerileyen çeyreğin fiyatının da 94,50 liraya kadar çıktığını kaydetti.
Başman, “Uluslararası borsalarda artışın devam etmesi durumunda 22 ayar bileziğin gram fiyatı 60 liraya çıkabilir, çeyreğin fiyatı ise 100 lirayı aşabilir” dedi.
Fiyatların artmasının kuyumcularda altın satışların durma noktasına getirdiğini ifade eden Başman, şunları kaydetti: “14 Şubat Sevgililer Günü'nden bu yana satış yapamaz olduk. Yükseliş nedeniyle vatandaşlar altın alma talebini durdurdu. Son günlerde ne altın alan ne de satan var. Tek umudumuz fiyatların düşmesi ve vatandaşın yeniden alım yapması.”
Monday, 08 March 2010
Şimşek: Stopaj’da Karar Bu Ay
04 Mart 2010 Perşembe Saat: 11:45
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Anayasa Mahkemesi'nin bazı yatırım araçlarında yerli ve yabancılara farklı stopaj uygulamasını iptal kararı çerçevesinde başlattıkları çalışmaları bakanlık olarak tamamladıklarını ve seçeneklerin bu hafta içinde Ekonomi Koordinasyon Kurulu'nda (EKK) görüşebileceğini söyledi.
Anayasa Mahkemesi, 15 Ekim 2009'da bazı kazançlarda yerli yatırımcılara yüzde 10, yabancı yatırımcılara "sıfır" stopaj uygulamasına ilişkin yasa hükümlerini iptal etmiş, kararın gerekçesini 8 Ocak 2010'da Resmi Gazete'de yayımlamış ve hükümete 9 ay süre tanımıştı.
Şimşek, "Elektronik Fatura Projesi'nin Kamuoyuna Tanıtılması" konusunda düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlarken, stopaj ile ilgili konunun EKK'da görüşüldükten sonra Bakanlar Kurulu'nda ele alınacağını ve ardından da TBMM'ye sevk edileceğini bildirdi.
Şimşek, Maliye Bakanlığı’nın stopaj teklifinin ne olacağı konusunda açık bilgi vermedi. Stopajın her halukarda yanlış olduğunu düşünüyoruz. Hem yerli hem yabancı yatırımcılara uygulancak %10 stopajın bile DİBS faizlerinin dip yaptığı bir ortamda Hazine’ye zarar vereceği görüşündeyiz.
Yunanistan 10 Yıllık Tahvil İhracına Başladı
04 Mart 2010 Perşembe Saat: 11:45
Bloomberg’de taze geçen yorumsuz kısa habere göree, Yunan Hazine’si 10 yıllık Euro-tahvil ihracına başladı. Spread SWAP’lar üstünde 310 baz puan. Barclays’s ve Nomura’nın öncülük ettiği iddia edilen ihraçta yerel bankalar da yer alıyor.
Bu arada Türkiye’de de ikinci el pazarda gösterge DİBS faizi %9.19 gördükten sonra, halen %9.17’den işlem görüyor. Yunanistan’ın tahvil ihracının miktar açısından başarılı geçeceği düşüncesindeyiz. Aksi halde, dev yatırım bankaları “underwriting riskini” göze almazdı, ancak, fiyatlama Bund’ların çok üstünde gerçekleşeğe benziyor. Euore-tahvillerin fonlar tarafından derhal piyasada satılması riski de var.
Yunanistan Merkel’in yardım paketini red etmesinden sonra spekülatör saldırısı beklemek yerine doğrudan alıcıya giderek kredibilitesini sınamak yolunu seçti. Cesur bir karar, ama ihraçtan sonra ikinci elde fiyatlar gevşerse, Yunanistan’ın borç çevirme kapasitesi hakkında soru işaretleri artar.
Hülya Kayıkçı Derledi: Şubat ayı enflasyon verisi sonrası beklentiler
04 Mart 2010 Perşembe Saat: 10:38
JP MORGAN
Ekonomik aktivitedeki yavaş toparlanma ve iç talepteki zayıflığa bakınca TCMB'nin şu an faiz artırması pek mantıklı görünmüyor.
Yine TCMB'nin son gelişmeleri ciddi şekilde ele aldığını ve gerekli olduğunda kredibiliteyi iyileştirmek için müdahele etmeye hazır olduğunu göstermesi gerek.
Bu bağlamda TCMB'den daha ihtiyatlı bir söylem bekliyoruz.
Faiz beklentimizi değiştirmiyoruz. Bu yıl toplamda 150 baz puanlık artırım bekliyoruz fakat bu artırımların ancak kaynak kullanım oranlarının artışından sonra yılın ikinci yarısında başlayacağına inanıyoruz.
EFG İSTANBUL
Şubat ayı enflasyon verisi 12 aylık enflasyon beklentilerinde 20-30 baz puanlık artışa ve ikincil tahvil piyasasında faiz oranlarında yaklaşık 10 baz puanlık artışa neden olabilir. Yılın son çeyreğinde uygulanmaya başlayarak toplamda 150 baz puanlık artırım yapılacağına yönelik beklentimizi sürdürüyoruz.
NORDEA
Türkiye'de enflasyon Şubat ayında beklentilerin (beklenti: %9.2; Nordea: %9.1) ve Ocak ayındaki %8.2'nin üzerinde yıllık bazda %10.1 olarak açıklandı. Vergi artırımları, yıllık fiyat düzenlemeleri ve artan gıda fiyatları bu artışın ardındaki temel sebepler.
Artışın geçiçi faktörlerden kaynaklanması ve merkez bankasının bu tarz bir artışa önceden dikkat çekmesinden dolayı parasal politka görünümü üzerinde küçük bir etkisi olacaktır. Merkez bankası görüşme notlarında enflasyonun tekrar düşmeye başlayana kadar bir süre hedef üzerinde kalabileceği belirtilmişti.
Yenilenmiş büyük oranda TL güçlenmesinin daha fazla indirimi tetikleyebileceğini belirtmiştik. Daha fazla indirim riski yılın ilk yarısı boyunca mevcut. Yılın ikinci yarısında artırımların ilkini bekliyoruz.
ING
Gelecek dönemde enflasyon beklentileri, gıda fiyatları ve çekirdek fiyatlar yakından izlenmiş olacak. Bugüne bakarak TCMB'nin politikalarını değiştirmesini beklemiyoruz. Bu yüzden ilk faiz artırımını Ekim'de öngördüğümüz ve politika oranının yılı %8'de kapadığı baz senaryomuzu koruyoruz. TCMB için enflasyon beklentilerini yönetmenin zorlaştığı açık. Fakat talepte istikrarlı bir toparlanma ya da enflasyon beklentilerinde çok önemli ve hızlı bir bozulma olmadığı sürece TCMB'nin çıkış için acele etmesini beklemiyoruz.
FİNANS YATIRIM
Bu yıl için 200 baz puan faiz artırımı beklentimizden daha eminiz. TCMB enflasyon ciddi fakat geçici bir artış bekliyordu. Fakat yılın ilk üç çeyreğinde enflasyonun yüksek kalmasını bekliyoruz. Bu durum TCMB'nin üzerinde sıkılaştırma baskısı yaratacaktır. Bu sebeple 200 baz puanlık artırım beklentimizden daha eminiz. Bu tahminin karşısındaki tek aşağı yönlü risk Avrupa ekonomisindeki problemlerin iyileşmeyi etkilemesi. Diğer taraftan siyasi tansiyonun artması ve TL'nin değer kaybetmesi faiz artırımlarını öne çekebilir.
Goldman Sachs-Dr Ahmet Akarlı
TCMB Nisan ayında miktarsal sıkılaştırmaya başlayabilir. Yıl sonuna kadar 250 puan faiz artırımı bekliyoruz.
Nomura-Olgay Büyükkayalı
Haziran veya Temmuz’dan itibaren 25 puanlık dilimler halinde faiz artırımları başlayabilir. DİBS’lerde kısa vadede yükseliş söz konusu değil, ama Ankara’nın hala IMF’ye ihtiyacı var.
BGC Partners-Özgür Altuğ
TCMB 4Ç’den itibaren 125 puan faiz artırımı yapabilir, ama olasılık daha fazlası yönünde.
Ekspress Yatırım-Güldem Atabay
Sene sonunu kadar 150 puan faiz artırımı bekliyoruz.
Gedik Yatırım: TCMB Notları İzleniyor
04 Mart 2010 Perşembe Saat: 10:35
İMKB 100 endeksi, günü yüzde 0.43 artışla, 51,699.06 puandan kapattı. Gün içerisinde en düşük 50,913 , en yüksek 51,855 puanı gören IMKB 100 endeksi, dünkü kapanışının 223 puan üzerine çıktı. İlk 10 aracı kurumda 12 milyon TL para girişi gözlenirken net alıcıların yabancı kurumlar olduğu dikkat çekti. Hizmet sektörü ve özel sektör istihdamına ilişkin verilerin güçlü ekonomi ve istikrarlı iş piyasasına işaret etmesi nedeniyle ABD borsaları güne yükselişle başlamıştı. Fed'in dün akşam açıklanan Bej Kitap raporunda ülkede ticari gayrimenkul piyasası ve kredi talebinde zayıflığın sürdüğünün belirtilmesi ile birlikte ABD borsaları gün sonuna doğru kazançlarının çoğunu geri verdi. S&P 500 Endeksi % 0.7 kadar değer kazanmışken günü % 0.04 artıda kapatırken, Dow Jones % 0.09 düşüşle kapandı. Dow futureları sabah itibariyle % 0.3 aşağıda işlem görürken Japonya Borsası % 1.0 değer kaybıyla kapandı.
Dünü % 0.43 artışla 51,700’den kapatan IMKB 100’ün güne satışlarla başlamasını bekliyoruz. Yoğun veri akışının olacağı bugün, destekler: 51.000 ve 50.500 seviyelerinde. Bugün, Yurtdışında MB Toplantı sonuçları, istihdam ve konut verileri izlenecek. Yurtiçinde ekonomik gündemde önemli bir veri yok. TCMB'nin enflasyonun yüksek çıkmasıyla ilgili değerlendirmesi saat 10'da. ABD'de Ermeni tasarısının saat 17:00 de meclisin dışışleri komitesinde oylaması var. Kabul edilmesi bekleniyor. Piyasalara bu aşamada etkisi olmaz. Devlet Bakanı Zafer Çağlayan 10:00'da "Yeni ihracat stratejisini" açıklayacak.
Dolar TL Analizi: Sözde Ermeni Soykırım Taslağı Oylanıyor
04 Mart 2010 Perşembe Saat: 10:30
ABD'de soykırım tasarısı oylanıyor. Bunun öncesinde ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Philip Crowley, Türkiye ile Ermenistan arasında 90 yıl önce neler olduğuna dair ortak bir anlayışın olmadığına işaret ederek, "Ancak her iki ülke liderlerinin attığı cesaretli adımlara değer veriyoruz ve iki ülkeyi, geçmişe bakmaya değil, ileri doğru hareket etmeleri yolunda desteklemeye devam ediyoruz" dedi. Maliye Bakanı Şimşek, stopaja ilişkin çalışmanın tamamlandığını, seçeneklerin bu hafta Ekonomi Koordinasyon Kurulunda görüşülebileceğini söyledi. Biliyorsunuz Anayasa Mahkemesi, 15 Ekim 2009'da bazı kazançlarda yerli yatırımcılara yüzde 10, yabancı yatırımcılara "sıfır" stopaj uygulamasına ilişkin yasa hükümlerini iptal etmiş, hükümete 9 ay süre tanımıştı. İMKB 50 bin ile 52 bin puan aralığında sıkıştı. İsviçre'nin en büyük bankacılık grubu Credit Suisse, son raporunda Türkiye'de hisse senetleri için ağırlığı arttır tavsiyesinde bulundu. Şubat'ta enflasyon tahminleri aştı, TÜFE yıllıkta %10'lara ulaştı. Ama buna sebebi talep artışı değil, ağır kış şartlarına bağlı olarak gıda fiyatlarındaki artış yol açtı. Nitekim çekirdek fiyatlardaki olumlu görünüm temel enflasyon eğilimini bozmadı. İMKB 50 bin 900 - 51 bin 800 Aralığında hareket etti. Endeks günü 51 bin 699 puanla tamamladı.
Dövizde sınırlı bir artış oldu, dolar 1.540 TL'yi aşamadı. 1.535 TL'ye döndü. Burada tutunamazsa 1.520 TL'ye kadar bir geri çekilme yaşanabilir. Euro'ya da alışta 2.093 TL ödendi. Piyasada dolar teknik olarak güçlü olan 1.543 direncine ulaşamıyor. Buraya yaklaşıldığında satış geliyor. Bu aşamada dolarda kalmayın, deniliyor. Enflasyondaki sürpriz artış tahvil satışına yol açtı, bileşikler %9'a çıktı. Yıllık TÜFE 10.13'e çıktığı için şu anda negatif fonlama var.
Teknik olarak incelediğimizde 1,5372 seviyesinde olan parite de 1,5250 seviyesi önem arz ediyor ve bu seviyenin aşağı yönlü kırılamaması pariteyi ilerleyen günlerde 1,5520 ve 1,5640 seviyesine kadar çıkarabilir. Satışların devam etmesi durumunda 1,5250 seviyesinin aşağı yönlü kırılıp kırılmamasına bakacağız ve bu seviye aşağı yönlü kırılacak olursa parite ilerleyen günlerde 1,5200 ve 1,5100 seviyelerine kadar düşebilir.
Kudret AYYILDIR
Finansal Analist
Mail: kudretayyildir@forexportal.gen.tr
Meksa: Sözde Soykırım Tasarısı Bugün Oylanacak
04 Mart 2010 Perşembe Saat: 10:28
Düne olumlu makro verilerin desteğiyle pozitif tarafta başlayan Wall Street endeksleri ilerleyen saatlerde mali reformlara ilişkin beklentilerin bir kez daha ön plana çıkmasıyla kazançların bir kısmı geri verildi.
Yeni günde global anlamda ABD’de olduğu gibi mali sektöre ilişkin gelişmeler ön planda. Çin’de 7 bankanın dağıtmış olduğu kredilerin amacının dışında kullanılması nedeniyle caza almış olması Asya tarafında tedirginlik yaratıyor.
Avrupa tarafında ise ECB’nin bugün açıklayacağı faiz kararı ön planda. Kurumun faizlerde herhangi bir değişikliğe gitmesi beklenmezken, faiz kararı sonrası yapılacak açıklamada bankacılık kesimi için kriz döneminde alınan tedbirlerin bazılarının devre dışı bırakılmasına yönelik olarak ifadeler kullanabileceği beklentisi hakim.
Global anlamda bankacılık kesimine yönelik olarak günlük bazda artan kaygılar yanında yurtiçi piyasalar açısından bugün 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının Obama yönetimi tarafından tanınmasını öngören tasarının, ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi'nde oylanacak olması gündemde yer almakta.
Her yıl mart-nisan döneminde ön plana çıkan gelişme bu yıl bir kez daha gündeme gelmiş durumda. Söz konusu tasarıya ilişkin görüşme ve oylamanın 46 üyeli alt komitede TSİ 17:00’da başlaması bekleniyor. Tasarının komiteden geçmesi adına salt çoğunluk aranacak, salt çoğunluğun sağlanması halinde ise söz konusu tasarı kabul edilmiş olmayacak Temsilciler Meclisi’ne geçişi sağlanacaktır. Alt komite bazında onayı mümkün görülen tasarı açısından Temsilciler Meclisi tarafında ise henüz yeterli desteğin sağlanamamış olması yasalaşma ihtimalini zayıflatmakta.
Günlük bazda ön plana çıkan bankacılık kesimi kaynaklı kaygıların lokal hisse marketinde bir kez daha destek seviyelerini ön plana çıkarabileceğini düşünüyoruz. Bu paralelde 51.250 ve 51.000 seviyeleri günlük bazda takip edeceğimiz destek seviyeleri olacak. 51.000 seviyesinin kısa vadeli pozisyonlar adına önemli bir destek bölgesi olduğunu düşünmeye devam ediyoruz.
51.000 seviyesinin korunabildiği hallerde 51.600 ve 51.850 seviyesi yeniden test edilebilir direnç bölgeleri olmakla birlikte, aksi durumda 50.000 seviyesinin risk olarak ön plana çıkabileceğini hatırlatmak istiyoruz.
Ozgur Yurtdasseven
Araştırma Müdür Yardımcısı
Meksa Yatırım Menkul Değerler
Wen: Çin’in Büyümesi Dengesiz, Kontrol Dışı ve Sürdürülemez
04 Mart 2010 Perşembe Saat: 10:25
Yarın Çin’in en yüksek seçilmiş organı olan National Peoples’ Congress’e yıllık konuşmasını yapacak olan Başbakan Wen şok edici açıklamalarda bulundu. Başbakan, ülkenin büyümesini kontrolden çıkmış ve sürdürülemez olarak nitelerken, Komünist Çin tarihinde ilk defa bir yönetim gidişatı dizginlemekte yetersiz kalabilir. Uzmanlara göre Wen ve Başkan Jintao 2.5 yıl içinde yapılacak olan seçimlerde yeniden iktidara gelebilmek için politikada ağırlığı gittikçe artan KİT’lere taviz vermek zorunda, ve büyümeyi yavaşlatacak en ufak tedbir almaktan aciz.
Çin politikasında uzman değiliz, ama ülkenin kendine özgü danışmacı ve seçici demokratik geleneği makalelere hak verir nitelikte. Eski Sovyetler Birliği’nin tersine, halk, büyük istihdam yaratan KİT’ler ve yerel idareler doğrudan veya dolaylı olarak Merkez Komite seçimlerine etki yapıyor. Batı anlamında olmasa da, seçilmek için demokratik destek gerekli. Ancak, bu desteğin gereği olan %10 büyümeyi sağlamak için yerel idarelere ve KİT’lere verilen özgürlükler, ülkenin bir kısır döngüye girmesi sonucunu getirebilir.
KİT’ler yerel idarelerin kontrolü altında bankalardan istediği kadar kredi alarak sonsuz büyüme niyetinde. Çin’in kendi içinde seçici ekonomik rekabet ortamında, devletin küçükleri değil devleri kayırması, kar değil, kapasite büyütme içgüdüsüyle hareket etmesi sonucunu doğuruyor. Yerel idareler de merkeze şirin görünmek ve kendi bölgelerinde istihdamı artırmak için çeşitli fonlar kurarak, toprak satarak ve yatırım yapan şirketlere imtiyazlar tanıyarak merkezi kredi sınırlamalarını aşıyor. Sonuçta merkez bütçede görünmeyen dev batık krediler ve atıl kapasite yaratılması söz konusu.
Çin’i ilgiyle takip ediyoruz. Ülke, bizim beklentimizin aksine gerçekten küresel bir büyüme lokomotifi haline gelmeye başladı. İkinci Asya mucizesi Çin ve Hindistan olabilir. Ama, şeffaf bir bütçe uygulayan Hindistan’ın aksine Çin’de büyümenin ne denli gerçekçi ve sürdürülebilir kaynaklara dayandığının sorgulanması, ülkenin henüz ergenlik çağında olan borsalarından, fiyatların gittikçe şiştiği konut pazarlarına kadar uzanan bir dizi olumsuz şok yaratabilir. Çin yavaşlarsa tüm küre takip edecektir.
Merkel Yunanistan’a “Para Yok” Dedi
04 Mart 2010 Perşembe Saat: 09:40
Küresel yatırımcımlar Yunanistan’ın 4.8 milyar Euro’luk bütçe tasarruf tedbirlerini öğe dursun, şok haber Berlin’den geldi. Alman Şansölyesi Angela Merkel, Papandreu ziyaretinde yardım konuşulmayacağını bildirdi. Fransa ve AB’nin diğer üyelerinin de şu anda somut bir yardım paketi oluşturmaya niyeti olmadığı haber ajanslarından geçiyor. Merkel’e göre, Yunanistan’ın son yaptığı kesintiler, borçlanamama olasılığını gidererek ek yardıma gereksinimi bitirdi. İki gün önce Avrupa Merkez Bankası’nın websitesinde çıkan ve ikisi AMB’sı bünyesinde çalışan, birisi ise Bon Üniversitesin’den üç profesörün hazırladığı araştırmaya göre de sıkıntıya düşen ülkelere diğer Birlik üyelriinn yardım etmesi gereksiz, piyasa disiplini sorunları çözecek. Yazı siteye konulduğu andan itibaren, AMB’nın kurtarma paketlerini desteklemediği sinyali olarak yorumlanmıştı. Ayrıca, Alman seçmen kurtarma paketlerinin maliyetinden çok rahatsız.
Pek, yatırımcılar artık sigortasız bırakılan Yunanistna’ın kendi sorunlarını çözebileceğine inanacak mı? Bunu gün içinde izleyeceğiz. ENDİŞEMİZ, büyük spekülatörlerin Merkel açıklamasını yeniden Yunanistan ve Euro’yu şortlamak (açığa satmak) için kullanması. Ama, bugün New York Times’da çıkan bir makale, spekülatörlerin Yunanistan yanında İspanya’yı da hedef aldığını öne sürüyor.
(Bakınız: http://www.nytimes.com/2010/03/04/business/global/04bets.html?ref=global-home)
Garanti Yatırım’dan Piyasalara Bakış
04 Mart 2010 Perşembe Saat: 09:22
Hisse Piyasası: IMKB’de bugün kar realizasyonlarının gelmesini bekliyoruz. 51,100-50,600 ve 50,000 destekler, 52,000 ve 52,500 ise direnç seviyeleridir.
Tahvil-Bono Piyasası: 16.11.2011 vadeli gösterge tahvil dün ortalama %9.00 bileşik ile işlem görürken, valörlü işlemlerdeki ortalaması %8.98 oldu. Bu sabah bankalararası piyasada güne %9.00 bileşik seviyesinden başlayan gösterge tahvilin gün içinde %8.90-9.10 bileşik aralığında işlem görmesini bekliyoruz. %9.07 ve %9.10 destek, %8.90 ve %8.85 ise direnç seviyeleridir.
Eurobond Piyasası: Türkiye’nin 5 yıllık CDS fiyatı dün 175 bps seviyesinden kapandı. 2030 vadeli Türkiye Eurobondu ise bu sabah $160.1 seviyesinden işlem görüyor.
Döviz Piyasası: Euro, Yunanistan'ın dün yaklaşık €4.8 milyarlık kemer sıkma tedbirlerini açıklamasının ardından değer kazandı. €/$ paritesi bu sabah 1.3670, $/Yen paritesi 88.3, €/Yen paritesi de 120.9 seviyesinde bulunuyor. Güne 1.5390 seviyesinden başlayan $/TL kurunun ise gün içinde 1.5300-1.5500 aralığında işlem görmesini bekliyoruz. 1.5280 ve 1.5250 destek, 1.5470 ve 1.5550 ise direnç seviyeleridir. Avrupa (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası bugün faiz kararlarını açıklayacak. Her iki Merkez Bankası’nın da faiz oranlarını değiştirmesi beklenmezken, piyasalar yine ECB Başkanı Trichet’nin açıklamalarını izleyecek.
Uluslararası Piyasalar: Dün Yunanistan beklenen harcama kısıcı önlem paketini açıklarken, Yunan tahvil faizleri ve CDS fiyatları da geriledi. ABD'de dün açıklanan ADP özel istihdam ve ISM hizmet sektörü verilerinin ekonomide güçlenmeye ve istihdam pazarında istikrara işaret etmesiyle ABD borsaları ise güne iyi bir başlangıç yaptılar. Seans içinde ise bankalara getirilecek kısıtlamaları içeren yasa tasarısının Başkan Obama tarafından Senato’ya gönderildiğinin açıklanması ilaç şirketi Pfizer'in geliştirdiği Alzheimer ilacının klinik deneylerde başarılı olamaması kar satışlarına neden oldu Yatırımcıların yarın açıklanacak tarım dışı istihdam verisi öncesi temkinli oldukları gözlendi. FED tarafından dün açıklanan Bej Kitap (Beige Book) raporunda Şubat ayı içerisinde 12 Fed bölgesinin çoğunda ekonomik aktivitede ılımlı bir toparlanma gözlendiği belirtildi. Gün sonunda Dow Jones 10,397 puandan kapanarak %0.09 değer kaybederken, S&P500 endeksi ise 1,119 puandan kapanarak %0.04 oranında değer kazandı. Petrol fiyatı varil başına $80.6 seviyesine yükselirken, ABD 10 yıllık tahvil faizi ise %3.59’a geriledi. Asya borsaları genelinde bu sabah satışlar ağır basarken, Dow Jones vadeli işlem sözleşmeleri ise %0.3 kayıp ile seyrediyor.
Değerli Madenler: Altın fiyatı bu sabah $1136, gümüş ise $17.1 seviyelerinden işlem görüyor. Platin fiyatları $1572, paladyum ise $447 seviyesinde bulunuyor.
Enflasyon yeniden çift hane... Şubat ayında enflasyon %1.45 ile piyasa beklentisinin (%0.64) oldukça üzerinde gerçekleşti. Bu veriyle birlikte yıllık bazda TÜFE %8.2’den %10.1’e yükseldi. Enflasyonun yüksek gelmesinde özellikle gıda fiyatlarındaki yüksek artış etkili görünüyor. Enflasyonun yılın ilk yarısında %9-10 aralığında kalmaya devam etmesini bekliyoruz. MB Başkanı Yılmaz’ın açıklamaları da, Mart enflasyonunda sınırlı bir düzelme yaşanabileceği ancak enflasyonun 2. ve 3. çeyreklerde de yüksek kalacağı yönünde. Yılmaz, enflasyonun 2011 ilk çeyrekte hedefe uyumlu seviyeye yaklaşacağını belirtiyor. Bu aşamada MB’nin faiz politikasında bir değişiklik beklemiyoruz ve faizleri ilk yarıda sabit tutmaya devam edeceğini tahmin ediyoruz.
Gözler ABD’de...ABD Dış İlişkiler Komitesi’nde bugün sözde Ermeni soykırımı iddialarını içeren tasarı oylanacak. Tasarının bugünkü oylamada kabul edilmesi muhtemel görünüyor. Ancak komiteden geçen tasarının genel kurulda oylanması kararı Meclis Başkanı Pelosi’ye ait. Başkan Obama’nın da ABD-Türkiye ilişkilerini göz önüne alarak tasarının genel kurula gelmesini engelleyeceğini tahmin ediyoruz. Bu nedenle tasarı bugünkü oylamada kabul edilse dahi piyasalardaki olumsuz etkinin oldukça sınırlı kalacağını tahmin ediyoruz.
VERİ AKIŞI
04 Mart Perşembe
12:00 – AB GSYH (4.çeyrek) – Önceki Veri: %0.10 / Beklenti: %0.10
14:00 – İNGİLTERE BoE Faiz kararını açıklayacak (04 Mart) – Önceki Veri: %0.50 / Beklenti: %0.50
14:00 – AB Komisyon Başkanı Kroeger Yunanistan ile ilgili konuşma yapacak.
14:45 – AB ECB Faiz kararını açıklayacak(04 Mart) – Önceki Veri: %1.00 / Beklenti: %1.00
15:30 – AB ECB Başkanı Trichet konuşma yapacak
15:30 – ABD Tarımdışı Verimlilik (4.çeyrek) – Önceki Veri: %6.20 / Beklenti: %6.30
15:30 – ABD Haftalık İşsizlik Başvuruları açıklanacak – Önceki Veri: 496 bin kişi / Beklenti: 470 bin kişi
17:00 – ABD Fabrika Siparişleri (Ocak) – Önceki Veri :%1.00 / Beklenti: %1.80
17:00 – ABD Bekleyen Konut Satışları (Ocak) – Önceki Veri:%1.0 /Beklenti: %1.0
17:00 – Ermeni tasarısı, ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi’nde oylanacak
05 Mart Cuma
13:00 – ALMANYA Fabrika Siparişleri (Ocak) – Önceki Veri: - %2.30 / Beklenti: %1.50
15:30 – ABD Tarım-dışı İstihdam (Şubat) – Önceki Veri: - 20bin kişi / Beklenti: -65bin kişi
16:30 – AB Dışişleri Bakanları toplantı yapacak.
22:00 – ABD Tüketici Kredileri (Ocak) – Önceki Veri: -1.7mlr $ / Beklenti: -3.8mlr $
08 Mart Pazartesi
01:50 – JAPONYA Cari Denge (Ocak) – Önceki Veri: 900.8mlr ¥ / Beklenti: m.d.
10:00 – TR Yıllık Sanayi Üretimi (Ocak) – Önceki Veri: %25.20 / Beklenti: m.d.
11:30 – AB Sentix Yatırımcı Güven Endeksi (Mart) – Önceki Veri: 8.2 / Beklenti: m.d.
13:00 – ALMANYA Sanayi Üretimi (Ocak) – Önceki Veri: -%2.60 / Beklenti: m.d.
09 Mart Salı
07:00 – JAPONYA Öncü İndikatörler (Ocak) – Önceki Veri: m.d. / Beklenti: m.d.
08:00 – JAPONYA Makine Teçhizat Siparişleri (Ocak) – Önceki Veri: %189.4 / Beklenti: m.d.
12:30 – İNGİLTERE Dış Ticaret Dengesi (Ocak) – Önceki Veri: 3,27mlr £ / Beklenti: m.d.
17:00 – IBD/TIPP Ekonomik İyimserlik Endeksi (Mart) – Önceki Veri: 46.8 / Beklenti: m.d.
19:00 – ABD Enerji Bakanlığı Ham Petrol Stokları (Mart) – Önceki Veri: 83.5 / Beklenti: m.d.
23:30 – ABD API Ham Petrol Stokları (6 Mart) – Önceki Veri: m.d. / Beklenti: m.d.
10 Mart Çarşamba
10:00 – ALMANYA Dış Ticaret Dengesi (Ocak) – Önceki Veri: 13.5mlr € / Beklenti: m.d.
10:00 – ALMANYA Cari Denge (Ocak) – Önceki Veri: 20.6mlr € / Beklenti: m.d.
12:30 – İNGİLTERE Sanayi Üretimi (Ocak) – Önceki Veri: %0.50 / Beklenti: m.d.
14:00 – ABD Bloomberg Global Güven Endeksi (Mart) – Önceki Veri :54.89 / Beklenti: m.d.
17:30 – ABD Enerji Bakanlığı Ham Petrol Stokları (06Mart) – Önceki Veri: m.d. / Beklenti: m.d.
21:00 – ABD Aylık Bütçe Açıklaması (Şubat) – Önceki Veri: 42.6mlr $ / Beklenti: m.d.
17:30 – Fortis konsolide olmayan finansalları açıklanacak (2009 4Ç) – Garanti Yatırım Tahmini: 10mn TL
23:30 - Turkcell (TCELL.IS, TUT) finansal sonuçları: Garanti Yatırım tahmini : TL1,970mn / Piyasa beklentisi:TL1,932
11 Mart Perşembe
01:50 – JAPONYA GSYH (4.çeyrek) – Önceki Veri: %1.10 / Beklenti: m.d.
11:00 – TR Cari Denge (Ocak) – Önceki Veri: -3.2mlr $ / Beklenti: m.d.
12:00 – AB Merkez Bankası ECB Aylık Rapor yayınlayacak.
15:30 – ABD Dış Ticaret Dengesi (Ocak) – Önceki Veri: -40.2mlr $ / Beklenti: -40mlr $
15:30 – ABD Haftalık İşsizlik Başvuruları (07 Mart) – Önceki Veri: m.d. / Beklenti: m.d.
12 Mart Cuma
06:30 – JAPONYA Sanayi Üretimi (Ocak) – Önceki Veri: %2.50 / Beklenti: m.d.
13:00 – AB Sanayi Üretimi (Ocak) – Önceki Veri : -%1.70 / Beklenti: m.d.
15:30 – ABD Perakende Satışlar (Şubat) – Önceki Veri: %0.50 / Beklenti: -%0.10
15:30 – ABD Perakende Satışlar – Çekirdek Veri (Şubat) – Önceki Veri: %0.60 / Beklenti: %0.20
16:55 – ABD Michigan Üniversitesi Tüketici Güven Endeksi (Mart) – Önceki Veri: m.d. / Beklenti: m.d.
Garanti Yatırım Araştırma
www.garantiyatirim.com.tr
Nasıl Olduğun Değil, Nasıl Göründüğün Önemli…
04 Mart 2010 Perşembe Saat: 09:20
Yunanistan yıllardır iflasa doğru sürüklenirken, kimse önemsemiyordu. Çünkü, AB üyesi olan ve AB’den mali destek alan bir ülkenin dış ticaret açıkları önemsenecek bir durum değildi. Nasıl finanse edildiği önemli değildi? Türkiye’ye bakıldığında ise Türkiye’nin dış ticaret açıkları finanse edilse bile düşük finansman kalitesi olarak bakılırdı. Yani Türkiye nasıl olsa yine krize girer, Yunanistan nasıl olsa krize girmez di? Ekonomik veriler değildir aslında ülkeleri bir yerden bir yere getiren, beklentilerdir. Yunanistan şu anda emekliklere maaş veremeyecek durumda, emeklilerin maaşlarında artışlar donduruldu. Türkiye ise sadece 2010’nun ilk altı ayı için en düşük emekli aylığını %20.4, en yüksek emekli aylığı %4.64 oranında artırdı. AB açıklamalarında Yunanistan’ın istikrar paketi güzel ama birde uygulamada görelim demekte. Yani bir zamanlar Türkiye’ye söylenen sözler. Şubat ayı enflasyon rakamları dün açıklandı. Yıllık enflasyon %10.13’e yükseldi. Yıl sonu TCMB enflasyon artış beklentisi %6,5. Ocak ve Şubat ayında enflasyon %3,3 oranında arttı,geriye %3,2 kaldı. Yani yılın geri kalanında %0,32 oranında TÜFE ortalaması gerekiyor. 2006 yılında benzer bir durum yaşanmış ve Mart ayı ile birlikte TCMB’nin biletini kesmişti. Piyasaların enflasyonda beklentisi, ilk çeyrekte yükselecek sonra yatay kalacak ve ardından düşerek hedefte gerçekleşecek. Bu piyasaların Türkiye’ye gösterdiği hoşgörü.
Gökhan USKUAY
Friday, 05 March 2010
Hazine Mart Borçlanmasında Zorlanmadı
03 Mart 2010 Çarşamba Saat: 14:35
Yerli bankaların likidite bolluğu ve kredilerde son derece ihtiyatlı davranmaları sayesinde Hazine dün çok rahat borçlandı. Ama, yabancı yatırımcılardan talebin zayıf olması, politik risklerin tedirginlik yarattığı görüşünün yansıması olabilir. Milliyet’te Songül Hatısaru dün yapılan çifte ihaleyi şöyle değerlendirdi:
“Hazine’nin dünkü ihalelerde toplam 5.5 - 6 milyar TL civarında bir satış yapması beklenirken, iki ihalede toplam 7.44 milyar TL’lik bir satış gerçekleşti. Teklif iyi olunca Hazine fazla sattı. Gösterge tahvilde yabancı alımlarının gözlenmediğini söyleyen uzmanlar, “Bonoda yerli bankalar aktif, ihaleye yerli bankalar talep gösterdi” dedi.
Uzmanlar TÜFE’ye endeksli tahvilde ise bir miktar yabancı ilgisinin olduğunu belirtti. Büyük kurumsal oyuncuların kârlı pozisyonların korunması için son günlerde artan siyasi risklere karşın faizde dalgalanmaya izin vermediğini belirten aynı uzmanlar, “Faizde yükseliş yaşanmaması Hazine’ye de yaradı. Hazine piyasa faizleri seviyesinden uygun maliyetlerle borçlandı. İki ihaleye 6.4 milyon TL teklif gelirken, rekabetçi olmayan işlemlerle birlikte teklif miktarı 32.7 milyar TL oldu” dedi. Dünkü ihalelere gelen teklif tutarı, Hazine bonosuna ilginin korunduğunu gösterdi. Gösterge tahvilde ihale tekliflerinin yaklaşık yüzde 40’ı karşılanırken, TÜFE’ye endeksli tahvilde bu oran yüzde 57 oldu.”
Şubat enflasyonunun beklenenden çok daha kötü çıkmasına karşın, bugün de ikinci el DİBS pazarında kayda değer faiz artışları gözlenmedi. Goldman Sachs’dan Dr Ahmet Akarlı verileri değerlendirirken, TCMB’nin güven kazanmak için Nisan ayı itibarı parasal genişlemeyi tersine çevirecek tedbirler zincirine başlayacağını söyledi. Bunlar faiz artırımları olmayacak, ama piyasalara yılın ikinci yarısında faizlerin artacağına dair çok somut sinyaller verecek adımlar olacak.
Hülya Kayıkçı: Credit Suisse İMKB’yi Beğeniyor
03 Mart 2010 Çarşamba Saat: 14:35
Credit Suisse raporunda Türk hisseleri için Ağırlık Artır tavsiyesini yineledi ve banka hisselerini önerdi.
Detaylar:
Geçen Cuma 2010 EMEA hisse görünüm ziyaretlerimizin son durağı olan İstanbul'daydık.
EMEA hisseleri portföyünde Türkiye için yüzde 20 Ağırlık Artır tavsiyemizi koruyoruz ve bölge içinde en çok tercih ettiğimiz hisseler olarak Türk bankalarını önermeye devam ediyoruz.
Türk bankalarının yapısal büyüme fırsatı sunduğuna inanıyoruz. Mortgage sektöründeki büyüme potansiyeli de düşük faiz ortamında cazip görünüyor.
Şu sebeplerden dolayı tavsiyemizi koruyoruz :
1) hisse piyasasında siyasi gelişmelerin etkisi kısa sürdü,
2) tahminlerimize göre Türkiyei EMEA bölgesinde en iyi büyüme iyileşmesi hikayesine sahip,
3) bankacılık sektörü mükemmel bir büyüme fırsatı sunuyor,
4) Türkiye, takipteki alacakların zirve yaptığı tek Doğu Avrupa ülkesi,
5) varlık büyümesinin net faiz marjındaki daralmayı karşılayacağını düşünüyoruz,
6) Türk bankalarının kar çarpanları faiz oranının indirilmesi ya da sabit kalması durumunda genişleyecektir,
7) geçmişe göre Türkiye'ye gelen gelişen piyasa fonları aşırı fazla değil ,
8) Credit Suisse hedef fiyatlarına göre Türk bankaları EMEA bölgesinde en fazla artış potansiyeline sahip
Şubat Enflasyonu: Paniğe Gerek Yok
03 Mart 2010 Çarşamba Saat: 11:30
Şubat ayında tüketici fiyatları enflasyonu %0,64’lük beklentinin oldukça üzerinde %1,45 olarak açıklandı. Gıda fiyatlarında artış oranı sellerin de etkisiyle %5’e ulaşırken, 12-aylık enflasyon Ocak’taki %8,19’dan %10,13’e yükseldi. Merkez Bankası tarafından yakından takip edilen ve enerji, gıda, alkollü içecekler, tütün ve altını dışlayan I endeksi 12-aylık enflasyonu ise %3,83’ten %4,05’e sınırlı bir yükseliş gösterdi. Merkez Bankası’nın yarın açıklayacağı fiyat gelişmeleri raporunda, enflasyondaki yükselişte gıda fiyatlarının önemli payı ile I endeksinin sınırlı bir biçimde yükseldiğini vurgulayacağını ve para politikasına dair önemli bir değişiklik işareti vermeyeceği görüşündeyiz

Araştırma gruplarından şu ana kadar elimize ulaşan kısıtlı sayıdaki raporda da enflasyonist baskıların halen düşük seyrettiği vurgulandı, ve sene sonu itibarı ile TCMB’nin yapması beklenen faiz artırımı tahmininde yukarı doğru revizyon görülmedi.
Ancak, geçici de olsa, manşet enflasyondaki artışın orta vadeli beklentilerde bozulma yaratması endişesi taşıyoruz. Halen repo ve kısa vadeli mevduat getirilerinin de aylık olarak ekside seyretmesi hoş değil. Yatırımcı, bu trendin devam etmesi halinde dövize veya gayrımenkule kayabilir.
Son olarak, TCMB’nin bir ay sonraki enflasyonu öngörmekte dahi büyük hatalar yapması, sene sonu hedefine yakınsayacak para politikası patikasını ne denli doğru belirlediği sorusunu da beraberinde getiriyor.
EMDAŞ Günlük Bülten
03 Mart 2010 Çarşamba Saat: 11:07
İMKB hisse senedi piyasasında endeks yurt dışı piyasalardaki pozitif eğilime paralel yükselişini sürdürüyor. İçerde tansiyonun düşmesinin de tepki yükselişinde katkısı oldu. Bu bağlamda önümüzdeki dönemde yaşanabilecek yeni gelişmeler piyasa üzerinde etkili olmaya devam edebilir. Dün endeks 51800-52000 direncini test etti. Bu tepki yükselişinde 50000 aşıldıktan sonraki ilk önemli direnç kademesi burası idi. Bu direnç yurt dışı desteği ile geçilirse bu defa 53000-53200 alçalan kısa vadeli direnç ön plana çıkacaktır. Kısa vadede önerimiz dirençlerde kademeli satışa yönelmektir. Alım düşünenler 49750 seviyesini stop loss kabul ederek geri çekilmelerde seçici alım yapabilirler. Ancak risk sevmeyenlerin alım için beklemelerini öneriyoruz.Bugün endeksin güne hafif satıcılı ve yatay başlangıç yapmasını bekliyoruz. Ancak yurt dışı eğilim değişmezse gerileme sınırlı kalabilir ve 52000 geçilme teşebbüsü olabilir.
VOB da IMKB30 Nisan kontratı gerek Nisan ayında ödenecek temettü ödemelerine istinaden şimdiden, gerekse önümüzdeki döneme ilişkin piyasa algılamalarının negatif yönde olmasınadn dolayı teorik fiyatının da altında işlem görüyor. Nisan kontratında ilk destekler 63000, 62500 ve 61000 de. 64000, 64800-65000 seviyeleri ise direnç konumunda. 65000 yukarı kırılmadığı sürece yükselişlerde veya kısa 62500 ün altına gerilemede kısa pozisyon açılabilir. Dolar/TL de spot piyasada 1.53-1.5250 desteği korunduğu sürece gerilemelerde uzun pozisyon alınabilir. Destek kırılırsa veya 1.57 ve 1.60 dirençlerinde uzun pozisyon kapatılabilir.
Yurt dışında piyasaların gündeminde dün de Yunanistan vardı. ABD deki olumsuz verileri de sert kış koşullarına bağlayan borsalarda yukarı yönlü hareketler yaşanıyor. ABD de S&P endeksinde 1120, Dow da 10500 direnç seviyeleri önemli. 1120 nin geçilmesi tekrar 1150 zirvesini
test etmeye dönük hareketin işareti olabilir. Diğer taraftan 1085 ve 1065 destekleri korunuduğu sürece ABD borsalarında trend değişimi başlamış olmayacak. Gün içinde oynaklık gösteren paritede 1.3450 ilk destek, 1.3650 ilk direnç durumunda. İki haftadır yatay eğilim gösteren paritede kısa vadede Euro da lehine tepki olasılığı hala var. ABD 10 yıllık bonolarda faiz oranı %3.61 seviyesinde bulunuyor.
Gedik Yatırım: TCMB Beklentilerine İhtiyatlı Yaklaşım
03 Mart 2010 Çarşamba Saat: 11:05
İMKB 100 Endeksi dünü 292 puanlık artış ile 51.476 seviyesinden kapattı. İşlem hacmi 2.0 milyar TL olurken, ilk on kurum bazında 44 mn TL para girişi oldu. Yunanistan'dan bugün çıkacak 3. önlem paketi ve Almanya'nın destek vereceği beklentileri borsalardaki yükselişi destekledi. ABD Borsaları ise olumlu açılışın ardından Kansas Fed Başkanı Hoeing'in, Fed'in faizlerin uzun süre düşükte tutma konusunda garanti vermemesi gerektiği konusundaki açıklaması sonrası gevşedi.
İstihdam konusundaki önemli datalardan biri olan TÜİK'İN 2009 yılı işgücü araştırmasında işsizlik oranının %14 olduğu açıklandı. Bu rakam 2008 yılında %11 idi. Borsalar bugün güne yatay bir başlangıç yapsa da açıklanacak Şubat enflasyonu, ABD Özel istihdam verileri ve Yunanistan paketine tepkileri izleyecektir. TÜFE'de beklenti % 0,3 ile % 0,7 arasında değişiyor. Giyim ve hizmet sektöründen kaynaklanan aşağı yönlü mevsimsel baskılar, gıda ve enerjiden kaynaklanan yukarı yönlü baskıları azaltırsa % 0,3 piyasalarca başarı kabul edilir. Gün içerisinde yukarı yönlü hareketlerde takip edeceğimiz ilk direnç 51,750 seviyesi iken; satış baskısının oluşması durumunda 51,000 destek seviyesi önem taşımaktadır.
TUİK bugün enflasyon oranlarını açıklayacak. TCMB beklentileri yüksek geleceği yönünde uyarı taşıyordu. Piyasa beklentisi enflasyonun %1 civarında gelebileceği yönünde oluşuyor. Enflasyonda gidişin çift haneli rakamlara doğru olduğu görülüyor. TCMB de bunu görüyor elbette ve 2009’da olduğu gibi yine enflasyonun hedefe yakınsayacağını söylüyor. Sonuç 2009 gibi olursa enflasyon konusunda TCMB yine yanıltmış olacaktır. Bu nedenle enflasyon konusunda TCMB beklentilerine ihtiyatlı yaklaşmakta fayda olabilir.
Global Piyasalar
Euro’nun kaderinin nasıl gelişeceği ve Pound’un nasıl bir atak ile karşılaşacağı konuları global gündemde yerini koruyor. Almanya Yunanistan’a yardım etmekten çekiniyor. Çünkü benzer bir durum İspanya ve Portekiz için ortaya çıkacak olursa kurtarılma beklentileri topluluğu dağılma noktasına dahi getirebilir yorumları yapılıyor.
EMDAŞ Araştırma: TÜFE Beklentimiz %0.7
03 Mart 2010 Çarşamba Saat: 11:02
Gıda fiyatlarındaki mevsimsel artış ve kamu zamlarının gecikmeli etkilerinden dolayı Şubat ayında TÜFE’nin %0.70 oranında artmasını bekliyoruz (konsensüs: %0.64%). Eğer Şubat verisi beklentilerimiz doğrultusunda gelirse, enflasyon yıllık bazda %9.32 seviyesine yükselecek ve dolayısıyla TCMB’nin belirsizlik aralığının üst sınırı olan %8.5 aşılmış olacak. Öte yandan, TCMB haftalardır piyasaları yüksek enflasyona (Şubat) hazırlıyor. Bu nedenle, piyasa, %0.9-1.0 seviyesine kadar enflasyon artışına belli ölçüde tolerans gösterebilir.
Dün yapılan 5-yıllık TÜFE endeksli tahvil ihalesinde “başabaş enflasyon” değişmedi; piyasalar tahvil/bono piyasasını %9.0 civarındaki bir enflasyon oranı ile değerlemeye devam ediyor.
5 yıl vadeli TÜFE endeksli tahvil üzerindeki reel faiz %3.69 ile Şubat’taki seviyesinin (%3.70) hafif altında kalırken, benzer vadedeki sabit kuponlu tahvilin nominal faizi ise %10.5 civarında yatay seyir izliyor. Dolayısıyla, aradaki marj (başabaş enflasyon) %6.8 ile Şubat’taki spread’in (%6.7) çok az üzerine çıkmış bulunuyor. Bu durumda, piyasa oyuncularının tahvil/bono piyasasını %9.0 civarındaki bir enflasyon oranı ile değerlemeye devam ettiğini gözlemliyoruz. Özetle, piyasada enflasyona yönelik risk alıgılaması yüksek kalmaya devam etmektedir.
Diğer EMDAŞ raporları için www.emdas.com.tr’yi tıklayın
MEKSA: Tepki yükselişinin ardından destek seviyeleri test edilebilir
03 Mart 2010 Çarşamba Saat: 11:00
Veri trafiğinin zayıf olduğu ve Yunanistan’a ilişkin olumlu beklentilerin korunduğu dün itibariyle Wall Street endeksleri yatay bir seyir izledi. Günün ön plana çıkan açıklaması Başkan Obama’nın ekonomi danışmanı Summers’tan geldi. Summers, Cuma günü açıklanacak olan istihdam verilerinin piyasa beklentilerinden bir miktar olumsuz gelebileceğini ifade etmesi piyasadaki iyimserliği sınırlandırdı.
Sektörel anlamda ise gübre şirketlerine ilişkin haber akışı dikkat çekmekte. Gübre sektörü şirketlerinden Terra’nın satışının gündemde yer aldığı hisseleri için aynı sektörden CF Industries’ın teklif yükseltmesi sonrası Terra Industries hisseleri %10.8 değer kazandı.
Yeni günde ise Yunanistan bazındaki beklentiler ön plana çıkmakta. Yunan hükümetinin bugün itibariyle 4.8 milyar€ tutarında ek bütçe önlemi açıklaması beklenirken, S&P Yunanistan konusunda piyasalar kadar karamsar olmadığını açıklaması Asya tarafında güne sınırlı olumlu başlangıç yapılmasını sağladı.
Piyasalar açısından veri trafiği bugünden itibaren yeniden hareketleniyor. Yurtiçinde enflasyon, yurtdışında ise Euro Bölgesi perakende satışlarABD’de açıklanacak olan özel sektör istihdamı ve hizmet sektörü ISM endeksi takip edilecek.
Türk hisse senedi marketlerinde Şubat ayı itibariyle başlayan teknik anlamdaki düşüş trendi içerisinde son düşüş dalgası sonrasında oluşan tepki yükselişi sürdürülmeye çalışılıyor.
Söz konusu eğilim içerisinde öncelikle spot endeksin ardından vadeli endeksin teknik anlamda oluşan boşluk seviyelerini doldurduğu görülmekte. Son üç işlem gününde oluşan olumlu performansa karşın momentumda aynı yönde bir trendin oluşmaması yakın vade açısından kar realizasyonu riski yaratmakta.
Bu paralelde spot hisse endeksinde 51.000 seviyesini günlük bazda önemli bulmaya devam ediyoruz. Söz konusu destek bölgesinin altında endeksin 50.000 bölgesine yeniden yönelme riskinin ön plana çıkabileceğini hatırlatmak istiyoruz. 51.000 seviyesinin destek olarak korunduğu durumda ise ilerleyen günler adına 53.000 seviyesi hedef direnç bölgesi olarak ihtimaller arasında yer almaya devam edecektir.
Özgür Yurtdaşseven, www.meksa.com
YKB Yatırım Yatay Açılış Bekliyor
03 Mart 2010 Çarşamba Saat: 11:00
ABD borsaları dün Yunanistan kaynaklı beklentiler ile bazı şirket birleşme ve devralmaları haberlerinin etkisiyle sınırlı yükseldi. Gene de piyasaların Cuma günü gelecek ABD istihdam verileri öncesinde temkinli davrandıkları görüldü. Yunanistan konusunda AB komisyonundan Oli Rehn ile dün yapılan görüşme sonrasında, Yunanistan’ın bugün 4,8 milyar Euro’yu bulması beklenen ek bütçe önlemlerini açıklaması bekleniyor.
Bu arada, Standard & Poor's Yunanistan'ın borç sorunu konusunda finans piyasalarından "daha az kötümser" olduğunu kaydetti. S&P'nin ülke kredi notu birimi başkanı David Beers, Singapur'da bir konferans sırasında Reuters'a "Son kamuoyu araştırmalarına bakacak olursanız bu hükümete verilen destek hâlâ kuvvetli" açıklamasında bulundu. S&P geçen hafta, gelirler ile giderler arasındaki açığın kapatılmasını zorlaştıracağını ifade ettiği büyüme önündeki aşağı yönlü riskleri gerekçe göstererek Yunanistan'ın kredi notunun bir ay içinde bir veya iki kademe indirilebileceği uyarısında bulunmuştu.
Bu sabah itibariyle Asya borsaları genelde olumlu bir seyir izliyor. Emtia fiyatlarının yükselmesiyle özellikle malzeme sektöründeki hisselerini olumlu etkiliyor. Euro ise Yunanistan'a konusunda umutların artmasıyla beraber dolar karşısında güçlendi. Bu hafta yurtiçindeki en önemli gelişme, bugün açıklanacak olan Şubat ayı enflasyon verileri olacak. Bizim aylık TÜFE için beklentimiz %1.0 ile piyasa beklentisinin üzerinde.
AÇIKLANACAK VERİLER
TÜİK Şubat TÜFE
TÜİK Şubat ÜFE
Euro bölgesi Ocak ayı perakende satışlar (TSİ 1200, Beklenti: -%0.4)
ABD Şubat ADP özel sektör istihdam verisi (TSİ 1515, Beklenti: - 20,000)
ABD Şubat ISM hizmetler endeksi (TSİ 1700, Beklenti: 51.0)
Yatay açılış bekliyoruz.
Döviz – Dün güne interbank'ta 1.5365/1.5405 seviyesinden başlayan dolar/TL, spot kapanışta 1.5330/1.5355 seviyesindeydi. Bu sabah bankalararası piyasada kotasyonlar 1,5310/1,5360 seviyesinde bulunurken, gün içindeki seyrinde dış gelişmeler ve euro/dolar paritesine bağlı olarak 1,5250/1,5450 bandında olmasını beklemekteyiz.
Tahvil-Bono – Bugün açıklanacak olan Şubat ayı enflasyon rakamlarının piyasaların seyri üzerinde önemli rol oynayacağını ve yatırımcılar tarafından yakından takip edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu sabah tezgahüstü piyasada gösterge kıymet bileşiği %8,90 seviyesinden işlem görmekte. Gün içi seyrinde %8,80/9,00 bileşik bandında olacağını ama enflasyon figürlerinin önemli olacağını belirtmek isteriz.
Yurtdışı Piyasalar – Yunanistan’ın bütçe açıklarını kapatabilmesi için alınacak önlemleri bekleyen piyasalar, kapanışa doğru satışa geçerek günü yatay kapattı. Dow Jones %0.02, S&P 500 %0.23 ve Nasdaq %0.32 değer kazandı. Bugün haftanın en önemli verilerinden biri açıklanacak. Gözler ADP İstihdam raporunda olacak.
http://groups.google.com/group/PARATREND izniyle
TEPAV’dan Yeni Bir Güven Endeksi
03 Mart 2010 Çarşamba Saat: 07:52
HSBC-Markit ortaklığında derlenmeye başlayan Türkiye PMI Endeksin’den sonra, şimdi de Türkiye’nin en güvenilir düşünce kuruluşlarından biri olan TEPAV aylık Perakende Güven Endeksi Yayınlamaya başladı. Şubat verilerine göre, endeks toparlanma işaretleri veriyor. Bu endeksin Avrupa kaynaklı GFK ve yıllardır tanıdığımız CNBC-e endekslerinin tersi sonuca vardığını da hatırlatalım. Buna karşı Şubat TUIK-TCMB güven endeksi de artıda kapanmıştı. Ama tüm endekslerin üstünde anlaştığı bir nokta var: Ocak-Şubat değişimi çok yavaş. Ya yavaş yavaş işler kötüye gidiyor, ya da iyiye.
ANKARA- TEPAV Perakende Güven Endeksi (TEPE) Şubat 2010 sonuçları açıklandı. TEPE Şubat 2010’da Şubat 2009’a göre 15,5 puan arttı. Ancak bu artışa rağmen endeks hala negatif alanda seyrediyor.
Şubat 2010’da anket katılımcılarının yüzde 11,8’i işlerinin Şubat 2009’a göre iyileştiğini söylerken, kötüleştiğini düşünenlerin oranı yüzde 64,9 düzeyinde.
Geleceğe ilişkin beklentilerdeki toparlanma daha da kuvvetli: Şubat 2010’da anket katılımcılarının yüzde 30,4’ü önümüzdeki 3 ayda işlerinde iyileşme beklerken, işlerinde kötüleşme bekleyenlerin oranı yüzde 34,9 düzeyinde. Bu, Şubat 2009’a göre 23,1 puanlık artış anlamına geliyor.
Şubat 2010’da Şubat 2009’a göre TEPE’deki artış elektrikli ev aletleri, hazır giyim ve motorlu taşıtlar sektörlerinde ortalamanın üzerinde gerçekleşirken, mobilya aydınlatma ve büyük mağazalarda toparlanma ortalamanın altında kaldı.
Şükrü Kızılot: Varlık Barışı Tehlike’de
03 Mart 2010 Çarşamba Saat: 07:52
Vergi üstadı ve Hürriyet yazarı Sn Şükrü Kızılot’a göre, yasanın eksik ve yanlış düzenlenmesi yüzünden, Varlık Barışı’na katılmak için İsviçre’deki birikimlerini Türkiye’ye nakledenler vergi incelemesi tehdidi altında olabilir. Umarız olmaz, devletin kendi verdiği sözleri tutmaması zaten Türkiye’den servet kaçışının birinci nedenidir. Geriye dönük vergilendirme, kanuna aykırı vergi cezaları ve kuş kapana kısıldıktan sonra vergilendirme gibi yöntemlerle vergi hasılatını artıracağını düşünen bir anlayış yüzünden vergi tabanı daraldı, servet vergisi hasılatı nerdeyse sıfıra düştü, ve en önemlisi devletin sözünün itibarı kalmadı. Varlık Barışı, bir anlamda devletle vatandaş arasında da onyıllardır süren bu kavgada barış anlamına gelecek.
Şükrü Kızılot’un Yazısı
NİYE Mİ?İsviçre ile Türkiye arasında;
- Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması olmadığını,
- Bilgi değişimi anlaşmasının da bulunmadığını,
en yetkili ağız olan Maliye Bakanı’nın açıklamasından öğrendiler de onun için!
Şimdi “Varlık Barışı”ndan yararlanıp, Türkiye’ye getirdikleri paralar nedeniyle diken üstündeler..
SÜRPRİZ DEĞİL
Hürriyet okurları için bu bilgiler sürpriz değil. 10 ve 14 Kasım 2009 tarihli Hürriyet’te “İsviçre’deki Paralar 1 ve 2” başlığı altında, bu anlaşmaların ikisinin de mevcut olmadığını belirterek, “Varlık Barışı” nedeniyle İsviçre’deki paralarını getirecek olanların, bu anlaşmaların olmamasından dolayı “vergi incelemesi” riski ile karşı karşıya olduklarını belirtmiştik. Çünkü, İsviçre’deki paraların kanıtlanması aşamasında “kanaat verici belge” ile ispat yönünden, “getirilecek belgenin kabul edilmemesi” gibi ciddi bir sorun vardı. İsterseniz o tarihte ne yazdığımızı, birlikte okuyalım.
“KARIŞIKLIK NEREDE?
Varlık Barışı ile ilgili yasayı (Md.2) ve tebliği (Md.2.1) dikkatle okuyoruz.
1. Kanunda geçen banka kavramı; “Bankacılık Kanunu’nun 3 üncü maddesinde tanımlanan bankaları ifade etmektedir” deniliyor.
2. İlgili maddeye bakıyoruz; “Türkiye’deki bankalar ile yurt dışındaki bankaların Türkiye’deki şubeleri” olan bankalar belirtiliyor.
3. Yurt dışı bankalar için tekrar Varlık Barışı yasasına ve tebliğine bakıyoruz;
- Bilgi değişiminde bulunulan yabancı ülkelerde, yetkili makamlardan alınan ve
- Mahallindeki Türk elçilik veya konsoloslukları tarafından tasdik olunan, belgelerin “kanaat verici belge” olduğu kabul ediliyor. Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya gibi anlaşma yaptığımız 70 civarında ülke için sorun yok. Ancak bugün itibariyle, Türkiye’nin İsviçre ile;
- Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması yok (iki ülkede de yasa çıkması gerekiyor).
- Bilgi değişimi anlaşması da yok.
O halde, bilgi değişiminde bulunulan ülke olmadığı için İsviçre bankalarından alınacak belgeler, tıpkı offshore ülkelerden alınacak belgeler gibi “kanaat verici belge” değil.
Böyle olunca, ileride bir inceleme elemanı, “parayı getirdiğiniz tarih itibariyle İsviçre ile yapılmış çifte vergilendirmeyi önleme ya da bilgi değişimi anlaşması yok. Varlık Barışı yasasından yararlanamazsınız” diyerek birkaç yıllık vergi ve ceza isteyebilir.”
DİKEN ÜSTÜNDELER
Maliye Bakanı’nın, geçtiğimiz cuma günü İsviçre ile çifte vergilendirmeyi önleme ve bilgi değişimi anlaşmalarının olmadığını açıklaması, para getirenleri iyice tedirgin etti. “Varlık Barışı” yasası ve ilgili tebliğe göre, İsviçre’deki paralarını getirenler, adeta diken üstündeler. Hukuk devletinde, “söz değil yasa önemli” olduğuna göre, önümüzdeki aylarda ya da yıllarda, vergi inceleme elemanları, yasa hükümlerini uygulamak suretiyle, İsviçre’den getirilen paraları Varlık Barışı Yasası’ndan yararlandırmayıp, cezalı vergilendirme yoluna gidebilirler. Kaldı ki 2008 yılından dolayı cezalı vergi isteneceği de ayrı bir gerçek! İşin doğrusu, 2008 ve öncesine ait endişelerin bir an önce giderilmesinde yarar var. Yapılan bazı açıklamalara inanıp, parasını getirenlerin, ileride mağdur olmamaları için, yeni bir yasa ile güvenceye kavuşturulmaları gerekiyor. Bu yasa 2008 yılını da kapsayacak mini bir vergi barışına da olanak sağlarsa, ciddi bir gelir toplanabilir.
Yurtdışı Hareketlenirken,İMKB Dengeleniyor…
03 Mart 2010 Çarşamba Saat: 07:50
Yurtdışı piyasalarda hareketlenme eğilimi iki gündür pariteye yansıma gösterirken, İMKB’de dengelenmeye çalışıyor. Yurtdışı piyasalarda hareketlenme eğilimi bugün açıklanacak ADP istihdam raporu, Yunanistan’ın istikrar planı ve yarınki İngiltere Merkez Bankası (BOE) ile Avrupa Merkez Bankasının (ECB) faiz kararı etkisini gösteriyor. BOE ve ECB’nin açıklamaları,Cuma günkü ABD tarım dışı istihdam rakamını bile gölgeleyebilir. Piyasalarda hafta başında başlayan İngiltere gerilimi ve süregelen Yunanistan sorunları yarınki merkez bankalarının toplantılarını önemli kılıyor. İngiltere’de mevcut düşük faiz ortamına karşın büyüme sinyallerinin gelmemesi sterlin üzerinde baskısı hissediliyor. Yunanistan’ın ise yılan hikayesine dönen durumu hakkında ECB’nin açıklamaları euro üzerindeki etkisi önemli olacaktır.Kısacası yarın belki endişeler daha fazla artacak yada daha fazla azalacaktır. İMKB’de geçen hafta riskten kaçış, bu hafta sınırlı bir risk almaya dönüşmüş durumda. Piyasanın içinin hala rahat olmadığı işlem hacmine yansıyor. Piyasanın risk iştahının arttığını söylemek için 52.500 direncinin geçildiğini görmek gerekiyor. İşlem hacmi 52.500’e kadar düşerek yükselebilir ama daha fazlası için katılım olması gerekecektir.
Gökhan USKUAY
Thursday, 04 March 2010
Akfen Özel Sektör Tahvili İhraç Ediyor
02 Mart 2010 Salı Saat: 13:55
Türkiye’nin en büyük eksiklerinden biri de derin ve yatırımcıya çok sayıda vade ve enstrüman tercihi sunan özel sektör bono ve tahvil pazarlarının henüz oluşmaması. Akfen, yıllar sonra gerçek derinliği olan bir 2 yıllık tahville bu pazarı hayatı geçirebilir. Hürriyet 3-5 Mart arası talep toplanacak ihraç hakkında şunları yazdı:
REEL sektörde 4 yıl aradan sonra ilk tahvil arzını Akfen Holding yapıyor. 100 milyon TL’lik büyüklüğü ile reel sektörün bugüne kadarki en büyük tahvil arzı için, yarından itibaren talep toplanacak. Banka borçlanmasından daha ucuz olmamasına karşın bu arzı yaptıklarını belirten Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın, “Çünkü bu piyasaları cazip hale getirmek bizim gibi firmaların işidir. Hem alıcılar hem satıcılar hazır olmalı. Piyasa bundan sonra 4 nala gidecektir” dedi.
Artık yol asfalt
3-5 Mart 2010 tarihleri arasında talep toplama yöntemiyle gerçekleşecek halka arz hakkında bilgi veren Hamdi Akın, “Başlangıçta faiz, borçlanan firma açısından biraz yüksek. Fakat her şeyin bir bedeli var. Bu piyasalara girmek, cazip hale getirmek bizim gibi firmaların işidir” dedi. Siyasi istikrar ortamı ve faizlerdeki düşüşün Türkiye’de yeni finansman olanakları sağladığını savunan Akın, “Bu piyasanın önündeki bütün taşlar kaldırılmış oluyor. Artık yol asfalt” diyen Akın, şöyle konuştu: “Önemli olan firmaların banka borçlanması dışında, direkt borçlanma alanında yeni bir enstrümanla tanışmış olması. Bunun da faizlerin düşüklüğü sayesinde gerçekleşebileceğini, artık TL’nin yurtdışında dahi borçlanma enstrümanı olarak kullanılabileceğini düşünüyoruz.”
Piyasa dörtnala gidecek
Hamdi akın, 5-7 yıllık vadeler için de piyasanın hazırlanması gerektiğini belirterek, şöyle konuştu: “Aslında yeni bir enstrümana geçiyorsanız bir avantajı olması lazım ki böyle bir yükün altına girebilesiniz. Banka borçlanmasından daha ucuz olmamasına rağmen bunu yapıyoruz. Çünkü bu piyasanın çalışması çok önemli. ”
Tahvil halka arzında, bir adet tahvilin satış fiyatı 1 lira olacak. Tahviller, gösterge devlet tahvili üzerine minimum yüzde 2.5, maksimum yüzde 3 aralığında ek getiri alternatifi sunacak. Halka arzın yüzde 50’si bireysel yatırımcılara, yüzde 50’lik kısmı yurtiçi ve yurtdışı kurumsal yatırımcılara ayrıldı. 5 Mart 2010’dan itibaren faize hak kazanmaya başlanılırken, bu tarihten itibaren 1 lira nominal değerli bir adet tahvile 182 günde bir olmak üzere yılda iki kere ve tahvilin vadesi süresince toplam 4 defa kupon ödemesi yapılacak.
Sürpriz olacak bir şey kalmadı
HAMDİ Akın, “Türkiye’de artık siyasi sürpriz olacak bir şey kalmadı” derken, “Bugün yaşananlar bir sürecin devamı. Dolayısıyla bunlar ekonomik ve finansal piyasaları çok fazla etkileyecek pozisyona sahip değiller. Ufak tefek iniş çıkışlar olabilir” dedi. İş Yatırım Genel Müdürü İlhami Koç da, “2010 sonlarından önce faiz artırımına gidilmeyeceğine dair beklenti var. Bu tahvili alan açısından bir şey değişmiyor. Değişken faizli olduğu için faizler artsa getiri artacak” diye konuştu.
700 milyon doları enerji yatırımlarına ayrılacak
AKFEN Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın, halka arzından elde edilecek gelirin, enerji alanındaki yaklaşık 700 milyon dolarlık yatırımlarının bir kısmının finansmanında ve diğer alanlardaki yatırımlarda kullanılacağını söyledi. Akfen Holding Başkan Yardımcısı Süha Güçsav da, Akfen’in 274 milyon Euro yatırım ile Mersin’de doğalgaz çevrim santralı kuracağını, yıllık 3.2 miyar kilowatt saat enerji üretecek santral yapımına bu yıl başlanacağını açıkladı. Hamdi Akın da, geçen yıl konsolide 2 milyar liralık ciroya ulaştıklarını belirtti ve 2010’da yüzde 15-20’lik artış beklediklerini söyledi. Akın, TAV İnşaat’tan 1 milyar dolar ciro beklediklerini, enerjide işletmeye giren santrallerin da bu rakama katkıda bulunacağını söyledi.
Alpay Dinçkoç: Konut Kredilerinde Artış Sürüyor
02 Mart 2010 Salı Saat: 13:10
Son notunda bankacılık sistemindeki gelişmelri değerlendiren OYAK Yatırım Araştırma Uzmanı Alpay Dinçkoç, geciken kredilerde umut verici bir gerileme olduğunu kaydederken, kredi kartı alacaklarında ise tam tersi bir durumun söz konusu olduğunu yazdı. Bankaların gittikçe F/X kaynak ihtiyacını azaltıp, bunun yerine uzun vadeli TL mevduat toplamaya çalıştığını ekleyen uzmana göre, sistemde halen konut kredileri en hızlı büyüme potansiyeline sahip. Bu çeyrekte bu tür kredilerin %3.1 arttığına dikkat çeken Dinçkoç, diğer kredi türlerinde fazla hareket olmadığını söyledi. DİBS stokunda özel bankaların payının kamu bankalarının önüne geçtiğine dikkat çekilen notta, özel kredi talebi canlanmadığı sürece Hazine’nin bu sene %105’e varması beklenen yeniden borçlnma oranının sistem tarafından rahatlıkla karşılanabileceği kaydedildi.
Dr Barbaros Ineci’den Şubat Tüketim Eğilimi Değerlendirmesi
02 Mart 2010 Salı Saat 12:50
CNBC-e Tüketici Güven Endeksinde Ocak ayında görülen yükseliş Şubat ayında devam etmedi.
Endeks bir önceki aya göre % 0,37 geriledi. Ocak ayında siyasi gerginlik azalmıştı. Türkiye’nin kredi notu arttırılmış ve dış piyasalarda ekonominin görünümü ile ilgili olumlu yorumlar yapılmaya başlamıştı. IMF ile anlaşma olasılığı da artmıştı. Tüm bunlar Ocak ayında tüketici güvenini yükseltmişti. Şubat ayında siyasi gerginlik tekrar arttı. IMF ile anlaşma olasılığı belirgin bir şekilde azaldı. Dünya piyasalarında dünya ekonominde yaşanan iyileşmenin sürdürülebilirliği konusunda şüpheler arttı ve risk iştahında düşüş yaşandı. Bütün bunlar endeksteki yükselişi durdurdu. Bu yaşanırken tüketicilerin kendi ekonomik durumları ile ilgili değerlendirmelerinde bir kötüleşme görmüyoruz. Aksine tüketiciler Şubat anketinde son bir ayda ekonomik durumlarının bir yıl öncesine göre düzeldiğini ve gelecek bir yıllık dönemde de belirgin bir iyileşme göstereceği beklentisinde olduklarını belirttiler. Buna karşın Tüketiciler başta sayılan nedenlerle son bir ayda Türkiye ekonomisinde durumun kötüleştiğini ve gelecek 12 aylık dönemde de kötüleşme olacağını beklediklerini ortaya koydular. Şubat ayında tüketicilerin “ içinde bulunulan dönemi televizyon, buzdolabı, mobilya gibi dayanıklı tüketim malları ile konut, ya da otomobil almak için uygun bulup bulmadıklarını “ değerlendiren, kısacası dayanıklı tüketim, konut ve otomobil talep eğilimini ölçen Tüketici Beklenti Endeksinde de zayıflama yaşandı.
Yatırım Bankaların’dan Mart Enflasyonu Tahminleri
02 Mart 2010 Salı Saat 12:03
Yatırım kuruluşları yayınladıkları raporlarda Türkiye ile ilgili enflasyon beklentilerine yer verdiler..
Detaylar:
JP MORGAN
İşlenmemiş yiyecek fiyatlarında devam eden artış sebebiyle enflasyonun Şubat'ta aylık yüzde 0.7 artmasını bekliyoruz. Bu oran piyasa beklentisine eşit. Zayıf baz etkisi sebebiyle yıllık enflasyon yüzde 8.2'den yüzde 9.3'e çıkacaktır. Bu, yılsonu enflasyon hedefi olan yüzde 6.5'in çok üzerinde olsa da piyasada etkisi sınırlı olacaktır.
TCMB yüksek kredibiliteden faydalanıyor ve piyasada yer alanlar artışın geçici olduğu konusunda TCMB ile hem fikir. Biz de aynı fikirdeyiz. Enflasyonun yılın ortasına kadar yüzde 8.5'in üzerinde kalmasını ve daha sonra ikinci yarıda güçlü baz etkisi ile düşmeye başlamasını bekliyoruz. Yılsonunda enflasyonun yüzde 6.3 olmasını bekliyoruz.
NOMURA
Türkiye'de TÜFE'nin yıllık bazda % 8.9'a (aylık bazda % 0.3) yükselmesini bekliyoruz. Giyim ve hizmet sektöründen kaynaklanan aşağı yönlü mevsimsel baskılar, gıda ve enerjiden kaynaklanan yukarı yönlü baskıları azaltacaktır. Gıda dışı TÜFE beklentimiz ise aylık bazda eksi % 0.15. Bununla birlikte diğer çekirdek alanların yıllık bazda ılımlı bir şekilde de olsa yükseliş yönünde hareket etmesinin muhtemel olduğunu düşünüyoruz. TCMB, çekirdek enflasyona ilişkin gelecek yukarı yönlü risklere işaret ediyor. Görüşümüze göre, piyasadaki genel beklenti, TÜFE'nin yıllık bazda % 9.5'e yaklaşması ve o seviyede kalması yönünde. Biz ise TÜFE'nin Şubat ayında yıllık bazda % 8.9'a yükselmesini, yıl sonu itibariyle ise % 6.1'e düşmesini bekliyoruz.
NORDEA
Enflasyonun yıllık yüzde 9.1 ve aylık yüzde 0.5 olmasını bekliyoruz. Vergi artışları, yıllık fiyat ayarlamaları ve artan yiyecek fiyatları bu artışın temel sebebi.
TCMB, Şubat'ta enflasyonda belirgin bir artış bekliyor fakat artış geçici faktörlerden kaynaklandığından parasal politika görünümü açısından pek etkisi olmayacaktır. Açıklanan son toplantı notlarında enflasyonun bir süre hedefin üzerinde çıkabileceği fakat tekrar düşeceği belirtildi.
TL'nin tekrar güçlenmesi başka indirimler getirebilir. Daha fazla faiz indirimi riski yılın ilk yarısında sürecek. İkinci yarıda ise artırımların başlamasını bekliyoruz.
Derleyen: Hülya Kayıkçı, http://groups.google.com/group/PARATREND
02 Mart USD/TL ANALİZİ
02 Mart 2010 Salı Saat 11:05
Yurtiçinde geçen hafta olumsuz etki yapan siyasi tansiyonun düşmesi yatırımcıları rahatlattı. İMKB yükseldi, döviz sakinleşti. Piyasa takvimine baktığımızda Avrupa-İngiltere Merkez Bankalarının faiz kararları Türkiye İstatistik Kurumun açıklayacağı Şubat ayı enflasyon verileri, ABD Dışişleri Komisyonu'nda görüşülecek olan sözde Ermeni Soykırım Tasarısı ile ABD'de yayınlanacak olan hizmet endeksleri, istihdam ve fabrika siparişleri dataları dikkat çekiyor. Hükümet bu hafta Anayasa değişikliği paketi ile referandum düzeltmesini meclise getiriyor. Mart sonuna kadar Anayasa değişikliğinin, hafta sonuna kadar da referandum süresinin 60 güne indirilmesi bekleniyor. Siyasi ortam sözü edilen yargı reformunu gerçekleştirmek için uygun bir hale geldi. Yatırımcılar üst düzey rütbeli subayların gözaltına alınmalarına alıştı, artık bu operasyonlarla siyasi risklerin yükselmeyeceğini gördü. Bu gelişmeler piyasalardaki tansiyonu düşürdü. Bankalar, sigorta, iletişim ve beyaz eşya sektörleri prim yaptı. Endeks gün boyu artıda kaldı. Günün kapanışını 51 bin 183 puanla gerçekleştirdi. 50 bin 700 seviyesinin üzerindeki bu kapanış para girişiyle desteklenirse, 51 bin 800'e kadar bir çıkış görülebilir. Ama bunun öncesinde sınırlı bir kar satışına hazırlıklı olmak lazım.
Teknik olarak incelediğimizde 1,5369 seviyesinde olan parite de 1,5350 seviyesi önem arz ediyor ve bu seviyenin aşağı yönlü kırılamaması pariteyi ilerleyen günlerde 1,5520 ve 1,5640 seviyesine kadar çıkarabilir. Paritede düşüşlerin başlaması halinde 1,5350 önemli bir destektir ve bu seviyenin aşağı yönlü kırılması pariteyi 1,5250 seviyesine kadar düşürebilir.
Kudret AYYILDIR
Finansal Analist
http://forexegitim.tr.gg/
http://groups.google.com/group/PARATREND izniyle
TURKSTAT: 2009’da İşsizlik Oranı %14 oldu
02 Mart 2010 Salı Saat 10:50
Küresel krizin Türkiye’de istihdam tablosuna ne kadar ağır zarar verdiği TURKSTAT’nın bugün yayınladığı verilerden belli oluyor. 2008 yılında %11 olan işsizliğin 3 puan yükselmesi, manzarayı tam tarif etmekte yeterli olmuyor. 2009 yılında toplam istihdam sadece 83 bin kişi artarken, resmen işsiz sayılanların miktarı ise 860 bin kişi artmış. Ayrıca, istihdamdaki çok cılız artış da tamamen tarımsal işgücü pazarında yaşanmış.
Bu manzaraya tüketim eğilimleri açısından yorum yapmak gerekirse, kentlerde azalan tarımsala göre daha yüksek ücret düzeyine sahip çalışan sayısının, artmayan harcanabilir gelirle birlikte, 2010 yılında da tüketim üstünde ağır baskı oluşturması mümkün. BGC Partners’ Başekonomist’i Özgür Altuğ, işsizliğin uzun sure %14 düzeyinde salınabileceğini öne sürüyor. Bu senaryoda da tüketim artışlarının sınırlı kalacağını vurguluyor.

%70 civarında salınan kapasite kullanım oranı, ve %14 işsizlik, Türkiye’de çıktı açığının en azından 2009 sonu itibarı ile çok yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Bu manzaranın Ocak-Şubat 2010’da değiştiğini sanmıyoruz. Bu kadar atıl kapasite varken sabit sermaye yatırımlarının da 2010 büyümesine ciddi bir katkı yapacağına inanmak zor. Baz etkisi dışında, ekonomide sürdürülebilir büyümeyi sağlayan gelişmeler görmekte güçlük çekiyoruz.
Euro/dolar analizi
02 Mart 2010 Salı Saat 10:25
Parite, dün sabah Uzak Doğu ve Avrupa borsalarının etkisiyle alımlarla güne başladı. Öğleden sonra ABD'den gelene verilerin kötü gelmesi sonucu, dünkü yazımızda belirttiğimiz TD Trendline (çapraz destek) kırıldı ve hızlı satışlar yaşandı. Bu satışlarla 1.3455 desteği test edildi lakin kırılamadı. Sonrasında ABD borsalarının da etkisiyle yukarı doğru hareketlenmeler yaşandı. Dün ABD borsaları yatay bir seyirle günü tamamladı, bu sabah futurelar olumlu bir seyir izlemekte, emtia fiyatları yatay bir seyir izlemekte, Uzak Doğu piyasaları ağırlıklı olarak pozitif, Avrupa da Yunanistan üzerinde oluşan pozitif hava etkisini devam ettirmekte.
Bununla beraber geçtiğimiz hafta başlayan bu haftada devam eden İngiltere Ekonomisi ve GBP'deki gelişmeler dikkatimi çekmekte. İngiltere ekonomisinde ciddi sorunların olduğundan hep bahsediliyordu ancak son zamanlarda açıklanan verilerin birçoğunun kötü gelmesi ve GBP de ciddi satışların yaşanması "Avrupa'dan sonra sıra İngiltere de mi?" sorusu aklımıza gelmekte. Bugün Avrupa'dan saat 12:00 de Tüketici Fiyat Endeksi "CPI" (beklenti 1.00 önceki 1.00) ve Üretici Fiyat Endeksi "PPI" (beklenti 0.70 önceki 0.10) verileri gelecek. Bugün Amerika'dan piyasaları etkileyecek önemli bir açıklama yok.
EUR/USD 1.3535 fiyat seviyelerinde, dün denediği 1.3455 desteğinden sonra başlayan alım çabalarının devam ettiği görülmekte. Alımları devam ettirmesi için öncelikle olarak 1.3540 direnci kırılmalı. Kırıldığı takdirde önce 1.3570 seviyeleri sonrasında da 1.3610 seviyeleri denenebilir. Parite birkaç aydır downtrend içinde hareket etmekteydi ancak temel bazda olumlu haberlerin gelmesi teknik olarak da paritede satışların yavaşlaması yeni bir hareket öncesi hazırlık olarak yorumlanabilir. Bu bağlamda eğer ekonomik gelişmeler pozitifliğini korur ise uptrendin başlaması hiç de uzak görünmüyor. Üç kere denenip de kırılamayan 1.3455 desteği çok önemli. Eğer bir süre daha kırılamaz ise bir taban oluşabilir, güçlü bir kırılış yaşanır ise gelen hızlı satışlarla beraber 1.32 seviyeleri görülebilir.
Mustafa KEYSAN
Finansal Analist
Global MD’den Haftalık Strateji
02 Mart 2010 Salı Saat 10:24
Ülke ekonomilerinin topluca girdiği kriz döneminden yavaş ve temkinli çıkışların ülkeler açısından farklı süreçler izleyerek gerçekleştiği görülmektedir. Kriz dönemini beraber yaşayan ülkelerin ve bölge ekonomilerinin kriz dönemindeki karar verme mekanizmalarının etkinliği krizden çıkışta başlıca etken unsur olmuştur. Krizin kaynağı ABD’de siyaset üstü karar mekanizmalarının etkin işlemesi teşviklerin ekonomide işlerlik kazanmasını sağlamıştır.
Geçtiğimiz Cuma günü ABD ekonomisine yönelik olarak GSYİH verisinin birinci revizyon sonucunda ekonominin ilk açıklanan %5,7’lik büyümeden daha iyi bir performans sergileyerek %5,9 büyüme gösterdiği tahmin edilmektedir. Bu büyüme verisi dünya ekonomisinin lokomotifi durumunda olan ABD için ne kadar olumluysa global ekonomiye yönelik etkisi de olumlu olacaktır. Büyüme bileşenlerine baktığımızda stoklardaki değişimin büyümeye yansımasının daha fazla olduğunu görmekteyiz. Stoklardaki değişimin büyümeye katkısı ilk açıklanan veride %3,39 olurken revize edilmiş veride katkının %3,88’e yükseldiği görülmektedir. Büyümeye katkısı bakımından ikinci önemli kalem olan kişisel tüketim harcamalarında ilk veride katkı %1,44 olurken birinci revize veride karkının %1,23’e gerilediği hesaplanmaktadır. Kişisel tüketim harcamalarının alt kalemlerinde dayanıklı tüketim mallarına olan yönelik tüketim harcamalarında 4. çeyrekte ilk açıklanan veride değişim %-0,90’ken birinci revize veride değişimin %0,20 olduğu açıklanmıştır.
Diğer alt kalemler olan dayanıklı olmayan tüketim mallarına ilişkin değişim %4,30’dan %4,10’a ve hizmetler bileşeninde değişim %1,70’den %1,20’ye düşüş yönlü revize edilmiştir. İlk açıklanan büyüme verisinde katkı bakımından üçüncü önemli kalem net ihracat olurken ilk revize veride üçüncü önemli kalem konut dışı sabit yatırımlar olmuştur. Konut dışı sabit yatırımlar kaleminin katkısı %0,29’dan %0,62’ye revize edilmiştir. Konut dışı sabit yatırımlar kaleminin alt bileşeni olan donanım&yazılım kaleminde artış yönlü revizyon yapılarak değişimin %13,30’dan %18,20’ye yükseldiği kaydedilmiştir. Net ihracatın katkısı %0,50’den %0,30’a gerilerken ihracattaki değişim %18,10’dan %22,40’a yükselmiştir. İthalattaki değişim ise %10,50’den %15,30’a yükselmiştir. İthalattaki artış iç talebin toparlanma yolunda olduğuna ilişkin bir işaret sayılabilir. Ancak bunun negatif etkisi olarak cari açığın büyümesi gösterilebilir. 2009 yılının 2. ve 3. çeyreklerinde kamunun büyümeye katkısı pozitif iken dördüncü çeyrekte katkının negatife döndüğü ve 4. çeyrekte bir önceki çeyreğe göre değişimin negatif olduğu gözlenmektedir. Ekonominin piyasa çarklarıyla çevrildiğine işaret olabilecek bu gelişme kamu katkısının yavaş yavaş çekildiğini göstermektedir. Büyüme verisinin toparlanmanın temkinli olacağını söylediği görülmektedir. Büyümenin ana kaynağı geçmiş çeyreklerde tüketilen stokların yeniden yapılandırılmasıdır. Öte yandan şirket yatırımlarının artış kaydetmesi ise ekonomideki canlanmaya yönelik iyimserliği artıran diğer unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu hafta içinde Euro bölgesinin 4. çeyrek ilk revize verisi de açıklanacak. Beklentiler Euro bölgesinde ABD’de olduğu gibi yukarı yönlü bir revizyon olmayacağı yönündedir. Hatta açıklanan ilk verinin değişmeyerek büyümenin %0,1 olacağı yönündedir. Euro bölgesinde toparlanmanın ABD’ye göre daha ağır kalacağı uzun zamandır söyleniyordu. Almanya’nın 3. çeyreğinde ulaşmış olduğu büyüme ivmesinin 4. çeyrekte hız kaybederek büyümenin bir önceki çeyreğe göre değişim göstermediği açıklandı. AB tarafında büyüme seyrinin istikrarsız olacağı görülürken bunun başlıca nedeni karar alma mekanizmasının etkinliğinin ağır olmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca görülmektedir ki Yunanistan, İspanya, Portekiz gibi üye ülkelerin kamu borç problemleri beklenenin ötesinde olumsuz bir görünüm oluşturmaktadır. ABD’de iç talebi canlandırmak adına atılan adımlar AB tarafında üye üllkeleri içinde bulundukları borç durumundan kurtarmak adına etkili şekilde atılamamakta, atılsa dahi gecikmeler yaşanmaktadır. AB üyesi ülkeler bir şekilde bulundukları durumdan normale dönecektir. Buna yönelik adımlara ilişkin haberler gelmektedir. Ancak önemli olan husus AB global ekonomi içindeki yerini koruyacaksa ve euro itibarlı bir para birimi olacaksa üye ülkelere ilişkin denetleme, düzenleme, ve caydırıcı tedbirler ortaya koaybilen bir otoriteye ihtiyaç olduğu açıktır. ABD’de tartışılan finansal piyasaların yeniden denetleme ve düzenleme sürecine ilişkin reform çalışmalarınn AB tarafında da aynı ciddiyet ve daha hızlı bir şekilde sürdürülmesi şarttır.
IMF büyüme tahminlerini global ölçekte %3,1’den %3,9’a yükseltirken gelişmiş ülkelerdeki büyüme tahminini %1,3’ten %2,1’e ve gelişmekte olan ülkelere yönelik büyüme tahminini %5,1’den %6,0’ya revize etmiştir. Global anlamda büyümede toparlanma yaşanacağı anlaşılırken, diğer yandan artan emtia fiyatlarından dolayı Brezilya ve Rusya gibi ülkelerde büyüme performansında artış görüleceği düşünülmektedir. Böyle bir ortamda yatırım yapılabilirlik kıstası diğer ülkelerden ayrışma adına önem teşkil etmektedir. Global fonlar büyüme potansiyeli gördükleri, yatırım yapmaya uygun buldukları ülkelere kayacaktır. Bu durumda büyüme potansiyelini ülkeler açısından artırıcı bir etken olacaktır. Önümüzdeki süreçte yatırım yapılablirliği kamu bütçe dengesi, faiz, kur, cari açık, enflasyon gibi etkenler farklılığı oluşturacaktır. Buradaki önemli unsur istikrarlı büyüme performansının enflasyonda ve bütçede tehlikeye dönüşmeden sürdürülebilir halde gerçekleştirilmesidir. Enflasyonda ve bütçe açıklarında büyüme üzerinde baskı oluşturacak bir tehlikenin oluşması durumunda daraltıcı politikalar uygulanacaktır. Bu şartlar altında gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin merkez bankalarının vereceği faiz politikasına yönelik kararlar hem enfllasyonun seyrine ışık tutacak hem de büyümenin seyrini ortaya koyacaktır.
Geçen hafta dünya piyasaları haftalık bazda endekslerin değer kaybederken, IMKB hem yurtiçi siyasal etkenler, hemde yurtdışı etkenler altında %10 a yakın değer kaybetti. Özellikle hafta sonu Sn. Erdoğan ın açıklamalarının ardından dikkatler, Mart sonuna kadar TBMM e gelmesi beklenilen Anayasa değişiklik paketi ve Meclis içi dengelerde olacaktır. Söz konusu paketin TBMM de kabul edilmesi için 550 milletvekili üye tam sayısının, üçte ikisinin oylamaya katılması gerekmektedir. AK parti’nin bugün itibariyle 337 milletvekili bulunmakta ve oylamanın yapılması için ise 367 oy gerekmektedir. Söz konusu değişikliğin oylamaya sunulması için gerekli olan sayı elde edilecek mi; Meclis içi dengeler ne yönde gelişecek, bu konudaki soru işaretleri belirsizliğini sürdürmeye devam ediyor olacaktır.
Arzu Odabaşı, www.global.com.tr
Hülya Kayıkçı: Altın’a Zayıf Para Birimlerinden Destek
02 Mart 2010 Salı Saat 10:22
Doların yükselme trendine girmesinden sonra altın fiyatlarının, dolar karşısında düşüşe geçen Avrupa para birimlerinden kaçanların desteği ile belli bir düzeyin altına inmediği piyasada konuşuluyor..
Daha önce enflasyon karşısında güvenli liman olarak görülen altının bu kez euro, sterlin ve İsviçre Frangı'ndan kaçanların yöneldikleri bir yatırım aracı olduğunu söyleyen Country Hedging emtia danışmanı Sterling Smith, "İngiliz Sterlini'nden kaçanların hepsi birden euroya geçmiyor, bir bölümü dolara, bir bölümü de altına kayıyor," dedi..
Spot altın fiyatları dolar karşısında Aralık ayındaki onsu 1,226 dolardan dün 1,120 dolar düzeyine inse de euro ve sterlin karşısında yükselmeyi sürdürüyor.
Rosland Capital LLC adlı kıymetli madenler alımsatım şirketi danışmanı Jeffrey Nichols, dolar karşısında altının düşüşünün bir süre sonra enflasyon kaygıları ile duracağını ve yatırımcıların altın fiyatlarını tekrar yukarı iteceğini düşünüyor..
Nichols'a göre, altın fiyatları bu yıl içinde onsu 1,500 dolara çıkacak. Altının önümüzdeki iki yıl içinde onsu 2,000 dolara çıkmasının büyük bir olasılık olduğunu söyleyen Nichols, şu anda yaşanan altın döngüsü sırasında altın fiyatlarının onsu 3,000 doları da görebileceğini de öne sürdü...
Nichols,"altında hızlı bir yükselişten sonra, doların hareketine bağlı olarak birkaç yıl sürebilecek satışlar görülebilecek. Altında satışlar dolar daha güçlü olduğu için gelebilecek," dedi.
Nichols ayrıca, altın fiyatlarını yukarı iten faktörlerin ABD'nin mali ve para politikasının yanında Hindistan ve Çin'den gelen fiziki altın talebi olduğunu da kaydetti..
Şubat’ta PMI Da Düştü
02 Mart 2010 Salı Saat 10:22
Kamuya açık kaynaklardan bulamadığımız Türkiye PMI Endeksi de Şubat ayında CNBC-E Tüketici Eğilimi Endeksleri gibi düşüş gösterdi. Bu konuda FORTIS Araştırma’nın yaptığı analizi sizinle paylaşıyoruz:
• CNBC-e’nin yayınladığı Tüketici Güven Endeksi önceki aya göre % 0.4 azaldı. Önümüzdeki döneme yönelik beklentilerin her ne kadar güç kazandığı gözlense de tüketim eğilimi belirgin olarak azaldı. Bu da yurt içinde talebin halen zayıf olduğunu ve kısa dönemde ekonomik büyümeyi desteklemeyeceğini gösteriyor.
• Bununla birlikte, Ocak ayındaki sert yükselişin ardından Türkiye PMI Endeksi de Şubat ayında 2.1 puan düşerek 50.9 seviyesine ulaştı. Bu veriler, Merkez Bankası’nın daha önce yayınlanan ve yukarı yönlü sert artış gösteren Şubat ayı Reel Sektör Güven Endeksi ile ters düşmüştür. Fakat biz PMI göstergesinin daha az dalgalı ve imalat sanayi sektörü gelişmelerinin tahmini adına daha çok güvenilir bir gösterge olduğunu düşünüyoruz.Yeni siparişler endeksinde 54.5’ten 51.3’e düşüş yaşandı ve bu da kısa vadede üretimde belirgin bir toparlanmanın yaşanması ihtimalini zayıflattı.
• Hem tüketici güven endeksi hem de Türkiye PMI endeksi Şubat ayında gösterdi ki önceki ayda gerçekleşen olumlu beklentiler biraz fazla abartılmıştı. Buna bağlı olarak biz yine yavaş toparlanma senaryomuzu koruyoruz. Bu durum bile baz etkisi ile 2010’da GSYH’da %5 büyüme getirmektedir. Şu anki durum Merkez Bankası’nın faizleri uzunca bir süre daha sabit tutma senaryosunu desteklemektedir. Halen faiz artışlarının yılın son çeyreğinde gerçekleşeceği ve 150 baz puan olacağı yönündeki tahminlerimizi koruyoruz.
Fortis Bank – Küresel Piyasalar
Ekonomik Araştırmalar ve Strateji
Hürriyet: Yabancı Yatırımcılar Diken Üstünde
02 Mart 2010 Salı Saat 10:20
Bir dizi yabancı yatırımcı ile röportaj yapan Hürriyet Gazetesi, politik risklerin artık daha kaygıyla algılanmakta olduğunu tespit etti.
Geçtiğimiz günlerde Türkiye’yi vuran siyasi fırtınada sular biraz durulmuş gibi görünse de, yabancı yatırımcılar önümüzdeki aylarda bir dizi siyasi riski göz önünde bulundurarak adımlarını daha dikkatli atıyor. Reuters tarafından yayımlanan bir haber analizde, kredi derecelendirme kuruluşlarından gelen not artırımları ve ekonomik iyileşmenin rayına oturmuş bir şekilde ilerlemesiyle Türkiye için uzun süredir olumlu düşünen yabancı yatırımcıların fikrini değiştirmeye yakın olduğuna işaret edildi.
Reuters, İslami köklere sahip hükümetin darbe iddiasıyla bir grup komutanı tutuklamasının, bu yatırımcıların ülkeye duyduğu güvenin derinden sarsılmasında önemli olduğuna dikkat çekildi.
Emekli orgenerallerin serbest bırakılması ve sivil liderler ile Genelkurmay Başkanı’nın bir araya geldiği toplantı, tedirginliği şimdilik biraz indirdi. Ancak gelişmelerin perde arkasında daha büyük risklerin belirmeye başladığına inanılıyor.
Ancak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Ak Parti, aynı zamanda Anayasal reformları gerçekleştirme çağrılarında daha sert açıklamalar yapmaya başladı.
Ülkede aynı zamanda Ak Parti’nin kapatılması tartışmaları yeniden gündeme geldi. Hatta gelişmeler sonucunda ortaya çıkan siyasi istikrarsızlığın erken seçim getireceğine yönelik söylentiler ortaya çıktı. Normal şartlarda seçimler, 2011 yılının Temmuz ayında gerçekleşecek.
İsviçre bankası UBS’in ekonomistlerinden Reinhard Cluse, “Bu potansiyel risklerin ortaya çıkaracağı sonuçlar sadece ses getirmekle kalmayıp, yatırımcıların Türkiye piyasası için temkinli hareket etmeye başlamasına neden olabilir” diyor ve ekliyor: “Türk piyasalarının geçen yıl imza attığı başarılı performans dikkate alındığında, bazıları ülkede risk-kazanç oranının eskisi kadar çekici olmadığını düşünebilir.”
SİYASİ ARKA PLAN KARANLIK
Türk piyasaları 2009’da yüksek kâr rakamları açıkladı ve gelişmekte olan diğer ülkelere kıyasla daha başarılı bir performans sergiledi.
Reuters, geçtiğimiz sene siyasi tablodaki istikrarlı görünümün de yatırımcılara yardım ettiğini söylerken, bu yıl aynı şeyi söylemenin mümkün olmadığını vurguladı.
Türkiye’de 1960’dan bu yana dört darbe yaşandı ancak son gelişmeler sonrasında böyle bir şeyin gerçekleşmesi beklenmiyor. Buna rağmen, yaşanan olaylar İMKB’nin yüzde 10’a kadar değer kaybı yaşamasına neden oldu ve lira dolar karşısında yüzde 3 oranında geriledi.
Barclays Capital analistlerinden Christian Keller, “Türkiye’de ülke içi sorunlar yeniden gündeme gelmeye başladı ve bu sorunların dikkate alınması gerekiyor. Bu gelişmeler, ülkeyi yeniden riskli bir pozisyona koyarken, aynı zamanda liranın değer kazanma potansiyelini etkiliyor” dedi.
Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, geçtiğimiz hafta siyasi liderler ile ordu arasında artan gerilimin, ülkenin kredi notunu etkileyebileceğini ve Türkiye’nin yatırım yapılabilir ülke pozisyonuna yükseltilmesini erteleyebileceğini açıklamıştı. Diğer önemli kredi derecelendirme kuruluşları Standard & Poor’s ve Moody’s de son zamanda Türkiye’nin kredi notunu yükseltti ve bu hareketler ülkenin geçen yıl ki derin resesyondan çıktığının bir işareti olarak algılandı.
Ancak ülkenin politika sahnesinde yaşanan gerginlik, Citi Group’un ülkenin görünümünü pozitiften durağana çevirmesine ve yatırımcılarını Güney Afrika’ya kaydıracağını açıklamasına neden oldu.
Citi’nin öz varlıklar konusunda uzman analisti Andrew Howell, “Türkiye’deki reel faiz oranları son yıllarda oldukça düşük seviyelere geriledi ve yatırımcıların risk alma isteklerinin azalmasıyla birlikte, piyasalar için eskisinden daha az tampon etkisi yaratmasına neden oldu” dedi.
AB’nin Yunanistan Yardımı,Türkiye-IMF Anlaşması Gibi…
02 Mart 2010 Salı Saat 10:20
AB’nin Yunanistan’a yardım edeceğinin açıklanması üzerinden bir ay geçti. AB Liderler Zirvesi gerçekleşmiş yardım edileceği açıklanmış ve parasal yardım miktarı ise Maliye Bakanları toplantısına yani 9 Şubat tarihine bırakılmıştı. Mart ayına girmemize karşın hala atılmış bir adım yok. Haliyle bu belirsizlik önemli bir spekülasyon malzemesi olmaya devam ediyor. Çok sesli Avrupa’da, çok ses çıkıyor ama yardıma yönelik bir adım atılmıyor. Hafta sonu Alman devlet bankalarının 22-25 Milyar € tahvil alarak Yunanistan’a mali yardım konuşuldu. Alman devlet bankaları ise devlet tarafından desteklenecek. Alman bankalarının Yunanistan’a olan yardım edileceğinin konuşulması, bölgesel ve ülkesel destek ihtimalinin düşük olduğunu gösterir. Almanya kendi bütçesi üzerinde bir yük yerine, devlet bankaları üzerine bir yük getirmek istemektedir. Fakat bu adım ile Yunanistan’ı kurtarılmaz, Almanya zararı kendi finans sistemi içerisinde konsolide etmesi bölge içerisinde sıkıntıları artırır. Şubat ayında başlanan Yunanistan kurtarma planlarını Mart ayında da dinleyeceğiz. AB’nin Yunanistan’a yardımı, Türkiye-IMF anlaşmasına benzeme eğilimine doğru ilerliyor…
Gökhan USKUAY

|
|
 |
|
|
 |
Bilgi Güçtür
DÜZEY EGT. ARAŞ. LTD.
KUŞTEPE LEYLAK SOK. NURSANLAR İŞ MERKEZİ, KAT:10 DA:39 MECİDİYEKÖY-ŞİŞLİ-İSTANBUL
TELEFON (Phone): 0555-6417906 (Osman Arslan)
Email: osman.arslan@bilgeyatirimci.com
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
|
|  |
|
BASINDA EKONOMİ ve FİNANS
(Yazarın resmini tıklayınız)
www.bilgeyatirimci.com
|
|
11 Mart 2010 - AKŞAM
|
|
|

|
İspanya, Yunanistan ve Polonya
|
|
| |
|
Deniz GÖKÇE
|
|
|
|
30 Aralık 2009- REFERANS
|
|
|
|
Genç girişimciler kura faize değil talebe bakıyor
|
|
| |
|
Kerem ALKİN
|
|
|
10 Mart 2010 - HABERTURK
|
|
|

|
Sanayi üretimi büyümesi hız kesti
|
|
| |
|
Ercan KUMCU
|
|
|
|
11 Mart 2010 - RADİKAL
|
|
|

|
Hükümet IMF ile neden stand-by 'yapacakmış gibi' yaptı?
|
|
| |
|
Mahfi EĞİLMEZ
|
|
|
|
11 Mart 2010 - VATAN
|
|
|

|
Elveda IMF!
|
|
| |
|
Asaf Savaş AKAT
|
|
|
|
20 Şubat 2010- RADİKAL
|
|
|

|
Yeni risk haritası
|
|
| |
|
Taner BERKSOY
|
|
|
11 Mart 2010- VATAN
|
|
|

|
Fazla naz IMF’yi usandırdı!
|
|
| |
|
Ali AĞAOĞLU
|
|
|
10 Mart 2010- HÜRRİYET
|
|
|

|
Enflasyon geldi cihane yeşil biber bahane
|
|
| |
|
Ege CANSEN
|
|
|
|
11 Mart 2010- RADİKAL
|
|
|
|
IMF 2010'da değil 2008 sonunda gerekliydi
|
|
| |
|
Fatih ÖZATAY
|
|
|
10 Mart 2010 HABERTURK
|
|
|

|
İzlanda’nın borç referandumu
|
|
| |
|
Gazi ERÇEL
|
|
|
|
01 Mart 2010 Finanstrend.com
|
|
|

|
Emtia fiyatları dolardan bağımsız
|
|
| |
|
Ateşhan AYBARS
|
|
|
|
10 Mart 2010- MİLLİYET
|
|
|

|
The Wall Street ve The Citi maskaralığı
|
|
| |
|
Hurşit GÜNEŞ
|
|
|
|
10 Mart 2010 REFERANS
|
|
|

|
Sanayi üretimi verileri ümit kırıcı değil ama ortam öyle
|
|
| |
|
Hasan ERSEL
|
|
|
|
11 Mart 2010 - REFERANS
|
|
|

|
Banka kredileri artarken neden bir tek KOBİ kredileri düşüyor?
|
|
| |
|
Güven SAK
|
|
|
10 Mart 2010 - RADİKAL
|
|
|

|
Bant hedeflemesinin adı konulsun
|
|
| |
|
Uğur GÜRSES
|
|
|
|
11 Mart 2010 Finanstrend.com
|
|
|

|
Türkiye artık bir IMF çıpasına sahip değil
|
|
| |
|
Özgür ALTUĞ
|
|
|
|
23 Şubat 2010 MİLLİYET
|
|
|
|
‘Şimdi sıra bizde’, her şey yolunda
|
|
| |
|
Osman ULUAGAY
|
|
|


|