
RADİKAL KİTAP'TAN ESİN ÇETİNEL'İN DEĞERLENDİRMESİ
15 Ağustos 2007
Finansal terörizm, krizler ve ABD
Yaşar Erdinç'in 'Para Harekâtı' kitabı, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri bir aşk öyküsü çevresinde okumak isteyenler için
ESİN ÇETİNEL
Mali piyasaları takip edenlerin basından tanıdığı Yaşar Erdinç'in Para Harekâtı daha ilk sayfasından itibaren beni şaşkınlığa sürükledi. Erdinç, klasik ekonomi kitaplarının o kasvetli havasını yok etmek için kitabına bir öyküyle başlamıştı. Hem de ne öykü. O, gazete manşetlerine kadar taşınan 2001 krizinin dramatik öykülerinden biri. Türkiye Cumhuriyeti'nin yaklaşık seksen yıllık tarihinin en büyük mali krizinin yaşandığı dönemde gün geçmiyordu ki bir intihar, bir iflas, bir tutuklama haberi çıkmasın. İşte Erdinç o dönemi dramatik bir öyküyle kitabının girişine taşımış.
Ünlü bir işadamının 2001 krizinde batışı ve ardından geçirdiği kalp krizi ile yaşamanın son bulması... Yani Türk filmi kıvamında bir giriş. Bu, kitaptaki ilk şaşkınlığım oldu ancak son değil. İlerleyen sayfalarda başrolü ölen işadamının kızı aldı. Babasını 2001 krizinden kaybeden Hülya doktora tezi konusunu 'Babasını ölüme sürekleyen süreci anlamak için' tabii ki krizler olarak seçti. Tez çalışmasının başında karşılaştığı 'finansal terörizm' kelimesi ise kitabın ana temasını oluşturdu. Hem okuyup hem çalışan Hülya tezini güçlendirebilmek için çok zor şartlarda yaşamasına rağmen 750 milyon verip hafta sonu düzenlenen iki günlük bir eğitim programına kaydoldu. Bu seminer sayesinde Hülya hem doktora tezinin ana hatlarını oluşturdu, hem de semineri veren 'yakışıklı hocası Serhat Cengiz ile yaşadığı duygusal ilişkisi kısa sürede evlilikle sonuçlandı.
İşte ekonomiye girişte bu uzun girizgâhtan sonra başladı. Serhat ve Hülya'nın duygusal ilişkisinin serpiştirildiği iki günlük seminer boyunca ekonominin dinamikleri de işlendi.
Ekonomiyi bir insan vücuduna benzeten Serhat hoca ekonomideki dengeleri anlatırken de üzerinde kristal top duran masa örneğini veriyor. Seminer boyunca üzerinde kristal top olan ve kırıldığında ne olduğunu 2001 krizinde acı bir biçimde öğrendiğimiz masanın ayakları olan kamu kesimi (bütçe dengesi), reel kesim (arz-talep ve enflasyon), dış ödemeler dengesi (cari açık) ve malum finansal piyasalar (faiz ve döviz) arasındaki ilişki irdelendi. Kitabının önsözünde ekonomi tahsili almamış sıradan okuyucuya ulaşmayı hedeflediğinin altını çizen Yaşar Erdinç duygusallık dozunu hiç düşürmemeye çalışarak ekonomiye ilişkin eğitimi ve mesleği ekonomi ağırlıklı olmayan başka deyişle sokaktaki insanların sorduğu soruları bu seminerde katılımcılara sordurduğu sorularla yanıtlayarak kitabını örmüş. Bu arada basında kriz döneminde çıkmış gazete köşe yazıları da kitaba eklenerek kuvvetlendirilmiş.
Latin Amerika krizleri
Tabii iki günlük ekonominin dinamiklerini basit bir dille anlatan seminer bitiyor ve ardından Hülya'nın krizler tezi başlıyor. Bu bölümde ise Hülya her birinde ABD'nin de desteklediği rejim değişikliklerine kadar giden Arjantin, Şili, Peru ve Meksika krizlerini inceliyor. Yazar bu bölümlerde Türkiye'nin adını zikretmeden göndermeler yapmaktan da geri kalmıyor. Kitabın açıkçası benim için en ilgi çeken bölümü ihtilallerle sonuçlanan bu ekonomik krizlerde sözkonusu ülkelerin ekonomilerindeki hızlı iyileşme ve ardından dış etkenlerin de etkisiyle (hangi ülke olduğunu yazmama gerek yok herhalde) hızlı çöküş süreçleri ekonomi penceresinden inceleniyor. Bu arada ülkemizde de ciddi yatırımları bulunan George Soros gibi namı diğer para sihirbazının bu ülkelerdeki faaliyetleri de genişçe yer alıyor.
Sonuçta bu bölümde tüm Türk okuyucuları açısından çıkartılacak çok sayıda sonuçta var.
Gelelim bu kitapta beni yine çok şaşırtan bölüme. Bu bölümde Cengiz ve Hülya çifti bir hafta sonu Antalya'da Başbakan Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Devlet Bakanı Ali Babacan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e belli başlı ülkelerin krizlerine ilişkin sunum yapıyor. Yine Latin amerika ülkelerindeki krizlere ilişkin detaylı sunumlarda Başbakan ve katılan diğer bakanların soruları ve bunların yanıtları oldukça ilginç... Tabii bir gazeteci ve okur olarak bu bölümdeki en merak ettiğim konu ise 'bu sunum gerçek mi', 'başbakan ve bakanların soruları ve hatta kendi aralarındaki tartışmaları doğru mu'...
Evet bir ekonomi kitabında görmeye alışmadığımız çok sayıda unsuru barındıran Para Harekâtı bir aşk öyküsü çevresinde ekonominin dinamikleri, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri, çok sayıda köşe yazısı, kitap ve internet sitesi önerileriyle okura bir yol haritası çizmiş.
Kitabımı bütün DNR, REMZİ KİTABEVİ, İNKILAP KİTABEVİ ve diğer büyük kitabevlerinde bulabilirsiniz. Ya da aşağıdaki internet adreslerinden sipariş verebilirsiniz.
http://www.ideefixe.com/
http://www.weblebi.com/
http://www.kitapyurdu.com/
http://www.scala.com.tr/




|
| 02 Temmuz 2009 Ankara Havası |
|

|
Mgk'da Asimetrik Psikolojik Harekat Dersi
|
|
Hakan YİĞİT
|
|
| 03 Temmuz 2009 Lakırdı |
|

|
Türkiye Neden Imf’ye İtiliyor?
|
|
Çetin ÜNSALAN
|
|
|
|
|
| 03 Temmuz 2009 Teknik Bakış |
|

|
Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası
|
|
Burak GERÇEK
|
|
| 2 Temmuz2009 Piyasanın İçinden |
|

|
TCMB’den Faiz İndirim Sinyali
|
|
Cengiz KILIÇ
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
|  |
|
 |
 |
SON DAKIKA: Haber, Yorum ve Analiz |
 |
Enflasyon Flaş Not
04 Temmuz 2009 Cumartesi Saat: 12:00
Haziran ayında TÜFE % 0.11’lik artışla, piyasanın aynı seviyesindeki beklentisine ve bizim değişim olmaması yönündeki tahminimize yakın gerçekleşti. Yıllık enflasyon önceki ayki % 5.2’den % 5.7’ye sınırlı bir artış gösterse de, bunda daha çok, geçen senenin aynı ayında sert düşüş gösteren gıda fiyatlarının oluşturduğu zayıf baz etkili oldu. Geçen yılın Temmuz ayındaki daha güçlü artış, sonraki ayda bir miktar düşüşe izin verse de, yılın geri kalanında buradan sağlanacak faydanın çok güçlü olmadığını düşünüyoruz. Bu doğrultuda, biz de % 5.5 olan 2009 yılsonu enflasyon tahminimizi koruyoruz. Ancak, çıktı açığının kademeli olarak kapanması ve baz etkisi ile önümüzdeki sene için % 6.5’lik enflasyon tahmin ediyoruz.
- ÜFE ise aylık % 0.94’lük artış gösterirken, bu doğrultuda yıllık ÜFE’deki düşüş, önceki ayki % 2.5’ten % 1.86’ya geriledi. Aylık ÜFE, piyasa beklentisi olan % 0.3’lük artış ve bizi tahminimiz olan % 0.2’lik düşüşten daha yüksek gelmiştir. Yine de maliyet tarafından, enflasyona desteğin sürdüğü anlaşılmaktadır.
- Gıda fiyatları, geçen yılın üzerinde gelirken, bunda işlenmemiş gıda fiyatlarının katkısı olmuştur. İşlenmemiş gıda fiyatları aylık % 2.8 düşse bile, buradaki yıllık fiyat artışı önceki ayki % 12.6’dan % 20.8’e çıkmıştır. İşlenmiş gıda fiyatlarında ise aylık olarak % 0.3’lük düşüş olmuş ve bu da yıllık fiyat değişimini 2.8 puan aşağı çekerek ‘eksi’ % 0.2 olmasına yol açmıştır. Önümüzdeki dönemde, talep koşullarına da bağlı olarak, işlenmemiş gıda fiyatlarındaki artışın, işlenmiş gıdaya yansımaları olabilecektir.
- Toplam TÜFE’deki yıllık artışa karşın çekirdek fiyat göstergeleri gerilemeye devam etmiştir. Merkez Bankası’nın en fazla önem verdiği çekirdek fiyat göstergesindeki ( I ), (gıda, alkollü içecekler, tütün, altın hariç) yıllık artış önceki aya göre 0.2 puan daha gerileyerek % 3.0 olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca hizmet fiyatlarındaki yıllık enflasyon düşmeye devam etmiş ve % 6.7 ile önceki aya göre 0.6 puan gerilemiştir.
- Enflasyonun temel eğiliminin, genel olarak zayıf ekonomik görünümle uyumlu olarak düşüş yönünde kaldığı görülmektedir. Ancak bu düşüşte, baz etkisinin eskisi kadar destek olmaması sebebiyle de, bir miktar yavaşlama olmuştur. Sonuç olarak genel görünüm beklentilerle uyumludur. Diğer taraftan, Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Erdem Başçı’nın önceki gün, faiz indirimleri için daha yer olduğunu belirtmesi, indirimlere daha önceden öngörülenden daha uzun süre devam edilebileceğine işaret etmişti. Banka’nın son dönemdeki açıklamalarında, ekonomideki toparlanmaya temkinli yaklaştığını belirtmesi ve toparlanmayı bizim gördüğümüzden daha zayıf bulması da, bu yöndeki kuşkularımızı artıran gelişmelerdi. Bu gelişmeler, bizi faiz tahminimizi değiştirmeye itmişti. Banka’nın 16 Temmuz’da yapılacak PPK toplantısında 50 baz puan indirim olacağını ve Ağustos’ta bunu 25 baz puanlık bir indirimin daha izleyeceğini düşünüyoruz. Böylece, Merkez Bankası faizi mevcut % 8.75’ten % 8.0’e inmiş olacak.
Aktaran: Hülya Kayıkçı
NOT: Kaynak belirtilmediği için yayınlayamadık, yazardan özür dileriz...
AB’de Son Durum: Toparlanma Yavaşlıyor, Tüketici Temkinli
04 Temmuz 2009 Cumartesi Saat: 12:00
Euro-bölgesi ve AB’nin tamamında Haziran verileri de ekonomik toparlanmanın üretim cephesinse yavaş da olsa sürdüğünü gösterirken tüketicinin hala çok temkinli durduğunu ortaya koydu.
AB’nin istatistik kuruluşu Eurostat Cuma günü perakende satışların Mayıs ayında Euro-bölgesinde Nisan’a göre %0.4, bir önceki yıla göre ise %3.3 düştüğünü açıkladı. Dow Jones anketine göre uzmanlar aylık bazda %0.2, yıllık bazda %2.7 gerileme bekliyordu. EUOSTAT Nisan verilerini de aşağı doğru revize ederek ufak bir artışı düşüşe çevirdi. Nisan itibarı ile de yıllık perakende satışları %2.5 düşmüş oldu. Aylardır artan Tüketic Güven endekslerine rağmen, perakende satışlar Eylül 2008’den beri aralıksız düştüğü için bu anketlerin neyi temsil ettiği artık pek açık değil.
Üretim tarafından gelen veriler ise biraz daha iyimser. Özel bir kurum olan Markit’in Haziran Euor-bölgesi Bileşik Ekonomik Faaliyet Endeksi son tahmininde rakam 9 ayın en yükse düzeyi olan 44.6’ya tırmandı (Mayıs: 44.0). İlk tahmin 44.4 olmuştu. Ancak, büyümeyi gösteren sınır 50’ye hala çok uzaktayız. Aynı sonuçlar ABD PMI ve ISM imalat sanayi ve hizmet endeksleri için de geçerli.
Markit’in Başekonomist’i Chris Williamson’a göre söz konus endeksin son aydaki evrimi hayal kırıklığı yaratıyor, çünkü 2Ç2009 verisi Haziran ayına kadar ekonomide küçülmenin 1Ç’deki %2.5’un çok altında kalıp %0.5-0.5 civarında kalacağını düşündürürken, Haziran’da gözlenen veri dirilmenin sürdürülebilirliğini sorgulatıyor. Bu kanıya örnek olarak, ekonominin %50’sinden fazlasını teşkil eden hizmetler sektöründe Haziran’da gözlenen ufak bir gerileme kaygıların altını çiziyor.
AB’de artık %9.5’a varan işsizlik ve hala devam eden kredi darboğazı Avrupa Merkez Bankası’nın parasal genişleme konusunda devam eden katı tutumuyla birleşince, yılın kalan aylarında güçlü bir toparlanma gittikçe zorlaşıyor. En azından bu toparlanmanın sabit sermaye yatırımları veya tüketimden gelmesi artık pek mümkün değil. AB de gelişmekte olan ülkeler gibi artık ihracata dayalı büyümeye mi bel bağlamak zorunda kalacak. Mal ve hizmet almak yerine dünya pazarına mal vererek büyümek gerçekçi mi bu ortamda? Bu soruların cevabı “altı ayda AB büyümeye geçer, biz de mal satar kurturuluz” diye düşünen işdünyası ve politikacılarımız için kritik önem taşıyor. Düşünelim biraz.
Atilla YEŞİLADA (ayesilada@gmail.com)
Bir Güven Endeksi Daha: GFK
04 Temmuz 2009 Cumartesi Saat: 12:00
Referans Gazetesi’nin haberine göre, tüm AB ülkelerinde araştırma yapan GFK adlı bir kurum Haziran Türkiye Tüketici Güven Endeksi sonuçlarını açıkladı. Aşağıda tamamını yayınladığımız haber, tüketicinin de yaz aylarına girerken hafiften moral kaybetmeye başladığını gösteriyor. 12 sonrasına ait gelir, işsizliğin artacağına dair beklneti ve tasarrufları artırma eğilimi yarınından korkan toplumun net ifadeleri. Zaten dün açıklanan enflasyon verilerine çıktı açığı, yani iç talep penceresinden bakarsak, Haziran ayında da kayda değer bir toparlanma olmadığını görüyoruz. O zaman önemli soru şu: Son bir kaç aydır düzenli olarak artan üretim sonunda tüketimi peşinden de sürükleyecek mi, yoksa yaz sonuna doğru üretilen mallar alıcı bulamadığı için yeniden üretim düşecke mi? İşte 500 bin TL’lik kutuda bu var.
www.referansgazetesi.com: GFK Anketi
GFK Türkiye'nin araştırmasına göre, bu yılın mayısında 81.5 olan Tüketici Güven Endeksi, haziranda hafif bir yükselişle 82 puana çıktı. Avrupa Komisyonu tarafından Avrupa Birliği'ne (AB) üye ve aday ülkelerin ekonomik konjonktürlerini takip etmek amacıyla yürütülen "İşyeri ve Tüketici Araştırmaları Ortak Uyumlu AB Programı"nın tüketici araştırmasını Avrupa Komisyonu adına yürüten GFK Türkiye, hazirana ilişkin Tüketici Güven Endeksi'ni cuma günü açıkladı.
Buna göre, mayısta 81,5 olarak hesaplanan Endeks, haziranda 82 puan olarak gerçekleşti. Tüketiciler haziranda "ekonomiyi, Ergenekon Davasını ve terörü" son bir ay içinde Türkiye'nin gündemindeki en önemli olay veya konu olarak ifade etti.
Endeksin alt kalemlerine ve değişim oranlarına bakıldığında ise haziranda gelecek 12 ay için hanenin maddi durumuna yönelik beklenti bir önceki aya göre 2.8 puan azalarak 100.3'den 97.5'e indi. Genel ekonomik duruma yönelik beklentide önemli bir değişiklik olmazken, işsizlik oranına yönelik beklenti ise 4.7 puan artarak 71.4'ten yüzde 76.1'e çıktı. Tasarruf eğilimi ise bu ay 0.6 puan artarak 44.7'ye çıktı.
Tüm AB üye ve aday ülkelerde aynı sorular ve yöntem ile hesaplanan Tüketici Güven Endeksi ülkeler arası karşılaştırmasına göre, mayıs ile karşılaştırıldığında haziranda Avrupa Birliği ortalamasında 3 puanlık bir artış kaydedildi. Ülkelere bakıldığında İtalya'da 4, Almanya, İngiltere ve İspanya'da 3'er puan, Fransa'da 2 puan artış görüldü. Bulgaristan'da ise 1 puanlık bir düşüş gözlendi.
GFK Türkiye'nin araştırmasına göre, bu yılın mayısında 81.5 olan Tüketici Güven Endeksi, haziranda hafif bir yükselişle 82 puana çıktı.Avrupa Komisyon...
Kaynak: www.referansgazetesi.com

Tüm kitaplarda %20 indirim

 |
"HEDGE CAMBAZLARI"
Yeni yıla girmeden önce kendime bir iyilik yaptım ve 2007 yılının son hafta sonunu kitap okuyarak geçirdim. Aslında bütün hafta sonlarım okumakla geçiyor ama, daha ziyade araştırma raporları, internetten dünyadaki uzmanların görüşleri ve dünya ekonomisinin gidişatı hakkındaki bilimsel makaleleri okuyordum.
Dünya ekonomisinin nereye gittiğine dair makaleler en fazla ilgimi çeken kısımdır. Bu konuda eğer Noruiel Roubini isimli dünyaca ünlü iktisatçıya bakarsanız, 2008 felaket bir yıl olacak. O’na benzeyen ama daha akademik makalelerle bunu söyleyen Sebastian Edwards’ın da benzer söylemleri var ve her ikisinin de öngörüleri gerçekleşmeye başladı. Doların hızla değer kaybedeceğini söylüyorlardı ve bu durum şu an zaten gerçekleşiyor. Roubini’ye göre ABD ekonomisi ciddi biçimde resesyona girecek.
İşi biraz daha ileri götürdüğünüzde, dünya’da yaşanacak çok büyük bir bunalıma varıyorsunuz. Bunun nasıl olabileceği konusunda aslında birçok kişinin açıklamaları var. Fakat Rouibini özellikle hedge fonlara dikkati çekiyor ve bu fonların şu an, ne kadar risk aldıkları ve ne miktarda bir portföye ulaştıklarının bilinmediğini ve bunların yüksek kaldıraçlarla işlem yaptıklarını söylüyor.
İşte tam bu noktada; dünyadaki Hedge fon işini ve boyutlarını hep merak ediyordum. 2007 yılının son haftasında, kafamdaki bütün bu sorulara cevap bulacağım bir kitap elime geçince inanılmaz mutlu oldum ve kitabın 200 sayfasını bitirdim. Bu kitap bana Garanti Portföy’den yılbaşı hediyesi olarak gönderilmiş. Buradan kendilerine sonsuz teşekkür ediyorum. Kitabın adı “Hedge Cambazları” yazarı ise sizin bildiğiniz bir isim olabilir. Benim Para Harekatı isimli kitabımda da adı geçen ve daha önce dünyaca ünlü yatırım bankası Morgan Stanley’in baş ekonomisti ve ortağı olan Barton Biggs. Kendisi, uzun yıllar Hedge fon yönetti ve en son 2003’de bir Hedge fon kurdu ve şu ana kadar devam ettiriyor.
Kitabın tümü henüz bitmedi ama okuduklarım bana inanılmaz yeni ufuklar açtı. Şu sıralar bizde de yasalar ve yönetmelikler hazırlanıyor ve Türkiye’de de Hedge fon kurulabilecek. Daha şimdiden bu işin hazırlığını yapan birçok arkadaşım var. Benim bir hazırlığım yoktu ve bu kitabı okuduktan sonra, şu an hazırlık yapan bütün arkadaşlarıma hediye edeceğim, çünkü onları çok seviyorum.
Dünya’nın büyük bir kumarhane olduğunu düşünüyordum ama bu derece hileli, bu derece acımasız ve bizdeki maipülatörlere taş çıkartacak derecede büyük oyunların oynandığı bir arena olduğunu düşünmüyordum. Yani daha yasal ve daha bilimsel bir ortam bekliyordum. Bu kitabın en çarpıcı yanı ise, dünyanın en büyük fonlarını yöneten ve yanlarına bile yaklaşamayacağımızı düşündüğümüz ünlü kişilerin, nasıl duygularıyla hareket ettiklerini ve kaybetmenin dayanılmaz ağırlığı altında nasıl pes ettiklerini ve ezildiklerini görmem oldu. Yani bizler, “küçük yatırımcı” olarak tabir ettiğimiz sizlere, elimizden geldiğince duygulardan sıyrılmanın, kağıda aşık olmamanın, yatırımcı psikolojini öğrenmeden bu işe girmemenin önemini anlatırken, bu dev fonları yöneten kişilerin, küçük bir yatırımcıdan farklı olmadıklarını fark ettim. Aslında bir cümleyle özetlersem, bu kitap “etkin pazar hipotezini” tam anlamıyla doğruluyor.
Barton Biggs çok dürüst bir biçimde nasıl petrolde açığa satış yaptıklarını ve petrol yükseldikçe nasıl doğru dürüst düşünemez hale geldiklerini bütün çıplaklığıyla anlatıyor. Bunu söyleyen adamın 65 yaşında olduğunu ve en azından 40 yıllık bir piyasa tecrübesi olduğunu tekrar hatırlatmak isterim.
Sizlere bu kitaptan ilginç bir pasaj verip bunun üzerine birkaç şey söylemek istiyorum.
“Genç teknoloji uzmanı, 1998 yılının başında çalıştığı şirketten ayrılmış ve ününü kendi Hedge fonu için 45 milyon dolar toplamakta kullanmıştı. Aslında bu bir hedeg fonundan çok, yalnızca kredili olarak uzun vadeli alım yapan bir teknoloji fonuydu. İlk yıl yüzde 40’lık bir yükseliş kaydetmiş ve 1999’da yüzde 65 gibi göz kamaştırıcı bir büyüme göstermişti. Tahminime göre prim kesintilerinden 30 milyon doları cebe indirmiş olmalı. 2000 yılında bu fona paralar deli gibi akmış ve o yıl işe 600 milyon dolarla başlamıştı. Aynı yıl Kasım ayında Santa Monica’da düzenlenen büyük teknoloji konferansına G-5 isimli dev ve konforlu uçağıyla gelmişti. O seyahatte eşi, kayınvalidesi, kayınpederi, iki çocuğu, çocuklarının dadısı ve özel öğretmeni de eşlik etmişti. 2000 yılının yaz aylarında yaşanan düşüşe rağmen hala dayanıklı, şanslı ve tanrılar tarafından kutsanmış biri olduğunu düşünüyordu. Her zamanki gibi samimi ve konuşkandı.
2001 yılında teknoloji balonunun sönmeye devam etmesiyle birlikte yara almış ama yıkılmamıştı. Fakat 2002’de denize düştü ve boğuldu. Sanki sahip olduğu her şey okyanusun dibine gömülmüştü. Elinde birkaç yıl içinde 150 dolardan 3 dolara düşmüş hisse senetleri vardı. Yıl sonunda ise fonunun değeri yüzde 80 aşağıdaydı ve bu, teşvik primi kazanmaya başlaması için yüzde 400’lük bir yükseliş kaydetmesi gerektiğini gösteriyordu.
Ocak 2003’de fonu kapattı ve duyduğum kadarıyla muhteşem geçen ilk iki yılda kazandıklarından kalan yaklaşık 5 milyon dolarla işi bıraktı. Bugüne kadar ortalıkta görünmedi. Şu anda Malibu’da yaşadığını ve bütün gün sörf yaptığını söylüyorlar.”
Aslında yukarıda anlatılan hikayenin tıpa tıp aynısını ben Türkiye’de en az üç kişiden dinledim. Bu hikayelerin sonu hep şöyle bitiyordu; “keşke o zaman bütün hisselerimi satıp paraya geçseydim de bir daha borsaya girmeseydim”. Fakat imkansızdır. Çünkü içinizdeki ses size en büyük olduğunuzu ve ne büyük bir yatırımcı olduğunuzu söyler. Dolayısıyla da bu performansla gelecek iki yılda daha ne büyük paralar kazanacağınızın hayaliyle, piyasanın önünüzde açtığı derin çukura düşersiniz.
Herhalde piyasadan daha güçlü bir yatırımcı olsa olsa John Maynard Keynes olurdu. Tartışmasız 20. yüzyılın bir numaralı ekonomistidir. Dünyayı yerinden sallamış ve 1930’lardan itibaren ekonomiler O’nun önerileri sayesinde düzlüğe çıkmıştır. Fakat kitabın 395.nci sayfasındaki şu paragrafı okuyun;
“Kasım 1937’de önemli piyasalarda hisse senetleri hızla düşmeye başlamıştı. Keynes’in hem New York hem de Londra’da büyük kredileri vardı. Portföyü değer kaybettikçe sağlığı bozuluyordu. Hisselerine olan sadakatini koruma felsefesine bağlı kalmak istiyor, ama krediler kendisini kemiriyordu. 21 Ekim 1937’de Keynes “..fiyatların dibe yaklaştığını anıyorum” diye yazıyordu. Dokuz gün sonra Wall Street’de yeni bir düşüş görülmüş, fiyatlar daha da aşağı sürüklenmişti ve Keynes bu en sağlam hisselerini satmak anlamına bile gelse, borcunu azaltmanın doğru olacağına karar verdi. 1938 yılı sonlarında sermayesi 140 bin sterline inmiş, portföyü yüzde 62 değer kaybetmişti. Üçüncü kez neredeyse iflasın eşiğine geliyordu ve karısı Lydia’ya sık sık bunalım geçirdiğini, sinirlerinin alt üst olduğunu söyleyerek yakınıyordu. 1946 yılında öldüğünde geride 400 bin sterlinlik bir yatırım portföyü bırakmıştı.” Keynes hayatı boyunca tam üç defa portföyünü sıfırlamış.
Kitabın 185.nci sayfasında "Yalnızca benciller veya Aptallar Tepe ve Dip Noktalarının Peşine Düşer" başlığıyla verilen bölümde Dave isimli kişinin yatırım stratejisini bence çok dikkatli okuyun. Çünkü bunca yıllık tecrübeden sonra benim de karar kıldığım en sağlıklı yatırım stratejisi olduğunu düşünüyorum. Yani bir şirket değerli olabilir ama piyasa ona değer vermiyorsa almamak gerekir. Bir şirket size göre değersiz olabilir ve yatırım için uygun görmeyebilirsiniz, fakat eğer piyasa değer veriyorsa, piyasaya uyun derim. Bu felsefe benim en beğendiğim felsefedir.. Çünkü piyasanın gücünü kabul etmiş ve piyasayla dost olmayı seçmiş oluyorsunuz...
Kitabı idefixe.com'dan satın almak için burayı tıklayınız.
Sonuç olarak bence bu kitabı bütün fon yöneticileri, portföy yöneticileri, kendi parasını yönetenler okumalıdır. Aslında bu kitap beynimizin çalışma mekanizmasının nasıl öldürücü olabileceğinin birçok örneğiyle dolu. Diğer taraftan eğer hedge fonlar bir çözülürse dünyada gerçekten kıyamet kopabilir. Zaman zaman bunun eşiğine gelindi ve LTCM fonunu Greenspan kurtardı. Şu an kağıt kulelerin üzerinde oturuyoruz ve Roubini ile Edwards bu kağıt kulelerin eninde sonunda çökeceğini söylüyorlar. Elliot’culara göre ise 1929 buhranının 82.nci yılı yani 2011 yılı kağıttan kulelerin çöktüğü yıl olacak.
Dünya’da 1800’lü yıllardan bu yana uygulanan para sistemlerinin nasıl çöktüğünü derinlemesine okudum. Örneğin 1945’de Keynes’in önderliğinde uygulamaya kona Bretton Woods 1970’de çöktü. Her para sitemi mutlaka çöküyor. 1970’den beri dünya ekonomileri dalgalı kur sistemine geçtiler. Ama şimdi dünya ekonomisini tek başına sallamaya başlayan Çin’in parası sabit kur olunca, başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerin dış ticaret açıkları büyüdü. Bütün para sistemlerinin çöküşünde dış ticaret dengesizlikleri bulunuyor. Dolar artık ölüm döşeğinde ve dünya’ya yeni bir para gelecek. Bu paranın ne olduğunu tahmin edin bakalım… Global Single Currency ( yani ülke paraları kalkacak) ve dünyada sadece bir para birimi kullanılacak. Tabi ki bu öyle kolay olacak bir iş değil ama belki de 20 yıl sonra insanlar dünyada tek para birimi kullanıyor olabilirler. Tek para birimi konusunda SPK’da daire başkanı olan sayın Celali Yılmaz’ın çok güzel bilimsel çalışmaları bulunuyor. Eliot analiizne pek güvenmeme ama ben de Elliotcuların dediği gibi 2011 veya 2013 yıllarında, yeni bir dünya ekonomik buhranı bekliyorum. Çünkü şu an dünyadaki bütün ekonomik dengesizlikler, faizlerle oynayarak tüketimi yüksek tutma ve ekonomik büyümeyi sağlama çabaları bence doğal süreci sadece geciktiriyor. |


|

|
|
 |
|
|
 |
Site Mailing List
Bilgi Güçtür
DÜZEY EGT. ARAŞ. LTD.
FAHRETTİN KERİM GÖKAY CAD. OKUL SOK. ALTUNİZADE SİTESİ A BLOK KAT 4 NO: 19-20 ÜSKÜDAR
ISTANBUL, TÜRKİYE 34662
TELEFON (Phone): 0555-6417906 (Osman Arslan)
Email: yerdinc@isbank.net.tr veya
yerdinc@bilgeyatirimci.com
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
|
|  |

|
BASINDA EKONOMİ ve FİNANS
(Yazarın resmini tıklayınız)
www.bilgeyatirimci.com
|
|
04 Temmuz 2009 - AKŞAM
|
|
|

|
Katar petrodolarları Almanya'da!
|
|
| |
|
Deniz GÖKÇE
|
|
|
|
04 Temmuz 2009- REFERANS
|
|
|
|
Şimdi T-BRIC hissesi alma zamanı
|
|
| |
|
Kerem ALKİN
|
|
|
04 Temmuz 2009 - HABERTURK
|
|
|

|
Sayıştay işgüzar olmamalı
|
|
| |
|
Ercan KUMCU
|
|
|
|
02 Temmuz 2009 - RADİKAL
|
|
|

|
IMF'nin eli kulağında
|
|
| |
|
Mahfi EĞİLMEZ
|
|
|
|
03 Temmuz 2009 - VATAN
|
|
|

|
Ekonomide rekor küçülme
İlk çeyrekte milli gelirde küçülme tarihi rekor
|
|
| |
|
Asaf Savaş AKAT
|
|
|
|
04 Temmuz 2009- RADİKAL
|
|
|

|
Büyük lokma yiyeceksin...
|
|
| |
|
Taner BERKSOY
|
|
|
04 Temmuz 2009- VATAN
|
|
|

|
Petrol fiyatları neden düşüyor?
|
|
| |
|
Ali AĞAOĞLU
|
|
|
04 Temmuz 2009- HÜRRİYET
|
|
|

|
Kapitalist Abdülhamit
|
|
| |
|
Ege CANSEN
|
|
|
|
02 Temmuz 2009- RADİKAL
|
|
|
|
2010 ve 2011: Patinaj senaryosu
|
|
| |
|
Fatih ÖZATAY
|
|
|
04 Temmuz 2009 HABERTURK
|
|
|

|
Rezervlerin önemi
|
|
| |
|
Gazi ERÇEL
|
|
|
|
23 Haziran 2009 Finanstrend.com
|
|
|

|
İyimser beklentiler gerçeğin önünde
|
|
| |
|
Ateşhan AYBARS
|
|
|
|
03 Temmuz 2009- MİLLİYET
|
|
|

|
Aklımda Nobel ödüllüler değil, iki Yılmaz kaldı
|
|
| |
|
Hurşit GÜNEŞ
|
|
|
|
03 Temmuz 2009 REFERANS
|
|
|

|
Rekor daralma ne anlama geliyor
|
|
| |
|
Hasan ERSEL
|
|
|
|
02 Temmuz 2009 - REFERANS
|
|
|

|
Seçimi hemen yaparsak, işimize odaklanabilir miyiz
|
|
| |
|
Güven SAK
|
|
|
03 Temmuz 2009 - RADİKAL
|
|
|

|
2010 ve 2011 ne olacak?
|
|
| |
|
Uğur GÜRSES
|
|
|
|
01Temmuz2009 Finanstrend.com
|
|
|

|
Geçmişe yolculuk
|
|
| |
|
Özgür ALTUĞ
|
|
|
|
30 Haziran 2009 MİLLİYET
|
|
|
|
Türkiye krizi ‘hafif’ mi atlattı?
|
|
| |
|
Osman ULUAGAY
|
|
|



|