EurUsd Parite Analizi;
09 Şubat 2010 Salı Saat: 11:25
Yunanistan, Portekiz ve İspanya'nın borçluluk seviyeleri ile ilgili artan endişeler dünya piyasalarını sarsıyor. Avrupa borsaları güne artıda başladı ama bunu sürdüremedi. Kriz ortamının etkilerini azaltmak için piyasalara aşırı para verdi. Ama bu parayı, basarak değil, borç alarak dağıttılar. Şimdi aldıkları borçları ödemekte zorlanıyorlar. Acilen gelirlerin artması lazım gibi görünüyor. Yani Avrupa'da vergiler ve faizler kısa sürede yükseltilebilir. Bugün Avrupa ve Amerika’dan gelecek olan haber ile Amerikan borsasının açılmasıyla paritede ciddi hareketlenmeler görülebilir
09:00EUR Alman CPI
17:00USD IBD/TIPP Ekonomik İyimserlik
17:00USD Toptan Satış Envanterleri
Teknik olarak incelediğimizde şuanda 1,3695 seviyesinde olan parite de satış baskısı hala daha devam ediyor. Parite emtia fiyatlarının yükselmesinden dolayı alımlara devam etti. Yön hala aşağı gösteriyor ve önümüzdeki hedef 1,3420 ve 1,3250 seviyeleridir. Aksi takdirde parite 1,3750 ve 1,3835 seviyesine kadar yükselebilir.
Kudret AYYILDIR
Çin Kredileri Kontrol Edemiyor
09 Şubat 2010 Salı Saat: 11:20
Bloomberg anketine göre yeni yılın ilk ayında Çin bankalarının verdiği kredilerin miktarı, son 3 ayın toplamını aşmış olabilir. Bloomberg anketi tahminine göre geçen ay ülkede 201 milyar dolar yeni kredi açılırken, kamunun kredi vermeyi zorlaştıracağı beklentisi ile bir çok şirket ön fonlama yapmış olabilir. Bankalar kamunun bu yıl için koyduğu toplam kredi hedefinin %18’ine Ocak ayında ulaşmış olabilirler.
Bu arada başka kaynaklara göre ülkede para arzı çok hızlı büyürken, enflasyon da yavaştan artmaya başlıyor. Bu hafta açıklanan ekonomik raporlar kamunun kredilerin yarattığı varlık köpükçükleri hakkındaki kaygısını artırabilir. Yatırımcılar arasında da People’s Bank of China’nın (Çin MB) faiz artıracağı algılaması yaygınlaşıyor. Bazılarına göre, Çin MB, ülke para birimi rimninbi’nin (yuan) de bir miktar değer kazanmasına izin verebilir.
Asya stratejistleri, yuan’ın değer kazanması ve faizlerin armtası durumunda, tüm bölge MB’nın da aynı yoldan ilerleyeme hazır olduğunu işaret ediyor.
Anket verilerine göre TÜFE Ocak’ta yıllık olarak %2.1, ÜFE ise %3.5 artmış olabilir. M2 para arzı göstergesi ise muhtemelen yıllık %29 artış temposuna yavaşladı. Zaten, artan gelirlerin ve emtia—gıda fiyatlarının etkisiyle Güney Kore’den Vietnam’a kadar enflasyonist baskılar hissedilmeye başlıyor. Bu manzara beraberinde iki soru getiriyor. Birincisi, Çin kredi kotrolleri ve diğer parasal yöntemlerle büyümeyi çok incitmeden enflasyonu ve varlık köpükçüklerini kontrol altına alabilecek mi? İkincisi, eğer Çin önderiiğinde tüm Kıta’da (Japonya hariç) bir parasal sıkılaştırma evresi başlıyorsa, ekonomi buna dayanabilecek mi?
Traderlar, Euro'ya karşı 8 milyar dolar bahis oynadı ..
09 Şubat 2010 Salı Saat: 11:11
Traderlar ve hedge fonlar euroya karşı 8 milyar dolar (5.9 milyar euro) bahis oynadılar ve euro bölgesi borç krizi sebebiyle, euroya karşı alınan en büyük kısa pozisyonu oluşturdular...
Chicago ticaret borsası verilerine göre yatırımcılar euroya karşı pozisyonlarını 2 Şubat haftasında rekor seviyeye yükselttiler.
Euroya karşı kontratlar 40 bin arttı ki bu da 7.6 milyar dolar anlamına geliyor..
Euronun Yunanistan'ın bütçe problemlerinin yarattığı sorunları atlatacağına dair güven azalıyor..
Hülya Kayıkçı
Referans Gazetesi: İMKB’deki Düşüşte Sn Babacan Mı Suçlu?
09 Şubat 2010 Salı Saat: 11:09
Beklentimizin tersine dün İMKB PİGS adlı dört Avrupa ülkesinin sıkıntılarına benzerlerinden çok daha sert bir tepki verdi. Niye? Referans Gazetesi’ne göre yatırımcılar artık IMF hikayelerinden bıktılar, hatta kızmaya başladılar.
www.referansgazetesi.com
Geçen haftayı Avrupa piyasalarındaki endişeler nedeniyle yüzde 5,8 kayıpla tamamlayan İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) yeni haftaya global borsalardan daha sert bir düşüşle başladı. Avrupa borsalarında kayıplar yüzde 1 ile sınırlı kalırken düşüşlerin bir ara yüzde 3'ü geçtiği İMKB-100 Endeksi, günü 1.521 puan düşüşle 49.933 puandan tamamladı. Endeks ikinci seans ortalarında aynı zamanda yılın en düşük seviyesi de olan 49.432 puana kadar geriledi. Dün hisse senetleri yüzde 2,96 değer kaybetti. İMKB'nin dış borsalardan daha sert değer kaybetmesinin nedenleri arasında Avrupa borsalarında devam eden olumsuz hava ile Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın dünkü toplantıda Uluslarası Para Fonu (IMF) ile ilgili somut bir açıklama yapmaması gösteriliyor. Dün ayrıca ABD borsası Dow Jones'un da yüzde 0,45 kayıpla açılması ikinci seans sonlarına doğru İMKB'deki düşüşü hızlandırdı.
IMF'nin beklentisi yetmiyor
IMF ile yapılması beklenen anlaşmanın artık İMKB'yi belli bir seviyenin üzerinde tutamadığını kaydeden uzmanlar, iç ve dış olumsuzlukların birleşmesiyle İMKB'deki düşüşün de sertleştiğini söylüyor. Dün bankacılık hisselerindeki değer kayıpları da dikkat çekti. Bankacılık endeksinin yüzde 3,69 düşerken en çok kayıp yüzde 6,58'lik düşüşle Şekerbank'da yaşandı. Denizbank hisseleri ise dün yüzde 23 değer kazandı.
Acar Yatırım Araştırma Müdürü Zeynel Abidin Balcı, endeksteki düşüşün dış piyasalar kaynaklı olduğunu söyledi. Balcı, Babacan'ın toplantısından IMF ile ilgili bir açıklama gelmemesinin de tedirginliği artırdığını belirtti. Dün dolar ve bono piyasasında sakin bir seyir hakimdi. Dolar 1.5175 ile 1.5280 bandında hareket ederken, bono faizi ise yüzde 8,97 bileşikten tamamlandı. Yunanistan, İspanya ve Portekiz'in borç sorunları nedeniyle geçen haftadan bu yana düşüş eğiliminde olan ABD, Asya ve Avrupa piyasaları dün kararsız bir seyir izledi. ABD'de açılışta yüzde 0,60'ı bulan kayıplar Avrupa'da ise hafif yükselişler hakimdi. Yurtdışı piyasalardaki düşüşe karşın geçen haftanın son iki işlem gününe kadar yükselişini sürdürerek ayrışan İMKB, bu kez düşerken dış piyasalardan a...
Global MD’den Haftalık Yatırım Stratejisi
09 Şubat 2010 Salı Saat: 11:07
Geçen hafta gelen ABD büyüme verisinin beklenenden çok daha iyi bir sonuçla gerçekleşti. ABD üçüncü çeyrekte %2,2 ve dördüncü çeyrekte %5,7 büyüyerek ve dördüncü çeyrekte kamunun katkısının azaldığı özel sektör sabit yatırımlarının katkısının arttığının görülmesi olumlu bir gelişme olarak karşımıza çıkarken büyümenin temel kaynağının stoklardaki gelişme olması büyümede istikrarın ve özel sektörün yatırım ve tüketim eğiliminin önümüzdeki süreçte ne şekilde gelişeceği önem kazanmış durumdadır. Cuma günü açıklanan işsizlik oranında %10’nun altına inmesi, temkinli duruşu korumakla beraber ekonomideki iyileşmeye işaret etmektedir. Gelişmiş ülkelerde merkez bankalarının düşük faiz uygulamasıyla oluşan ucuz ve bol likidite, bankaların reel sektöre sağladıkları kredilerde sıkı politika, tüketicilerin geleceğe yönelik kötümser beklentileri ile azalan özel sektör yatırım iştahı, piyasadaki likidinin hisse senedi piyasaları başta olmak üzere varlık piyasalarına yönelmesine etkili oldu. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin hisse senedi piyasalarında tarihi yükselişler yaşanırken gelişmekte olan ülkelerin büyüme performanslarına dair beklentiler sonucu emtia fiyatlarında artışlar görüldü.
Krize karşı global ölçekte ortak bir paydada önlemler üzerinde anlaşılırken bazı ülkeler bu önlemleri ivedilikle uygulamaya koyarken, AB gibi merkezi karar mekanizmalarında görece tedbirlerde uygulamanın yavaş işlemesi sonucu ekonomide toparlanma süreci farklı ilerlemektedir. Öte yandan alınan tedbirlerin özellikle bütçe dengelerinde problemleri gözle görülür hale getirmesinin ardından AB tarafında Yunanistan, İspanya, Portekiz, İtalya gibi ülkelerin bütçe dengelerindeki endişeler alınan tedbirlerin yan etkilerinin yayılma riskini gündeme taşımış durumdadır. Sanayileşmiş G-7 ülkeleri küresel ekonomideki toparlanmanın sürmesi ve küresel piyasaların sakinleşmesi için çalışmaların sürdürüleceğini belirtti. G-7 ülkelerinin maliye bakanlarıyla merkez bankaları başkanlarının toplantısında hükümetlerin ekonomiye desteğini çekmesi için çok erken olduğu konusunda anlaşma sağlandı. Sürdürülebilir büyümeye yumuşak geçişi desteklemek için hükümetlerin teşvik paketlerinin devam etmesini kararlaştırdı. Bu gelişmeler, büyümede sürdürülebilirliğin ve istikrarın yakanlamasına dair kamu tarafı desteklerinin devam edeceğini göstermektedir. Kamu tarafında desteklerin devam etmesi ekonomideki çarkların çevrilmesi adına gerekli olabilir ancak mühim olan konu krize yol açan etkenlerin gelecek adına çözüme kavuşturulmasıdır. Gelişmiş ülkelerin mali sektöre aktardıkları destekleri gelecek dönemde tüketiciler üstünde vergi baskısı olarak hissettirilmemesi adına önlemlerin alınması önemlidir. Bu bağlamda mali sektörde riskleri düzenleyici yeni kuralların alınması konusu önemli olmasına karşın Davos’ta belli bir neticeye varılamamış olması kamu teşvik ve desteklerinin global ekonomideki çatlakları sıvamaya yönelik girişimlerden ibaret olmasını gündeme getirecektir. Mali sektörde faaliyet alanlarının iyi tespit edilmesi ve batırılamayacak kadar büyük kuruluşların oluşumunun engellenmesi aşırı risk iştahından kaynaklanan tehlikeleri denetleme ve düzenleme adına önem arz etmektedir. Mali sektörde faaliyet alanlarının iyi belirlenmesi reel sektöre yönelik kredi kanallarının da iyileşmesini sağlayacaktır.
Geçtiğimiz hafta global piyasalarda yaşanan düşüşlerde; Yurt dışında ABD’de Obama’nın bütçe planı, sağlık reformundaki kararlılığı, mali sektöre yönelik düzenleme planlarına yönelik gelişmeler; AB’de ülkelerin içinde bulundukları bütçe problemlerine yönelik olarak birliğin karar verme mekanizmalarının işleyişi; gelişmekte olan ülkelerin bol likidite sayesinde varlık fiyatlarındaki denge bulma ihtiyacının etkili olduğunu düşünmekteyiz. Yurt içinde ise IMF’ye yönelik gelişmelerin Mayıs ayına ötelenmesinin ardından piyasaların beklentisi şirket karlarına ve dördüncü çeyrek ve 2010 yılı ilk çeyrek büyüme verilerine yönelmiş bulunmaktadır. Sanayi üretiminde takvim etkisi arındırılmış ve arındırılmamış verilerde artışın görülmesi, kapasite kullanımında iyileşmenin olması, verimlilikte artış yaşanması, reel kesim ve tüketici güveninde pozitif gelişmelerin olması, istihdamda hızlı iyileşme olmamasına rağmen büyümede önemli iyileşme beklentilerinin güçlenmesinde etkili olmaktadır. Yapısal olarak yurtdışında alınan önlemlere ek olarak yurt içinde bütçe gelişmelerini kontrol altına almaya yönelik maliye politikalarında, Mali Kural çıpa işlevi olma özelliğindedir. Küresel ölçekte doğrudan yatırım sermayesini çekebilmek adına rakibimiz olan diğer gelişmekte olan ülkelerin bütçe performanslarına yakınsamamız gerekmektedir. Türkiye gelişmekte olan ülkeler arasında AB tarafındaki yavaş toparlanma sürecine rağmen kayda değer bir büyüme hızına kavuşacağı tahmin edilirken, IMF ile yapılan görüşmelerle iç talebin ve yatırımların kaynak ihtiyacının, iç borç çevrimi ihtiyacıyla sıkıntıya sokulmayacak bir sonuca varılması kısa vadeli büyüme performansını etkileyecektir.
Geçen hafta yurtdışı piyasalar baktığımızda özellikle avrupa tarafında yaşanan olumsuz gelişmelerin piyasaları olumsuz etkilediği görülmektedir. Avrupa’da Yunanistan’dan sonra Portekiz ve İspanya’ya yönelik endişeler dünyanın önde gelen borsalarının çoğunluğunda kayıplara neden oldu. ABD borsalarına bakıldığında ise haftalık bazda kaybın Avrupa’ya göre daha az olmasında önemli verilerden bazılarının beklentilerin üstünde gelmesi etkili oldu. Haftanın en önemli verilerden olan Ocak ISM İmalat Endeksi’nin ve Ocak Ayı İşsizlik Oranı’nın beklentilerden iyi gelmesi ileriye yönelik ABD Ekonomisi için umut veren gelişmeler oldu. Avrupa tarafına bakarsak Euro Bölgesi’ne yönelik endişeler endeksin haftalık bazda sert düşüşler yaşandı. AB Verilerine bakarsak genel olarak önemli verilerin beklentilerin altında kaldığı görülmektedir. Euro Bölgesi Aralık Ayı Perakende Satışları artış beklenmesine rağmen önceki aya göre değişim kaydetmedi, bunun dışında Aralık Ayı Fabrika Siparişler ve Sanayi Üretimi verisi sırasıyla 0,2% ve 0,60% artış beklenirken, -2,3% v -2,6% oranında azalış gerçekleşti. Geçen haftanın bir diğer önemli noktası İngiltere ve Avrupa Merkez Bankalarının faiz kararlarını açıklamasıydı. Beklentiler dahilinde Merkez Bankaları faiz kararlarını değiştirmedi. Bu haftaya bakarsak, veri açısından geçen haftaya göre ajandanın daha boş olduğu görülmektedir. ABD tarafından Salı günü Aralık Ayı Toptan Ticaret, Çarşamba günü Aralık Ayı Ticaret Dengesi ve Ocak Ayı Hazine Bütçesi, Perşembe günü Haftalık İşsizlik Başvuruları ve Ocak Ayı Perakende Satışlar verisi ve haftanın son gününde Michigan Tüketici Güven Endeksi verilerine bakılacak. Avrupa tarafında ise Salı günü Almanya Ocak Ayı TÜFE ve İngiltere Aralık Ayı Mal Ticareti, Çarşamba günü İngiltere Aralık Ayı Sanayi üretimi ve İngiltere MB Çeyreksel enflasyon verilerine bakılacak. Perşembe günü Avrupa Merkez Bankası Aylık Raporu ve haftanın son gününde ise Euro Bölgesi ve Almanya’nın 4. Çeyrek GSYİH ve Euro Bölgesi Aralık Ayı Sanayi Üretimi verisi takip edilecektir.
Arzu Odabaşı, www.global.com.tr
Yunanistan ve Diğer Sorunlu Ülkeler (PIGS) Nasıl Kurtarılır?
09 Şubat 2010 Salı Saat: 11:05
Yatırımcılar, Yunanistan ve diğer mali durumu sorunlu Güney Avrupa Euro Bölgesi ülkelerinin Avrupa Birliği tarafından "kurtarılmasını" beklerken, ekonomistler, böyle bir kurtarma operasyonunun nasıl yapılacağı konusunda soru işaretlerinin sürdüğünü söylüyor..
Deutsche Bank stratejistlerinden John Reid, bir araştırma notunda, "İleriye bakınca piyasalar, kenar ülkeler için bir kurtarma planı ortaya çıkana kadar rahat etmeyecekler... Böyle bir kurtarma nasıl olacağını tahmin etmek zor. Ama AB politikacıları birkaç gün, hafta ya da ay içinde harekete geçecekler gibi görünüyor," diye yazdı.
AB'nin yürütme organı Avrupa Komisyonu'nun, bir kurtarma operasyonunu desteklediği yolunda çıkan haberlere karşın, AB'nın en güçlü üyesi ve böyle bir kurtarma operasyonunda en önde olacak Almanya'nın bu fikre şimdilik uzak durduğu belirtiliyor...
Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble hafta sonu Kanada'da yapılan G-7 maliye bakanları toplantısında,"Yunanistan'ın, kuralları uzun süre ihlal ederseniz, yüksek bir bedel ödemek zorunda olduğunu anlaması gerek," dedi. Euro Bölgesi maliye bakanları dönem başkanı Lüksemburg Maliye Bakanı Jean-Claude Juncker de IMF'yi Yunanistan'a karışmaması için uyardı..
Ekonomistler, Avrupa liderlerinin kurtarma konusunda isteksiz olmalarının temelinde, böyle bir kurtarma sözü vermelerinin, kurtarılacak ülkeleri rahatlarak almaları gereken önlemleri geciktirmelerinin önüne geçmek ve piyasa kurallarının bu ülkeleri bütçelerini yoluna koymak için zorlamasını sağlamak olduğunu düşünüyorlar...
RBC Capital Markets'den Richard McGuire, "Bir ülkenin kurtarılması, piyasanın hemen diğer bir ülkenin kurtarılacağı yolunda spekülasyona başlamasına neden olacak !!!! ... Euro Bölgesi'nde eğer böyle bir yardım yapılacaksa, bunun yerel olmaması yolunda eğilim daha fazla vurgulanıyor," diye yazdı.
McGuire, böylece zor durumdaki bir ülkeye bir köprü kredi vermek yerine, tüm zor durumdaki ülkelerin faydalanacağı bir merkezi fon kurulmasının daha cazip görülebileceğini, ancak siyasi nedenlerde böyle "mali bir merkeziyetçilik" olarak nitelebilecek adımın kısa sürede atılamayabileceğini de kaydetti...
Derleyen: Hülya Kayıkçı
Aylık Sanayi Üretimi %30’da Artar,%40’da…
09 Şubat 2010 Salı Saat: 11:00
Aralık ayında Sanayi üretimimiz %25,2 oranında artış gösterdi. Aynı sanayi üretimi düzeyi korunursa Ocak ayında %32, Şubat ayında %38 yükseliş gösteririz. Bunun adı baz etkisi olmasına karşın, sanayi üretiminin geldiği düzeyi koruması daha fazla önem taşıyor. Mesele sanayi üretim rakamlarının astronomik ölçülerde artması değil. Mesele istikrarlı sanayi üretimindeki artış. Nitekim Nisan ayından Aralık ayının sonuna kadar %8,4 oranında bir toparlama başarılı. Başarı Türkiye’ye ölçütlerine göre değil, piyasa beklentilerine ve dünya şartlarına göre başarılı. 2008 Ağustos ayına göre en yüksek değeri olması açısından başarı. Sanayi üretiminin her türlü değişkenden ayrılmış kademeli bir şekilde yükselmesi başarı. Sanayi üretiminde ilk çeyrek yüksek oranlı artışlar ile gerçekleşecek. Bunun İMKB’ye yansıması sanayi şirketlerinin son çeyrek bilançosunda gözükecek, ilk çeyrek bilançosunda sanayi üretim rakamlarında bu yansıma görülecek. Sanayi şirketleri bu baz etkisini, kendi bilançolarında görecek. Bu yüzden dünyayı saran yeni düşüş dalgasında, piyasa içerisinde ayrışan ve para giren sanayi şirketlerini takip etmek yeni açılacak pozisyonlar için önemli olacaktır.
Gökhan USKUAY
Arnab Das: Yunanistan’a IMF Lazım
08 Şubat 2010 Pazartesi Saat: 17:10
Roubini’nin kurmaylarından ve eski Dresdner GOP uzmanı Arnab Das’a göre Yunanistan’ın yalnız bir IMF stand-by’ına yazılması yetmez, ek olarak yeni bütçe kesintileri de ilan etmesi lazım. Aksi halde ülkenin borç problemleri diğer Avrupa piyasalarına da bulaşabilir.
Das, olası bir IMF desteğinin çok koşullu, yani Yunan hükümetinin bütçe açıklarını kapatmak içk için bir dizi perfromans kriterine uyması gereken bir program olması gerektiğini de vurguladı. Das’a göre, IMF tarafsız görüşleri ile Yunanistan’ın ilerlemesini AB’ye göre çok daha iyi değerlendirebilir. Yunanistan’da vergi artırımlarının tarihi perspektiften incelendiğinde çok işe yaramayacağını düşünüyor. Ayrıca, çok daha korkutucu bir uyarı olarak zaten küresel bulaşmanın başladığını düşünüyor. Yani, Yunanistan’la hiç bir ticari ya da finansal ilişkisi olmayan ülkeler de zarar görebilir.
Bugün Türkiye’de İMKB’nin gösterdiği eksi seyir, Das’a kulak vermemizi gerektiriyor. Halen, veri yokluğunda Wall Street de hafif ekside.
FORTIS’ten Strateji: Ekonomi Cephesinde Yeni Bir Şey Yok...
08 Şubat 2010 Pazartesi Saat: 11:30
Dünya genelinde ekonomilerde geçen yılın son aylarında yakalanan ivmelenmenin yeni yılın ilk ayında güçlenerek devam ettiğini izledik. Özellikle, yeni bir ekonomik zayıflama ihtimalinin azalmasıyla beklentilerde iyileşmeler görülmesi bu ivmelenmenin en önemli destekçisi olarak görünüyor. Ocak ayına ait açıklanmış Satınalma Yöneticileri Endeksleri (PMI) dünya genelinde toplulaştırıldığında gelinen noktanın son 5.5 yılın en yüksek değeri olduğunu, ekonomide daralmayı işaret eden 50 seviyesinin altında artık hiç bir ülkenin kalmadığını gözlüyoruz. Elbette toparlanmayı güçlendiren sadece beklentiler değil, ekonomik döngünün önemli aşamalarından biri içinde olmamız, şartlarda hiç bir değişiklik olmasa da, bazı gelişmeleri yanında getiriyor. Bir diğer deyişle, üretici sektörlerde stokların toplam talebe daha uyumlu noktalara getirilme çabaları sonuç vermişe ve nihayetinde üretim artışlarını tetiklemişe benziyor. Bu doğrultuda, dünya genelinde büyüme tahminlerinin sürekli olarak yukarı yönlü güncellendiğini (son olarak IMF küresel büyüme tahminini % 3.1’den % 3.9’a çıkardı) ve bizim Türkiye ekonomisi için konsensüs üzeri olan büyüme tahminimizin yaygın kabul görmeye başladığını izliyoruz. Son dönemde yurtiçi ekonomik aktiviteye ilişki gelen veriler, baz etkisi ile olsa da, çift haneli artışlar kaydederek moralleri yüksek tutarken, aslında hala güçlü olarak nitelendirilemeyecek toparlanmaya ilişkin algılamanın olumlu tarafta kalmasına neden oluyor. Bu bağlamda, hafta başında açıklanan Tüketici Güven ve Türkiye PMI endekslerinin Ocak ayında sıçramasını önemsiyor ve büyüme için riskleri yukarı yönlü devam ettirdiğini düşünüyoruz. Buna karşılık, şu ana kadar ekonomide kaynak kullanımının (kapasite kullanımı ve istihdam) düşük kalması ise, bir yerde hem daha alınacak çok yol olduğunu hem de kaynak kullanımında devam eden ılımlı toparlanmadan doğabilecek enflasyon baskısının kısa vadede rahatsız edici boyutlara ulaşmayacağını düşündürüyor. Çelişkili gibi görünebilir ama söz konusu eğilimler daha belirginleşene kadar Türkiye ve bir çok gelişmiş ülke için mevcut durumu iyi yansıttığını düşünüyoruz.
Bu yüzden de, enflasyon izin verirse Türkiye’nin para politikasını sıkılaştırmak için acele etmesine gerek olmadığı görüşünü uzun süredir korumaktayız. Ancak bu argüman için veya Merkez Bankası’nın faizler uzun süre sabit kalacak söylemi için, esas belirleyicinin temel makro göstergeler olmaya devam edeceğini de düşünüyoruz. Merkez Bankası’nın para politikasında yön değişikliğinin ani olması beklenmemelidir. Banka, bu değişimi satır arası mesajlarla yapmaya devam edecektir. Nasıl ki, daha önce “2010 yılı sonuna kadar faizler sabit” derken bu söylemini “uzun süre sabit” diye değiştirdiyse, son Enflasyon Raporu’nda “sınırlı artışlar” olarak ifade ettiği faiz artırım döneminin zamanlamasını da önümüzdeki dönemde vereceği mesajlarla netleştirecektir. Elbette bu dönüşümün hızını da ekonomik aktivite, enflasyon ve enflasyon beklentilerine ilişkin gelişmeler belirleyecektir.
Bu bağlamda, yıllık enflasyon Ocak ayında sert bir yükselişle % 8.2’ye çıksa da, öncü verilerin işaret ettiği kadar korkutucu bir yükseliş olmaması ve henüz çekirdek enflasyon göstergelerinde bir bozulma yaşanmaması bir ölçüde rahatlatıcı olmuştur. Merkez Bankası’nın en fazla önem verdiği çekirdek fiyat göstergesindeki ( I ), (gıda, alkollü içecekler, tütün, altın hariç) yıllık artış önceki aya göre değişmeyerek % 3.8 seviyesinde kalmış, hizmet fiyatlarındaki yıllık enflasyon ise % 5.35 ile önceki aya göre hafif bir yükseliş göstermiştir. Ayrıca, Şubat başında beklenen doğalgaz zammının belli olmayan bir süre için ertelenmesi TÜFE’nin yükselebileceği üst sınırı aşağı çekmiştir. Yine de, önümüzdeki aylarda % 9’a yaklaşılması olası görünürken, hedefin üzerinde bir seyrin uzun süre devam etmesi beklenmektedir. Ama bundan önemlisi, böyle bir seyrin enflasyon beklentileri üzerindeki etkisi olacaktır. İleriye yönelik enflasyon beklentilerinin mevcut yıllık enflasyon oranı ile sıkı bir ilişki içinde olması, beklentilerde başlayan kötüleşme eğiliminin kademeli de olsa devam edeceğini düşündürmektedir.
Hemen para politikası üzerinde bir etkisi olmasa da, kısa vadede önemli olabilecek diğer veriler ise; üretim görünümü açısından 8 Şubat’ta açıklanacak Aralık ayı sanayi üretimi, iç talep görünümü açısından 10 Şubat’taki CNBC-e Tüketim Endeksi ve istihdam açısından 15 Şubat’taki işsizlik verileridir. Sanayi üretiminin Aralık ayında yıllık bazda % 18 artış göstermesini beklemekteyiz, anketlerdeki ortalama da benzer bir artışa işaret etmektedir. Ancak bu yüksek artış büyük ölçüde baz etkisinden (işgünü sayısı bu yıl daha fazla) kaynaklanırken, TÜİK’in aynı anda açıklayacağı takvim ve mevsim etkilerinden arındırılmış aylık değişimin çok daha sınırlı bir artışa işaret etmesini ve ılımlı toparlanma senaryosunu desteklemeye devam etmesini bekliyoruz. Elbette, burada yaşanabilecek aşağı ya da yukarı yönlü süprizlerin gerek 2009 yılı büyüme tahmini gerekse büyümeye ilişkin genel algılamalar açısından önemi fazla olacaktır. Tüketim endeksinin ise Aralık 2009’da son iki yılın en yüksek değerine (185) ulaştıktan sonra Ocak’ta gerileme göstermesi normaldir. Ancak 150 seviyesinin altına inmedikçe, iç talebin büyümeye katkı yapmaya ilk çeyrekte de devam ettiği anlamına gelecektir. Ekim ayında olumlu sürpriz yaparak % 13 ve % 16.4’e gerileyen işsizlik ve tarım dışı işsizlik oranlarının bu eğilimi koruyup korumayacağı da kritik olacaktır. Ekim’de ayrıca tarım dışı istihdamdaki yılık değişim uzun bir aradan sonra 156 bin kişi ile henüz sınırlı olsa da ilk kez pozitif bölgeye geçmişti. Mevsimsel olarak Kasım’da önceki aya göre yükseliş olması normaldir. Dolayısı ile düşüşün devam etmesi durumunda işsizlik oranında iyileşme eğiliminin göründen çok daha güçlü olduğu söylenebilecektir. Ancak, burada bir önemli hatırlatma yapmak da gereklidir. Ekim verilerini değerlendirdiğimiz FlaşNot’ta istihdam piyasasındaki iyileşmenin bir kısmının kamunun toplum hizmetleri, sosyal ve kişisel hizmetler tarafında artan geçici işçi alımlarından kaynaklandığını vurgulamıştık. Bu gelişmeye veri sonrası yapılan yorum ve analizlerde değinilmemesini (TCMB dahil) önemli bir eksiklik olarak görüyoruz. Hatırlanacağı gibi, geçen yıl ekonomik krize karşı bir önlem olarak, 6 aylık süre için kamu sektöründeki istihdamı 120 bin kişi artırmaya yönelik bir düzenleme yürürlüğe konulmuştu. Bu doğrultuda söz konusu sektörde istihdam artışının son iki ayda 227 bin kişi olduğu izlenmekteydi.
Sonuç olarak, ekonomik döngülerin resesyondan çıkış yılında hakim olan dinamiklerinin hafife alınmasının sonuçlarını, sürekli olarak yukarı yönde güncellenen büyüme tahminleri ve beklentilerde gözlenen iyileşme üzerinden izlemekteyiz. Ancak bu gelişme bile bir çok ekonomide kaynak kullanımının düşük kalmaya devam ettiği gerçeğini henüz değiştirecek güçte değil. Sanıyoruz daha sağlıklı değerlendirme için en doğrusu, biraz daha bekleyip verilerin konuşmasına izin vermek olacak...
Trend Aşağı Doğru
08 Şubat 2010 Pazartesi Saat: 11:18
ABD'de açıklanan bilançolar, istihdam verileri derken, Avrupa'daki borç krizinin tırmanması borsalarda erimeye neden oldu..Aslında her şey beklenildiği gibi... Borsalarda bir süredir şişen balonun sönme sürecini yaşıyoruz...
Elbette ki bu süreç öyle hemen sert bir dalga olarak yaşanmayacak. Yukarı tepkimeler görülecek. Ancak yön aşağı doğru. Gelişmelere baktığımızda veriler de bunu destekliyor...
Dow Jones Endeksi 10.000 sınırında. Cuma günü gün içinde 10.000'in de altına salınım gösterdi. 10.000 psikolojik destek seviyesi. Bu seviyenin altına kayılması 9.700'e doğru satışların önünü açacak. Öte yandan, 'Korku endeksi' olarak adlandırılan VIX Endeksi yeniden yükselişe geçti..
VIX Endeksi, 26.11 seviyesine tırmandı. Endeks 11 Ocak'ta 16.86'yı görerek en düşük seviyeye gerilemişti. Sadece ABD değil, dünyanın hemen her yerinde satışlar sürüyor. Dünya borsaları kısa vadeli ortalamalarının altına kaydı..
EMTİALAR ÇÖZÜLÜYOR
Riskli görülen borsalarda uzun vadeli ortalamalar da kırılıyor... Emtialar çözülme yaşıyor, en hızlı düşüşler çinko ve bakırda yaşandı. Öte yandan, reel ekonomide yakından takip edilen Baltık DRY endeksi düşüşe geçti.. Bu endeks 200 günlük ortalamasının altında. Avrupa tedirginliği ise euro'yu vurmaya devam ediyor. Euro/dolar paritesi kritik destek seviyesi olan 1.40'ın altına kayınca satışlar da güçlendi...
IMF'le ilgili olası bir anlaşma da ötelenmiş görünüyor. Gerçekleşeceği de büyük bir soru işareti! Şimdiki soru satışlar devam edecek mi? Evet satışlar devam edecek.
Teknik göstergelerde satış baskısı arttı, ortalamalar aşağı kırıldı. Ancak yeni bir dalgadan önce piyasalar biraz yatışacak. Yukarı doğru zayıf tepkiler yaşanabilir. Fakat artık biliyoruz ki, daha çok desteklerin izleneceği, düşüşlerin olacağı bir süreç yaşayacağız..
KRİZ, YATIRIMCI'NIN TERCİHİNİ DEĞİŞTİRDİ
Kriz, yatırımcı tercihlerinin değişmesine neden oldu. Bir hissenin uzun vadeli yatırımcısı olmak yerine, hareket neredeyse oraya yönelen bir yatırımcı profili oluşmaya başladı. Endeks son iki yılda ciddi bir dalgalanma yaşadı. 58.800 seviyesinden 20.000'li seviyelere düşen endeks tekrar 55.000 seviyelerine ulaştı...
Endeksteki bu dalgalanma ile birlikte hisselerde de aynı ölçüde bir türbülans yaşandı. Ancak bir kısım hisseler endekste daha yüksek veya endekse yakın performans gösterirken bir kısmı da bu çıkışlardan fazlaca nasip almadı. Bu durum hisse seçiminin önemini bir kere daha gösterdi. Piyasanın yönünü tahmin etmek yeterli olmuyor, doğru hissede olmak gerekiyor. Hareketli hisseler talep görüyor. Piyasalardaki dalgalanma sırasında primsiz hisse arayışı bu hisselere dönüşü biraz daha artırabilir..
PRİMLİ HİSSELERE SATIŞ GELİYOR
Dünyada 'borçlu ülke' kaygılarıyla en hızlı düşen emtialar çinko ve bakır oldu. Bakırdaki çıkışı Baltık Endeksi desteklemiyordu. Emtiaların genelinde yükseliş yaşanırken Baltık Endeksi düşüşteydi.. Son aylarda doların düşüşünden beslenen bir çıkış sözkonusu ise de olayın talep boyutu önemli. Kurdan ayrışan bir fiyat yükselmesi kriz şartlarının aşıldığını da gösterir. Bakır fiyatlarındaki hızlı düşüşe tepki gelebilir..
HAFTA BOYUNCA İZLENECEKLER
- IMF'le anlaşma beklemeyenlerin sayısı arttı... IMF'siz senaryolar çalışıyor..
- Borç riskinde Yunanistan sonrası Portekiz ve Yunanistan gündemde.
Rusya, Ukrayna, Letonya izlenecek.
- ABD'de son açıklanan istihdam ve perakende satışları beklentilerin altında kaldı. Moody's'in ABD'nin notunu düşürebileceği yorumları olumsuzluğu artırıyor. Dow Jones Endeksi 10.000 sınırında kırılırsa 9.700'lere gerileyecek. Satış baskısı ağır basıyor.
- Euro/dolar paritesindeki düşüş düzeltme olmaktan çıkıp düşüş trendine dönüştü. Bu hafta Avrupa'daki gelişmeler yakından izlenecek...
-ABD'den gelecek dış ticaret dengesi verileri, petrol stokları, işsizlik başvuruları, perakende satış rakamları ve işletme stokları takip edilecek.
AÇIKLANACAK VERİLER
08/02/2010
01:50 Japonya aralık cari işlemler dengesi(Yen).
09:00 Almanya aralık perakende satışlar.
10:00 Türkiye aralık sanayi üretimi(TÜİK).
17:30 Türkiye ocak Hazine nakit dengesi
09/02/2010
09:00 Almanya aralık dış ticaret dengesi. Ocak TÜFE.
11:30 İngiltere aralık global ticaret dengesi.
17:00 ABD aralık toptan stoklar
10/02/2010
02:50 Japonya ocak şirket mal fiyatları endeksi.
11:30 İngiltere aralık sanayi üretimi.
15:30 ABD aralık dış ticaret dengesi.
17:30 ABD petrol stokları.
21:00 ABD ocak Hazine bütçe dengesi
11/02/2010
03:00 Çin ocak perakende satışlar (Yıllık).
03:00 Çin ocak TÜFE.
04:00 Çin ocak sanayi üretimi (Yıllık).
15:30 ABD işsizlik başvuruları.
15:30 ABD ocak perakende satışlar.
17:00 ABD aralık işletme stokları. Japonya tatil.
12/02/2010
09:00 Almanya 4.çeyrek GSYH(1.Tahmin).
12:00 Euro Bölgesi aralık sanayi üretimi.
16:55 ABD Michigan Üni. tüketici güveni.
17:00 Türkiye 4 elektrik dağıtım ihalesi son teklif verme tarihi
Euro bölgesinde yangın git gide büyüyor. Piigs'in yarattığı etki dalga dalga yayılırken ABD ve İngiltere'yi de sıkıntıya sokacağı kanısı da artmakta..
PORTEKİZ
Borç kaygısıyla düşüyor... Yunanistan'dan sonra Euro Bölgesi'nde sorunlu ülke olarak gündeme gelen Portekiz borsasına 'borç sıkıntısı' yansımış durumda. Düşüş formasyonlarından 'çift tepe' formasyonun etkisindeki endekste düşüş ivme kazandı. Cuma günü Portekiz parlamentosu, yerel yönetim bütçelerinde değişiklik öngören ve hükümetin ulusal bütçe açığını artıracağı konusunda uyarıda bulunduğu yasayı kabul etti. Bu yıl ekonomisinin yüzde 8.3'ü kadar bütçe açığı vermesi beklenen Portekiz, onaylanan yasayla bütçe açığını azaltmada zorlanacak...
İSPANYA
Güç kaybediyor.. İspanya hükümeti 2010 ila 2012 yılları için bütçe açığı beklentisini yukarı yönlü revize etti. İspanya mali sistemine ilişkin kaygılar arttı... Artan kaygılar, İspanya borsasındaki düşüşün hızlanmasına neden oluyor. İspanya borsasında 200 günlük hareketli ortalamanın da aşağı doğru kırılması düşüşün güçlü olduğunu gösteriyor. Kısa vadede tepkiler gelse de 'zayıf' kalacaktır. Borsada orta vadeli hareketli ortalamalar yukarı kırılmadıkça, toparlanma ihtimali zayıf görünüyor. İspanya'nın izlediği seyir diğer Avrupa ülkelerini de etkiliyor..
YUNANİSTAN
Düşüş trendinde.. Avrupa'nın sorunlu ülkesi Yunanistan'ın Atina borsasında düşüş trendi devam ediyor. Yunanistan, bütçe açığını azaltmak için kemer sıkma politikalarını açıkladı. Avrupa Komisyonu kurtuluş planını onayladı. Yunanistan'daki bu gelişme ülke üzerindeki finansal baskıyı azalttı. Ancak Avrupa ülkelerindeki sorunlar sürüyor. Borsada tepki alım denemeleri ve tutunma çabası zayıf kalıyor. Devam eden düşüş hareketinin ilk desteği 1.850 seviyesinde. 1.750-1.700 sonraki destek seviyeleri. Tepki alımlarında ilk dirençler ise 2.100 ve 2.150'de...
ABD
Destek seviyesi 10.000'de.. Son iki haftadır vurgu yaptığımız düşüş formasyonlarından 'yükselen takoz' formasyonun etkileri sürüyor. Dow Jones Endeksi'nde psikolojik destek konumundaki 10.000 seviyesinin altında kayılması satış baskısının artmasına neden olacak. Endekste sonraki destekler 9.800-9.700 seviyelerinde bulunuyor. Tepki alımlarının ilk dirençleri ise 10.270-10.300 seviyelerinde. Destek seviyelerinde tepki alımları görülebilir. Ancak Dow Jones Endeksi'nde tepki alımlarının zayıf kalması ve satış baskısının devam etme olasılığı yüksek.
BREZİLYA
Tepki alımları zayıf kaldı.. Brezilya borsasında tepki alımları güç kazanamadı ve satışla karşılaştı. Zirve seviyelerinde oluşan 'yükselen takoz' formasyonun olumsuz etkileriyle birlikte çıkış trend desteğinin altında hareket devam ediyor. İlk destekler 61.500-61.000 ve 60.000'de. Bu destek bandında sert düşüşten kaynaklanan tepki alımları görülebilir. Olası tepki alımlarının ilk dirençleri ise 65.000 ve 67.000 seviyelerinde. Türkiye ile korelasyonu yüksek olan Brezilya borsası göz önünde bulundurulduğunda, İMKB'nin daha aşağı yönde alacağı yol var.
IMF'YLE ANLAŞMA UZADI, DÜNYA PİYASALARI DALGALI, İMKB DE DÜŞÜYOR
Yurtdışı piyasalarda yaşanan dalgalanmaya IMF de eklendi. IMF anlaşmasının şekillenmesinin mayıs ayına sarkacağına yönelik haberler piyasalarda satışları artırdı... Güçlü destekler kırıldı. Tepkiler gelebilir ancak yön aşağı doğru. Borsa endeksi 50 günlük ortalamasının altına kaydı. 100 günlük ortalamasına doğru geriliyor..
ENDEKSLER KISA DÖNEMLİ DESTEKLERİ KIRDI
Borsanın alternatifsizliği ve düşük faizden beslenen çıkış hareketi yerini satışa bıraktı.. 54.000-53.000 destek seviyelerini kıran endeksin sonraki destekleri 51.000 ve 50.000 seviyelerinde bulunuyor. 51.000 seviyesi teknik, 50.000 psikolojik destek olarak görülebilir. Bu seviyeler orta dönem için de önemli. Tepki alımlarında ilk dirençler ise 53.000-54.000 seviyelerinde... Endekste destek seviyelerinde tepki alımları görülse de bir süre daha satış baskısı hissedilecek.
DOLARDA 1.53 LİRA KRİTİK SEVİYE
Euro/dolar paritesindeki düşüş ve euro'nun değer kaybı sürüyor... Bu durum dolar/TL paritesine tepki alımı olarak yansıdı. Kısa dönem için ilk direnç ise 1.53 TL seviyesinde. 1.53 TL seviyesinin geçilmesi kısa dönemli yatay hareketin tamamlanmasını ve dolar/TL'nin yükselişinin önünü açabilir. Sonraki direnç noktaları 1.56-1.58 ve 1.63 seviyelerinde. Euro/TL paritesinde ise düşüş sürüyor. Destek 2.07-205 seviyelerinde. Euro/dolarda ise 1.35'in altında 1.32 izlenebilir. Güçlü direnç 1.40 seviyesinde...
FAİZDE YÜZDE 9.10 ÖNEMİNİ KORUYOR
IMF konusundaki belirsizliğin sürmesi, iç ve dış piyasalara gelen satışlar kâr satışlarının devam etmesine neden oldu... Gösterge bono faizinde yüzde 9.10- 9.15 destek seviyeleri önemini koruyor. Bu seviyelerde tepki alım denemeleri görülebilir. Yüzde 9.15 oranının geçilmesi sonrası hedef yüzde 9.40-9.50 seviyeleri olarak görülüyor. Faiz oranlarında tepki hareketlerinin görülmesi halinde yüzde 8.95-8.90 ve 8.80 seviyeleri ilk tutunma noktaları olabilir.
DOLAR DEĞER KAZANIYOR ALTIN AŞAĞI
Bütün emtialarda olduğu gibi altında da değer kaybı gözleniyor... Gümüşte de değer kaybı yaşanıyor. Kısa vadede tepki alım denemeleri güç kazanamadı ve doların değer kazanmasıyla tekrar satış baskısı öne çıktı. İlk destekler 1.050-1.020 seviyelerinde. Bu seviyelerde tepki alımları görülebilir. Sonraki destek 960 seviyesinde. Tepki alımlarında ilk direnç 1.070 seviyesinde. Bu seviyenin geçilmesi durumunda 1.100-1.110 seviyeleri beklenebilir. ..
Derleyen: Hülya Kayıkçı
Parite’de Hareketli Günler
08 Şubat 2010 Pazartesi Saat: 11:15
EurUsd Parite Analizi;
Küresel krizin etkilerini atlatmaya çalışan global piyasalar, ikinci şok dalgasına yakalandı. Yunanistan, Portekiz ve İspanya'nın borçlarındaki artışın diğer Avrupa ülkelerine de sıçrayabileceği beklentisi hisse senetlerinde yoğun satışlara yolaçtı. Riskten kaçan yatırımcılar dolara sığınınca, Euro' son 1 yılın en düşük seviyesine indi. Yunanistan'da sadece Fransız bankalarının riski var, bu da büyük oranda banka sahipliğinden kaynaklanıyor. Borçları 300 milyar Euro'ya çıkan Portekiz'de ise İspanyol bankalarının ağırlığı var. İşte bu yüzden İspanya borsaları çöktü. İspanya'da bankaların 1 trilyon 150 milyar dolar riskleri var. Bu riski taşıyanların başında ise yüzde 20 payla Alman bankaları geliyor. Bozulma ülkeden ülkeye sıçradıkça rakamlar büyüyor ve kontrol edilemez hale geliyor. İşte Avrupa Birliği bu problemi çözmek için geceli gündüzlü çalışıyor. Eğer alınacak tedbirlerle güven ortamı yeniden sağlanırsa, fırtınanın etkisi yavaşlayacak, aksi halde, her gün yeni bir boyut kazanacak.
Cuma akşamı ekside açılan ABD borsaları kapanışa doğru toparlandı ve haftayı artıda tamamlamayı başardı. Teknik olarak incelediğimizde şuanda 1,3630 seviyesinde olan parite de satış baskısı hala daha devam ediyor. Parite emtia fiyatlarının düşmesi sonucu satışların hızlandırdı. Yön hala aşağı gösteriyor ve önümüzdeki hedef 1,3420 ve 1,3250 seviyeleridir. Aksi takdirde parite 1,3770 ve 1,3835 seviyesine kadar yükselebilir. Bu seviyenin yukarı yönlü kurulması pariteyi 1,3900 seviyelerine kadar yükselebilir.
Kudret AYYILDIR
Garanti Yatırım’dan Piyasalar Bakış ve Veri Akımı
08 Şubat 2010 Pazartesi Saat: 11:15
Hisse Piyasası: IMKB’de olası tepki alımları sınırlı kalabilir ve realizasyonlar devam edebilir. Yurtdışı veri gündeminin sakin olduğu günde piyasalar içeride Aralık ayı sanayi üretimi verisini (beklenti %15.7) takip edecek. 51,700 ve 52,500 dirençler, 51,000 ve 50,300 ise destek seviyeleridir.
Tahvil-Bono Piyasası: 16.11.2011 vadeli gösterge tahvil Cuma günü ortalama %9.06 bileşik ile işlem görürken, valörlü işlemlerdeki ortalaması %8.99 oldu. Bu sabah bankalararası piyasada güne %9.05 bileşik seviyesinden başlayan gösterge tahvilin gün içinde %9.00-9.20 bileşik aralığında işlem görmesini bekliyoruz. %9.12 ve %9.23 destek, %9 ve %8.91 ise direnç seviyeleridir.
Eurobond Piyasası: Türkiye’nin 5 yıllık CDS fiyatı dün 213 bps seviyesinden kapandı. 2030 vadeli Türkiye Eurobondu bu sabah $158.4 seviyesinden işlem görüyor. Tahvilin, 2030 vadeli ABD devlet tahvili ile arasındaki getiri farkı ise 5 baz puanlık artış ile 203 baz puanda bulunuyor.
Döviz Piyasası: €/$ paritesi bu sabah 1.3630, $/Yen paritesi 89.4, €/Yen paritesi de 121.8 seviyesinde bulunuyor. Güne 1.5260 seviyesinden başlayan $/TL kurunun ise gün içinde 1.5150-1.5350 aralığında işlem görmesini bekliyoruz. 1.5150 ve 1.51 destek, 1.53 ve 1.54 ise direnç seviyeleridir.
Uluslararası Piyasalar: Cuma günü açıklanan ABD’de tarım dışı istihdamda Ocak ayında beklenmedik şekilde 20,000 kişilik daralma görülürken işsizlik oranı %9.7 ile son beş ayın en düşük seviyesine geriledi. ABD borsaları ise istihdam verilerinden gelen karmaşık işaretler ve Avrupa'ya yönelik kaygıların devamında gün içerisinde %1'in üzerinde gerilerken, kapanışa doğru gelen alımlarla artıya geçtiler. Alımlarda teknoloji ve malzeme sektörlerindeki hisse senetlerinin başı çektiği görüldü. Gün sonunda Dow Jones 10,012 puandan kapanarak %0.1, S&P500 endeksi ise 1,066 puandan kapanarak %0.29 oranında değer kazandı. Petrol fiyatı varil başına $70.0 seviyesine, ABD 10 yıllık tahvil faizi ise %3.59 seviyesine geriledi. Asya borsaları bu sabah satıcılı seyrederken Hong Kong borsası % 0.21 düşerek son beş ayın en düşük seviyesine geriledi. Dow Jones vadeli işlem sözleşmeleri ise bu sabah %0.1 kayıp ile seyrediyor.
Değerli Madenler: Altın fiyatı bu sabah $1066, gümüş ise $15.1 seviyelerinden işlem görüyor. Platin fiyatları $1475, paladyum ise $400 seviyesinde bulunuyor.
VERİ AKIŞI
8 Şubat Pazartesi
10:00 – TR Sanayi Üretimi (Aralık) – Önceki Veri: -%2.20 / Beklenti: %15.7
11:00 – AB Sentix Yatırımcı Güven Endeksi (Şubat) – Önceki Veri: -3.7 / Beklenti: -2.7
16:30 – TR TCMB Beklenti Anketi (Şubat I. Dönem)
17:30 – TEB konsolide olmayan finansalları açıklanacak (2009 4Ç) – Garanti Yatırım Tahmini: 48mn TL / Piyasa Beklentisi: m.d.
9 Şubat Salı
09:00 – ALMANYA Dış Ticaret Dengesi (Aralık) – Önceki Veri: 17.4myr € / Beklenti: 15 myr €
09:00 – ALMANYA Cari Denge (Aralık) – Önceki Veri: 18.1myr € / Beklenti: 19.1myr €
09:00 – ALMANYA TÜFE (Ocak) – Önceki Veri: %0.8 / Beklenti: %0.8
11:30 – İNGİLTERE Dış Ticaret Dengesi (Aralık) – Önceki Veri: -6,784mn £ / Beklenti: -6,700
13:00 – TR Hazine 2011 vadeli tahvil ihraç edecek.
13:00 – TR Hazine 2013 vadeli sabit faizli tahvil ihraç edecek.
13:00 – AB Avrupa Birliği’nde yeni komisyon oylaması yapılacak.
17:00 – ABD Perakende Stokları (Aralık) – Önceki Veri: %1.50 / Beklenti: %0.30
17:00 – ABD IBD/TIPP Ekonomik İyimserlik Endeksi (Şubat) – Önceki Veri: 48.8 / Beklenti: m.d.
19:00 – ABD Enerji Bakanlığı Kısa Vadeli Ham Petrol Fiyat Tahmini (Şubat) – Önceki Veri: 83.5 / Beklenti: m.d.
23:30 – ABD API Ham Petrol Stokları (06 Şubat) – Önceki Veri: 4.7mn varil / Beklenti: m.d.
10 Şubat Çarşamba
01:50 – JAPONYA Makine Siparişleri (Aralık) – Önceki Veri: - %11.30 / Beklenti: %8.00
11:30 – İNGİLTERE Sanayi Üretimi (Aralık) – Önceki Veri: %0.20 / Beklenti: - %0.10
14:00 – ABD MBA Mortgage Başvuruları (06 Şubat) – Önceki Veri: %21.00 / Beklenti: m.d.
15:30 – ABD Dış Ticaret Dengesi (Aralık) – Önceki Veri: -36.4 myr $ / Beklenti: -35.5 myr $
17:30 – ABD Enerji Bakanlığı Ham Petrol Stokları (06 Şubat) – Önceki Veri: 2.3mn varil / Beklenti: m.d.
17:30 – Akbank konsolide olmayan finansalları açıklanacak (2009 4Ç) – Garanti Yatırım Tahmini: 681mn TL / Piyasa Beklentisi: m.d.
19:45 – ABD Fed Üyesi Plosser konuşma yapacak.
21:00 – ABD Aylık Bütçe yayınlanacak ( Ocak) – Önceki Veri: -63.5 myr $ / Beklenti: -70 myr $
11 Şubat Perşembe
09:00 – ALMANYA Toptan Eşya Fiyat Endeksi (Ocak) – Önceki Veri: %0.20 / Beklenti: m.d.
10:00 – TR Cari Denge (Aralık) – Önceki Veri: -1.6myr $ / Beklenti: -3.4myr $
11:00 – AB ECB Aylık raporunu yayınlayacak.
15:30 – ABD Perakende Satışlar (Ocak) – Önceki Veri: - %0.30 / Beklenti: %0.30
15:30 – ABD Perakende Satışlar - Çekirdek (Ocak) – Önceki Veri: - %0.20 / Beklenti: %0.40
15:30 – ABD Haftalık İşsizlik Başvuruları (07 Şubat) – Önceki Veri: 480bin / Beklenti: 456bin
17:30 – Türk Telekom 2009 yıl sonu bilançosunu açıklayacak – Piyasa Beklentisi: m.d. / Garanti Yatırım Beklentisi: TL1,845mn
17:30 – Garanti Bankası konsolide olmayan finansalları açıklanacak (2009 4Ç)
12 Şubat Cuma
07:00 – JAPONYA Tüketici Güven Endeksi (Ocak) – Önceki Veri: 37.9 / Beklenti: m.d.
09:00 – ALMANYA GSYH (4.çeyrek) – Önceki Veri: %0.70 / Beklenti : %0.20
10:00 – AB ECB Üyesi Nowotny konuşma yapacak.
12:00 – AB Sanayi Üretimi (Ocak) – Önceki Veri :%1.00 / Beklenti: %0.10
12:00 – AB GSYH (4.çeyrek) – Önceki Veri: %0.4 / Beklenti: %0.3
16:55 – ABD Michigan Univ. Tüketici Güven Endeksi (Şubat) – Önceki Veri: 74.4 / Beklenti: 75.0
17:30 – İş Bankası konsolide olmayan finansalları açıklanacak (2009 4Ç) – Garanti Yatırım Tahmini: 468mn TL
17:30 – Vakıfbank konsolide olmayan finansalları açıklanacak (2009 4Ç) – Garanti Yatırım Tahmini: 310mn TL
15 Şubat Pazartesi
01:50 – JAPONYA GSYH (4.çeyrek) – Önceki Veri: %0.30 / Beklenti: %0.90
06:30 – JAPONYA Sanayi Üretimi (Aralık) – Önceki Veri: %2.20 / Beklenti: m.d.
06:30 – JAPONYA Kapasite Kullanım Oranı (Aralık) – Önceki Veri: %3.20 / Beklenti: m.d.
10:00 – TR İşsizlik Oranı (Kasım) – Önceki Veri: %13.0 / Beklenti: m.d.
16 Şubat Salı
10:00 – TR Tüketici Güven Endeksi (Ocak) – Önceki Veri: 78.8 / Beklenti: m.d.
11:30 – İNGİLTERE TÜFE (Ocak) – Önceki Veri: %0.60 / Beklenti: m.d.
12:00 – ALMANYA ZEW Ekonomi Anketi (Şubat) – Önceki Veri: 47.2 / Beklenti: m.d.
16:00 – Net Uzun Dönem Sermaye Akışı (Aralık) – Önceki Veri: 126.8myr $ / Beklenti: m.d.
19:00 – TCMB Faiz Kararını açıklayacak (16 Şubat) – Önceki Veri: %6.50 / Beklenti: m.d.
19:30 – ABD FED Üyesi Lockhart konuşma yapacak.
17 Şubat Çarşamba
06:00 – JAPONYA Merkez Bankası BoJ faiz toplantısı yapacak.
11:30 – İNGİLTERE Merkez Bankası BoE toplantı detaylarını yayınlayacak.
12:00 – AB İnşaat Çıktıları (Aralık) – Önceki Veri :- %1.10 / Beklenti: m.d.
12:00 – AB Dış Ticaret Dengesi (Aralık) – Önceki Veri: 4.8 myr € / Beklenti: m.d.
14:00 – ABD MBA Mortgage Başvuruları açıklanacak.
15:30 – ABD Konut Başlangıçları (Ocak) – Önceki Veri: 557bin / Beklenti: 580bin
15:30 – ABD İnşaat İzinleri (Ocak) – Önceki Veri: 653bin / Beklenti: 610bin
16:15 – ABD Sanayi Üretimi (Ocak) – Önceki Veri: %0.60 / Beklenti: %0.60
16:15 – ABD Kapasite Kullanım Oranı (Ocak) – Önceki Veri: %72.00 / Beklenti: %72.50
21:00 – ABD FED Açık Piyasa İşlemleri Komitesi toplantı detaylarını açıklayacak.
23:30 – ABD API Ham Petrol Stokları (13 Şubat) – Önceki Veri: m.d. / Beklenti: m.d.
18 Şubat Perşembe
07:00 – JAPONYA Öncü Göstergeler (Aralık) – Önceki Veri: 94 / Beklenti: m.d.
12:00 – AB Tüketici Güven Endeksi (Şubat) – Önceki Veri: -16 / Beklenti: m.d.
15:30 – ABD ÜFE (Ocak) – Önceki Veri: %0.20 / Beklenti: %0.80
15:30 – ABD Gıda ve Enerji Dışı ÜFE (Ocak) – Önceki Veri: %0.00 / Beklenti: %0.10
15:30 – ABD Haftalık İşsizlik Başvuruları (14 Şubat) – Önceki Veri: m.d. / Beklenti: m.d.
17:00 – ABD Philadelphia Fed İmalat Endeksi (Şubat) – Önceki Veri :15.2 / Beklenti: m.d.
18:00 – ABD Enerji Bakanlığı Ham Petrol Stokları (13 Şubat) – Önceki Veri: m.d. / Beklenti: m.d.
19:00 – ABD FED Üyesi Bullard konuşma yapacak.
19 Şubat Cuma
07:00 – JAPONYA Merkez Bankası BoJ Aylık Rapor yayınlayacak.
09:00 – ALMANYA ÜFE (Ocak) – Önceki Veri: - %0.10 / Beklenti: m.d.
11:00 – AB Cari Denge (Aralık) – Önceki Veri: 0.1 myr € / Beklenti: m.d.
15:30 – ABD TÜFE (Ocak) – Önceki Veri: %0.10 / Beklenti: %0.30
15:30 – ABD Gıda ve Enerji Dışı TÜFE (Ocak) – Önceki Veri: %0.10 / Beklenti: %0.20
26 Şubat Cuma
17:30 – Albaraka Türk konsolide olmayan finansalları açıklanacak (2009 4Ç)
2. Dalga Değil, Birinci Çatırdama…
08 Şubat 2010 Pazartesi Saat: 00:01
Öncelikle yurtdışında yaşanan korktuğumuz değil daha önce yazılarımızda belirttiğimiz gibi beklediğimiz bir gelişmeydi. Bu ülke bazlı 2. dalga diyeceğimiz bir takım gelişme süreci, yani birinci çatırdama diyebiliriz. Dünya’yı saran,kıta sıçratan bir süreç olmadığı sürece sadece piyasada realizasyon süreci.Birinci çatırdama sonrasında, borç endişeleri farklı ülkelere ulaşırsa kırılma ve daha sonraki aşaması ise 2. dalga olacaktır. 2009 yılı, kazanım yılıydı.Yeniden büyüme bir kazanımdı.Global ikinci dalga borçlanma sorunlarıyla olamaz, ancak kazanımların kaybedilmesiyle olur. 2010 yılında bu kazanım korunacak ve üzerine kamu açıkları azaldığı sürece kazanımlar devam eder. Kamu açıklarının dış borç harici alacağı her tedbir geçen seneden kazanımları devam ettirmeyi zorlaştıracağı ise bizleri bekleyen risklerdir.Kamu tasarrufunun artmasının özel sektöre kaynak aktarımını azaltması,vergi artışlarının tüketici harcamaları üzerinde kamu harcamalarının kısılmasının büyümeye negatif etkisi gibi. Bunları uygulamak o kadar kolay olmadığını önceki yazılarımızda belirttik. Adı geçen ülkelerin 2-3 senede borçların kapanması pratik olarak mümkün olmadığı gibi teorik olarak bile mümkün değil. Türkiye geçen hafta yaşanan krizde gelişmekte olan bir ülke gibi değil, gelişmiş bir ülke gibi tepki verdi. Avrupa’nın gelişmekte üstü ülkelerinin borç endişelerinin olduğu bir dönemde, TL cinsi yatırım araçları talep gördü. İMKB’de düşer,realizasyonunu yapar. Fakat Türkiye’nin kamu maliyesine yönelik endişeler artarda, TL cinsi faizlerde yada Türkiye CDS’lerine ateş sıçrarsa bu düşüşler ancak realizasyon noktasından çıkar. İMKB’de tipik bir realizasyon hareketi yaşanmaktadır ve yukarı yönde tepkilerde satışlar ile karşılanması suretiyle devamı gelebilir. Fakat düşüşler kronik olmak noktasında değildir.
Gökhan USKUAY
Yunan Vebası Bulgaristan ve Sırbıstan’a Bulaşıyor
06 Şubat 2010 Cumartesi Saat: 11:30
Uzmanlar Yunan bankacılık sistemindeki sorunların Bulgaristan ve Sırbıstan’ı da çok kötü vurabileceğini söylüyor. Bulgaristan’ın dış borcunu ödeme riskine karşı satılan CDS sigortalarının primleri Cuma günü 5 aylık zirve yaparken, Sırbistan dış borç kağıtlarının fiyatı da Temmuz’dan bu yana en düşük düzeye geriledi.
Halen Bulgar Euro-tahvili taşıyanlar iflas riskine karşı 270 baz puan prim ödüyor. Bununu yanında Sırb Euro-tahvilleri ile eş vadede ABD DİBS’i arasındaki getiri farkı (spread) 23 baz puan artarak 406 baz puana yükseldi.
Uzmanlara göre Yunan bankaları ve iştirakları Bulgaristan’da toplam kredilerin %30’nu, Sırbıstan’da %15’ini tutuyor. Bank of Royal Scotland’ın deneyimli bölge analisti Timothy Ash’e göre, eğer Yunan bankaları bu ülkelere kredileri keserse, iki ülkede de likidite sıkıntısı başgösterebilir.
Bakan’dan Zamanlama Hatası
06 Şubat 2010 Cumartesi Saat: 11:30
Türkiye’nin komşuları ve bir çok ülke senenin ilk bulaşıcı atağında tir tir titrerken, Sanayi Bakanımız Çağlayan artık IMF’ye ihtiyacımız olmadığını ilan etti. Buna meslekte zamanlama hatası diyoruz. Bakan’ın demeci şöyle:
ANKARA - Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, CNBC-e Genel Yayın Yönetmeni Servet Yıldırım'ın sorularını yanıtladı. İhracattaki son durumu değerlendiren Çağlayan şunları söyledi: "Miktar bazında 2009'da ihracat sadece yüzde 10'luk bir azalma kaydetti. Bir tanesi dünya emtia fiyatlarının düşmüş olması ve Euro/dolar paritesi. İhracatın en fazla arttığı ülkeler Suriye, Irak, Mısır, Libya'dır. Sadece komşularla yaptığımız ihracat 7 kat arttı. Avrupa pazarlarının daralması bizi yeni pazarlara yöneltti. Ocak ayı çok iyi başladı, moral veren bir şey oldu. Şubat ayına bakınca çok iyi bir gelişmeyle karşı karşıyayız. İlk dört günde ihracat 1.1 milyar dolar oldu, geçen yıl aynı dönem 744 milyon dolardı."
IMF OLMAZSA OLMAZ DEĞİL
Bakan Çağlayan IMF'yle sürdürülen görüşmelerle ilgili şunları söyledi: "IMF ile ilgili görüşmeleri Ali Babacan yürütüyor. IMF gelişmiş ülkelerle Türkiye'ye verdiği reçeteler siyahla beyaz kadar farklıdır. Türkiye'nin lehine olacak bir şeyi değerlendirmeye almamız gerekiyor. IMF anlaşması artık bize fazla bir şey kazandırmaz. IMF Türkiye için olmazsa olmaz değil. Anlaşma olması durumunda döviz kurunun daha aşağı gidebileceği ve ihracatın darbe alacağı konusunda ihracatçı arkadaşların haklı bir görüşü var. İhracatçıların haklı bir endişesi söz konusu, bunu bizim de dikkate almamız gerekiyor. Merkez Bankası'nın döviz rezervlerini artırması gerekir. IMF kaynağı gelirse TL'nin değerlenmesi engellenmeli." Çağlayan, Varlık Barışı'ndan gelen kaynağın ellerini rahatlattığını söyledi.
Kaynak: www.ntvmsnbc.com
Basın Piyasalardaki Çöküşü Nasıl Değerlendirdi?
06 Şubat 2010 Cumartesi Saat: 11:30
Hafat boyunca Yunanistan merkezli depremin tüm dünya piyasalarını sarsması basında da ilgi çekti. Cumartesi günü ekonomi basını gelişmeleri şöyle yorumladı:
www.ntvmsnbc.com: Piyasalarda yüksek tansiyon
Kurdaki hareketi ntvmsnbc'ye değerlendiren ABank Hazine Pazarlama Müdürü Ebru Balkan Koçak şunları söyledi: "Euro Bölgesi'ne ilişkin kötümserlikle risk algılaması değişti. Riskten kaçınma şeklinde tavır aldılar. Borsalarda ciddi düşüşler oldu, dolar arttı. Parite etkisiyle bizdeki hareket hızlı oldu. En belirleyici faktör parite olacak. Dolarda 1,5250 tepe noktası olabilir. Aşağıda da ilk etapta 1,5050 seviyesine kadar gevşeme olabilir. Euro/dolar paritesi 1,36-1,37 arasında dinlenmeye geçecektir."
İMKB'DE YÜZDE 3.7'LİK KAYIP
Yurtdışı piyasalardaki olumsuz havanın etkisiyle İMKB haftanın son işlem gününe yüzde 2 kayıpla başladı. Yurtdışına bağlı olarak İMKB'deki kayıp da hızlandı ve ilk seansta yüzde 3.9'luk düşüş yaşandı. Borsa ikinci seansta da sert düşüşünü sürdürdü ve haftayı yüzde 3.76 kayıpla 51 bin 454 puandan tamamladı. Borsa böylece yılın en düşük seviyesine gerilerken, seans içinde 51 bin 89 puana kadar geriledi. Avrupa borsalarında da yüzde 2'yi aşan düşüşler görüldü.
ASYA BORSALARINDA YÜZDE 4'E VARAN DÜŞÜŞ
Asya'da borsalar, Avrupa'da bazı ülkelerin borç sorunu ve ABD'de işsizlik maaşı başvurularının artmasının küresel toparlanmanın resesyona dönüşebileceği endişeleri nedeniyle geriledi.
Japonya'da Tokyo Borsası haftanın son işlem gününü düşüşle kapadı. Borsanın temel göstergesi Nikkei 225 endeksi yüzde 2.89 (298,89 puan) değer kaybederek, 10 bin 57 puana indi.
Asya'da ayrıca Çin'de Şanghay Borsası yüzde 1,8, Hong Kong Borsası yüzde 2.9, Güney Kore Borsası yüzde 3.1, Tayvan Borsası yüzde 4 ve Avustralya Borsası yüzde 2.5 düştü.
ABD'DEN DE KÖTÜ HABER GELDİ
Piyasalar öğleden sonra ABD'den gelen istihdam verisine odaklandı. ABD Çalışma Bakanlığı, Ocak ayında tarım dışı istihdamın 20 bin düşüş ile beklentilerin tersine azaldığını açıkladı. Ekonomistler tarım dışı istihdamın Ocak'ta 5 bin kişi artmasını bekliyorlardı. Aralık'ta 85 bin düşüş olarak açıklanan ABD tarım dışı istihdam verisi 150 bin düşüşe revize edildi. ABD'den gelen veri de kötü olunca borsalardaki sert düşüşler sürdü.
PETROL VE ALTIN ÇAKILDI
Petrol, dün Temmuz ayından bu yana yaşadığı en büyük günlük düşüşün ardından, doların Euro karşısında son sekiz ayın en yüksek değerine ulaşmasıyla yatay seyir izliyor. Petrolün varili, 72 dolara yakın seviyeden işlem görüyor.
Altın fiyatları, bazı Avrupa ülkelerinin borçlarıyla ilgili artan kaygılar nedeniyle yatırımcıların risk alma konusunda ihtiyatlı davranmalarıyla üç ayın en düşük seviyesinin biraz üzerinde seyrediyor. Dün 2008'den bu yana görülen en büyük günlük düşüşü gören altının ons fiyatı 1,060 dolar seviyesinde işlem görüyor.
Referans Gazetesi: Piyasalara Avrupa Darbesi
Yunanistan'ın ardından İspanya ve Portekiz ekonomisine ilişkin artan endişeler piyasaları yerle bir etti. Uluslararası piyasalardaki düşüşten payını alan İMKB cuma günü yüzde 3,76'lık düşüşle 51.454 puana indi. İMKB'de iki günlük düşüş yüzde 6,5'e ulaşırken şirketlerin piyasa değerinde cuma günü yaşanan kayıp 16 milyar dolar oldu.
Sabah Gazaetesi: Türkiye dalgayı hafif atlattı (Kerim Karakaya)
ABD DE YARALI
Hazırladığımız 'Finansal Hasar Haritası', 2010'da en ağır darbeyi alan ülkeleri ortaya koyuyor. Harita, artan risk ile birlikte borsadaki kayıpları gösteriyor. Buna göre, 2010'da en ağır finansal hasarı Kıta Avrupası ülkeleri aldı. Portekiz, Yunanistan, İspanya, İtalya, Almanya ve Fransa şu ana kadar son dalganın ağır hasarlıları... Zayıf halkalardaki (Portekiz, Yunanistan ve İspanya) mali sorunların AB'nin 'finansör'leri Fransa ve Almanya'nın finansal göstergelerinde ağır tahribata yol açması dikkat çekiyor. Yıl içindeki en düşük seviyesine göre Almanya CDS'leri yüzde 72, Fransa CDS'leri ise 107 artmış durumda. Ayrıca, İtalya'ya yönelik endişeler çok sık gündeme gelmese de bu ülkeye yönelik risk algılaması da yükseliyor. 2010'a ağır hasarlı giren diğer bir ülke de ABD oldu.
ÇİN ORTA HASARLI
Dün açılışta ABD Dow Jones Endeksi 10 binin altına inerek son 3 ayın en düşük seviyesine geriledi. Bununla birlikte ülkenin CDS oranları son bir ayda yüzde 71 yükseldi. 'Orta hasarlı' ülkeler grubunda ise Rusya, Macaristan, Çin ve Polonya yer aldı.
TÜRKİYE ŞİMDİLİK AZ HİSSETTİ
Türkiye, finansal stresi şu ana kadar en az hisseden ülkeler arasında yer alıyor. Bu yıl, borsası daha az düşen ve iflas riski daha az artan 'Hafif Hasarlı' ülkeler arasında Türkiye ile birlikte Meksika, Filipinler, Malezya, Letonya, Ukrayna, İrlanda ve İngiltere yer aldı. Türkiye son iki işlem gününde sert satışlar yaşasa da yılın başında IMF beklentileri sayesinde ayrışan ülke olmuştu. Bu nedenle Türkiye 2010'dan en hafif darbeyi alan ülkeler arasında yer aldı. Türkiye'nin 5 yıllık CDS'leri yılın en düşük seviyesine göre sadece yüzde 25 yükseldi. İMKB ise yılın zirve seviyesinden yalnızca yüzde 7 aşağıda. Piyasa oyuncuları tarafından 2009'da alt-üst edilen ve uzun süre gündemden düşmeyen Ukrayna ve İrlanda gibi ülkelerde ise şimdilik sular durgun gibi görünüyor.
VATAN Gazetesi: Krizin yeni fay hattı 'Avrupa' dünyayı sallıyor
YUNANİSTAN, Portekiz ve İspanya ekonomilerine ilişkin kaygılar borsaları vuruyor. Avrupa borsaları dün de değer kaybetti ve 2 günlük düşüş % 8’e dayandı
AVRUPA para birimi euroda kan kaybı hızlandı. Euro, dolar karşısında 1.3595’le son 9 ayın en düşük seviyesine indi. Dolardaki çıkış altın ve petrolü vurdu
Başta Yunanistan, Portekiz ve İspanya olmak üzere Avrupa ekonomilerine yönelik kaygılar tüm dünyaya unutulmaya yüz tutan krizi yeniden hatırlattı. Hem borcu hem de bütçe açığı rekor kıran Avrupa ülkelerinin krizin “ikinci dibi”ne neden olacağı korkularıyla euro dün dolar karşısında 9 ayın en düşük seviyesi olan 1.3595’e kadar geriledi. “Sıradaki kim” sorularının arttığı borsalar dün de kötü bir gün geçirdi. Haftanın son işlem gününde de kayıplar bir ara yüzde 3’e dayandı. Böylece borsalarda son 2 günde yaşanan kayıplar yüzde 7’leri aştı. Korkuların merkez üssü olan Yunanistan’da Atina Borsası dün yüzde 3.73 geriledi. Lizbon ve Madrid Borsası’nda kayıplar bir ara yüzde 3’ü aştı.
Tüm eleştirilere rağmen Portekiz’de bütçe harcamalarını artıran yasanın parlamentoda kabul edilmesi, piyasalarda kaygıları iyice artırdı. Almanya’da sanayi üretimi, ekonominin imalat tabanında ve inşaat sektöründe üretimin azalmasının etkisiyle Aralık’ta önemli ölçüde düştü. Ekonomi Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, sanayi üretiminin mevsimsel etkiyle Aralık’ta aylık bazda yüzde 2.6 düştüğü belirtildi.
Sıradaki kim?
Avrupa ekonomileri arasında dünyayı sallayanların başında bütçe açığı ve borçluluk oranı yüksek ülkeler geliyor. Ancak bu ülkelerin ekonomik büyüklük açısından “dev ülkelerden” daha küçük olmaları dikkat çekiyor.
Dünyanın en borçlu 20 ülkesi sıralamasında Avrupa’dan 16 ülke yer alıyor. Milli gelirinin yüzde 1267 üzerinde dış borcu bulunan İrlanda dünyanın en borçlu ülkesi konumunda. İrlanda’nın bütçe açığı ise milli gelirinin yüzde 12’si düzeyinde. Bütçe açığının milli gelire oranı Avrupa Birliği ülkeleri için belirlenen Maastricht kriterine göre yüzde 3’ü aşmaması gerekiyor. İsviçre ve İngiltere ise borçlulukta ikinci ve üçüncü sırada yer alıyor. Milli gelirinin yüzde 14.2’si kadar bütçe açığı veren İngiltere’nin ekonomik büyüklüğü ve krize karşı önlem almadaki hızı bu ülkeye yönelik bir endişenin çıkmasını engelliyor.
ABD istihdamı yetmedi
Dünyanın en borçlu 16’ncı ülkesi olan Yunanistan’da ise bütçe açığı milli gelirinin yüzde 12.5’i düzeyinde. Bu oran Portekiz’de yüzde 9.3, İrlanda’da yüzde 12, İspanya’da ise yüzde 11.4. Portekiz’in brüt dış borçları (507 milyar dolar) milli gelirinin yüzde 214.4’ü kadar.
Son 2 gündür Avrupa’ya yönelik endişelerin vurduğu borsaları, ABD istihdam verisi de kurtaramadı. ABD Çalışma Bakanlığı, Ocak ayı işsizlik oranını yüzde 9.7 olarak açıkladı. Beklenti işsizlik oranının yüzde 10.1 olarak açıklanacağı yönündeydi.
Bu verinin ardından Wall Street’te endeksler vadeli işlemlerde artıya geçti, Avrupa borsalarındaki kayıplar bir miktar azaldı. Ancak dünya borsalarındaki toparlanma çabası sadece yarım saat sürdü. Güne yükselişle başlayan Wall Street’te yönün tekrar aşağıya dönmesi borsalarda satışları yeniden hızlandırdı.
ABD’de açıklanan tarımdışı istihdam verisinin beklentilerin üzerinde gerilemesi toparlanma çabalarını etkisiz bıraktı. ABD’de Ocak ayında tarım dışı istihdam 20 bin düşüş ile beklentilerin tersine azaldı. Tarım dışı istihdamın 5 bin kişi artmasını bekleniyordu.
NOT: Geçmiş Dönemlere Ait Yazılarımızı Sitemizin GÜNLÜK YORUMLAR Bölümünde Bulabilirsiniz...